Giriş: Sınava 4 Ay Kala Motivasyon
- Sınava 4 ay kala zamanın değerini bilmek ve motivasyonu yüksek tutmak çok önemli.
- Emek verdiğiniz sürece 4 ayda da sınav başarısı yakalanabilir.
Tarih Çalışma Stratejileri
Kamplar ve Öncelikli Konular
- Daha önce 39 gün süren detaylı TYT Matematik Bölünebilme Kuralları ve Örnek Sorular Analizi kampı yapıldı.
- Şu anda kritik konular kampına odaklanmak ve ÖSYM’nin sıkça sorduğu konulara yönelmek avantaj sağlar.
- Ocak ayında full tekrar yapılacak ve kitap üzerinden hatırlatmalar yapılacak.
Önemli Tarihsel Konular
Tarih Biliminin Temel Kavramları
- Tarihin yöntemleri: tarama, tasnif, tahlil, tenkit, terkip
- Kaynaklar:
- Birinci elden: Anıtlar, yazıtlar, fermanlar, paralar
- İkinci elden: Ders kitapları, makaleler
- Olay (anlık gelişme) vs. Olgu (uzun süreçli gelişme) ayrımı
- Detaylı kavramlar için Comprehensive UPSC Optional History Orientation: Syllabus, Approach & Strategies rehberine göz atılabilir.
Tarih Öncesi ve İlk Çağ Medeniyetleri
- Paleolitik (Avcı-toplayıcı), Mezolitik, Neolitik (tarımla yerleşik hayat)
- Sümerler yazıyı icat etti, ziguratları ve ilk kanunları (Urkagina) ile bilinir.
- Anadolu medeniyetleri: Hititler (Pankuş Meclisi, Kadeş Barışı), Frigler, Lidyalılar (ilk madeni para)
Orta Çağ ve Türk Devletleri
- Kavimler Göçü ve Avrupa Hunları
- Göktürkler, Uygurlar ve Orta Asya’daki gelişmeler
- Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşu, Malazgirt Zaferi ve Anadolu’da Türkleşme
Osmanlı Tarihi
- Kuruluş dönemi, beyliklerin Anadolu’daki rolü
- Devlet teşkilatı, tımar ve kapıkulu sistemleri
- Yükselme dönemi: İstanbul’un fethi, Kanuni Sultan Süleyman dönemi
- Gerileme ve Dağılma: Islahat hareketleri, Tanzimat, Meşrutiyetler
- I. Dünya Savaşı ve son dönem gelişmeleri
Türkiye Cumhuriyeti ve Mustafa Kemal Atatürk
- Kurtuluş Savaşı, Misak-ı Milli, TBMM’nin açılması
- Lozan Barış Antlaşması ve yeni devletin kabulü
- Atatürk ilke ve inkılapları:
- Cumhuriyetçilik ve milliyetçilik
- Halkçılık ve devletçilik
- Laiklik ve inkılapçılık
- Eğitim, hukuk, toplumsal reformlar (Harf inkılabı, Soyadı kanunu)
Sınavda Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
- Soru ve cevapların ÖSYM’nin yaklaşımına göre düzenlenmiş kapsamlı çalışması
- Tarihsel dönemler, önemli savaşlar, antlaşmalar ve kültürel gelişmeler önemli
- Özellikle Türk tarihinin kritik noktaları ve sınavda sıkça sorulan karekteristikler
- Kaynakların doğru anlaşılması, yorum ve kritik yapabilme becerisi
- Etkili öğrenme için YouTube Videolarını Optimize Etmenin 12 Temel Yolu içeriği faydalı olabilir.
Sonuç ve Tavsiyeler
- 4 aylık zaman dilimi, doğru plan ve tekrarlarla başarılabilir.
- Düzenli çalışma ve motivasyonun korunması şart.
- Video ve kamp kaynaklarından faydalanarak hızlı ve etkili öğrenme mümkün.
- Sınav sürecinde stres yönetimi ve düzenli dinlenme önemlidir.
Bu rehber, TYT ve MSÜ tarihi sınavlarında başarılı olmak isteyen öğrencilere yönelik kapsamlı, pratik ve motive edici bilgi sunar. Tarihin temel kavramları ve kritik konuların birleşimiyle etkili bir çalışma programı oluşturulabilir.
Ayrıca, tarih alanındaki genel ilgi ve önemin günümüzdeki etkileri hakkında bilgi için Tarihin Popülaritesi ve Sosyal Medya Üzerindeki Etkisi sayfası ziyaret edilebilir.
Canlarım benim selamlar. Sınavımıza daha 4 ay var. Bu cümleyi benden çok duyacaksınız. Sınava daha 4 ay var.
Sınavımıza daha kocaman 4 ayımız var. Sınava 4 ay var. Bak bugün itibariyle sınava 4 ay var. Bu güzel bir zaman.
Bunu belki bu videoyu belki 2 ay sonra izleyeceksin ama o zaman da şunu söyleyeceğim. Sınava daha 2 ay var.
Bunlar güzel zamanlar. Özellikle motivasyonumuzu artırmamız gereken zamandayız. Emek verdik, düştük,
kalktık. Ağladık, sızladık. Bunlar oldu. Bu bizim için de geçerli. Gerçekten yorulduk. Hatta fizik fintoyla Didar
hocanızla bugün konuşmaya mecalimiz yoktu. Yani oturduk biraz e yorulduk. Hepimiz yorulduk ama canlarım bir
şeylere ulaşmamız gerekiyor. Bazı hayallerimiz var. Bunlar için de mücadele etmeye gerçekten değiyor ve
daha 4 ayımız varken de böyle motivasyonu düşürmek bana kendimize yapılmış bir haksızlık gibi geliyor. O
yüzden motivasyonumuzu artıralım ve kamplara, derslerimize hangi branştan çalışacaksak bu motivasyonla lütfen
devam edelim. 4 ayımızı güzel değerlendirelim. Sınav 4 ayda kazanılır cümlesini öğrencilerden çok duydum
yorumlarda. Bence de öyle. Sınav gerçekten 4 ayda kazanılabilir. Bu böyle bir sınav. Zaten sen şu ana kadar boş
geçirmedin. Emek verdin. Bir şeyleri öğrenemediğini düşünsen bile bazı derslerde ilerleyemediğini düşünsen bile
yanılıyorsun. Bir zemin hazırladın, bir şeyler yaptın. Sonucunu almak için bekliyorsun. O doğru zaman geldiği zaman
sonucunu alacaksın. O yüzden sakın masadan kalkma, güzelce çalış. Biz bugüne kadar ne yaptık? 39 günde TYT
tarih detaylı kampımızı yaptık. Tarih için çok güzel, gerçekten bulunmaz bir kamptı. Temmuzun sıcağında anlatmaya
başlamıştım. O kampa birçoğumuz katıldı artık. Konu soru şeklinde ilerlemiştik ve çok güzel fulletecek bir kamptı. Ama
sınavımıza 4 ay varken artık 39 günde kampına katılman mantıklı gelmiyor. Aynı kitabı kullanarak ne yaptık canlarım? 12
günde TYT tarih kritik konuları yaptık. Hatta tüm Zedo öğretmenleri birlikte yaptık. Neden yaptık biliyor musunuz?
Çünkü yorulma dönemleriniz hesaplandı artık. çalışma, zaman, performans oranına baktık ve bu aylarda evet
çocuklar kritik konular kampına katılırsa hem zaman olarak bir şeyler kazanır hem de daha e riskli olsa da
diğerine göre 39 günde göre riskli olsa da zaman performans olarak en verim alacakları kamp bu dedik. Kritik konular
kampını yaptık ve bunu yaparken de ne yapmıştık? ÖSYM'nin düzenli soru sorduğu konuları anlatmıştık ki TYT'de gerçekten
bu belli biliyor musunuz? Yani mesela tarih branşında ÖSYM'nin gerçekten de hangi konulardan soru sorduğu dört
sorunun yeri çok belli. İlk ve Orta Çağlarda Türk Dünyası, ilk Türk İslam Devletleri ve Türkiye tarihi var ya 1.
Beylikler, Türkiye Selçuklu, ikylikler bu dönemlerden bir soru. İlk ve orta çağlarda Türk dünyasından bir soru.
Hunlar, Göktürkler, Uygurlar dediğimiz devletler, milli mücadele, Atatürkçülük ve Türk inkılabı. Bu kısımlar mutlaka
bize totalde dört soru getirecek. O diğer bir soruyu da kaçırmamak için biz ne yapıyoruz? Kritik konularda hepsini
bir özetliyoruz. Şimdi burada da canlarım Ocak full tekrar yapacağız. Zaten kitabı aldınız. Bir daha yeni bir
kitap istemiyoruz. Aynı kitaptan hemen hatırlatma çalışmaları yapacağım. Bu arada aklınızda olsun. İki hafta önce
çok güzel bir kamp daha yaptım. Eğer tarihi böyle görsel öğrenmek istiyorsan ya da görsel hatırlamak istiyorsan, bir
özet geçmek istiyorsan MSÜ'den önce Kavramlarla tarih özeti, cep kitabı görsel kampına mutlaka katıl. Tek bir
videoyla 5,5 saat içerisinde hepsini ne yaptım? Anlattım. Çok da güzel oldu. İçime sindi. O yüzden cep kitabını temin
edebilirsin. Ama cep kitabın olmasa bile ne yap? Mutlaka o görsel kampa katıl. Bir kere o kampı izle. Bir de sınavdan
bir hafta önce izle. Benim sana tavsiyem özellikle bu. Şimdi hem bir bilgilendirme oldu hem de küçük bir
kitap tanıtımı oldu. Artık nasıl değerlendirirseniz ama benim çok önemsediğim, vurgulamak istediğim şey
neymiş? Kritik konular kampıyla cep kitabı görsel kampı. Burada da ne yapacağız? Burada da güzel bir
hatırlatma yapacağız. zaten bir şeyleri bildiğinizi düşünerek bakın bu önemliydi canlarım bu gelebilir bunu sakın
unutmayın şeklinde sizi e işinizi kolaylaştıracak bir anlatım yapacağım. Hemen başlıyorum. Bakın şimdi TYT tarih
dedik kitabımızın hemen iç kısmını bir açayım canlarım buradan TYT'de soru büyük konuşmayalım, iddialı olmayalım
ama gelmiyor diyelim. Çünkü gerçekten gelmiyor. İnsanlığın ilk dönemlerinden gelmiyor. Orta Çağ da dünyadan gelmiyor.
Nereden geliyor? Hemen şöyle işaretleyelim. Bakın ilk ve orta çağlarda Türk dünyası bir tane soru
getiriyor. Bakın hemen. Türklerin İslamiyeti kabulü ve ilk Türk İslam devletleri bir soru getiriyor. Bakıyorum
hemen şu kısımda milli mücadele dönemi bir soru mutlaka getiriyor. Atatürkçülük Türk inkılabı bir soru getiriyor. E ama
hocam TYT'de MSV'de 5 tane soru var. O bir soru nerede? İşte o bir soru canlarım bu aralarda bir yerde. Onu
tahmin edemiyoruz. O yüzden ne yapıyoruz? mümkün olduğu kadar her şeyi değinerek ilerlemeye çalışacağız. Soru
cevap yapacağım, hatırlatma yapacağım. Bu önemliydi şeklinde olayı devam ettireceğim. Ama dediğim gibi seni
sıkacak bir anlatım değil. Şimdi anlayacaksın. Tarih bir insanın, bir toplumun başından geçen olayları yer ve
zaman göstererek neden sonuç ilişkisi içerisinde belgelere dayanarak objektif yani tarafsız bir biçimde inceliyordu.
Ve bir sürü tarihçi ya da tarihle ilgili fikir sahibi olan insan vardı. Mesela Herodot tarihin babası olarak geçiyordu.
Mesela İbn Haldun bir sosyologtu, toplum bilimciydi. Bunun dışında canlarım Halil İnalcık çok önemli bir tarihçiydi. Halil
İnalcık da şuna dikkat edin. Osmanlı'nın kuruluşunu 1302 Koyun Hisar Savaşı'na dayandırıyordu. Tarih biliminin
yöntemleri beş aşamaydı. Burada tarama, tasnif, tahlil, tenkit ve terkip kısımları vardı. Benim burada
önemsediğim şey şu. AYT için daha geçerli bu vereceğim bilgi. Bir araştırma yapacağınız zaman belgeleri
önce topluyorsunuz. Kaynakları arayıp tarama yapıyorsunuz. Sonra bu bulduğunuz kaynakları sınıflandırıyorsunuz zamana,
mekana ve konuya göre. Sonra bulduğunuz bu kaynakları, edindiğiniz bilgileri tahlil aşamasında çözümlüyorsunuz. Ne
yapıyorsunuz? Eldeki belgeler yeterli mi, değil mi? Buna bakıyorsunuz. Sonra tenkit yani eleştiri aşamasında eldeki
belgeler doğru mu değil mi? Bunu saptıyorsunuz. En sona zaten belgeleri toparlıyorsunuz ve eleştiri süzgecinden
geçirip son aşama sentez aşamasını gerçekleştiriyorsunuz. Tarih biliminin yöntemleri, basamakları bunlardır. Tarih
biliminin kaynaklarına baktığımız zaman birinci elden kaynaklar var. Bir de ikinci elden kaynaklar var. Burada neye
dikkat edelim? Birinci elden kaynaklar olayın geçtiği zamanı ifade eden o dönemden bulunan tüm belgeler birinci
elden kaynaktır. O belgelere bakılarak oluşturulan kaynaklarsa ikinci elden kaynaklardı canlarım. Örnek verecek
olursak ki örnekler daha önemli. Mesela anıtlar, yazıtlar, abideler, kitabeler. Bunlar birinci elden kaynak. Mesela
Fatih'in bir fermanı ya da işte Muhaç Meydan Muharebesi'in yapılması. O muharebe ile ilgili ortaya konulmuş
belgeler birinci elden kaynaktır o dönemde. Paralar, arkeolojik buluntular, asker mektupları. Mesela Çanakkale
savaşlarından bir askerimizin mektubu birinci elden kaynaktır. Peki ikinci elden kaynağı örnek vereceksek makaleler
mesela ders kitapları değil mi? Tarihte işte yaşanmış olayları birinci elden kaynaklara bakarak ne yapıyoruz? Ders
kitabı oluşturuyoruz. Bu da ikinci elden kaynak oluyor. Ya da ansiklopediler. Peki canlarım burada baktığımız zaman
tarih biliminde kaynaklarda sınıflandırma. Sözlü kaynaklar deyince efsaneler, menkıbeler yani din
ulularının büyüklerinin hikayeleri, destanlar. Bunlar sözlü kaynaklar. Bizim için yazılı kaynaklar daha önemli.
Tabletler, kitabeler, fermanlar, beratlar, paralar. Paraların üzerinde böyle yazılar vardı. O yüzden bunlar
yazılı kaynaktır. Sesli ve görüntülü kaynaklar var. Gerçek eşya ve kaynaklar var. Bunları bir hatırlatmış olduk. Olay
ve olgu kavramları çok önemliydi. Zamanınızı almadan hızlı bir şekilde anlatıyorum. Bir şeyler bildiğinizi
düşünerek anlatıyorum canlarım. Sakın bana kızmayın. Çünkü sınavlara son dakikada, son aylarda da bunu
kullanacağınız için zaman kaybı, muhabbet mümkün olduğunca olmayacak. Bu videoda. Tek parça halinde yükleyeceğim
bunu. Tarihsel olay ve olgu ne demek? Olay kısa sürede yaşanan gelişmeler olgu uzun vadede yaşanan gelişmelerdi
canlarım. Şöyle düşünebilirsiniz bakın. Olay Malazgirt savaşı. 26 Ağustos 1071'de Muş'un Malazgirt bölgesinde Rah
ve Ovasında gerçekleşiyor bu savaş ve Doğu Romaile Büyük Selçuklu arasında ve bu savaş kazanılıyor Büyük Selçuklu
tarafından. Bu anlık bir gelişme olaydı. Ama bu savaştan sonra Anadolu'nun Türkleşmesi, Müslümanlaşması bu bir
olgudur. Çünkü uzun vadede yaşanan bir gelişmedir. Ya da şöyle düşünün canlarım. Talas Savaşı bir olaydır. Ama
Talas Savaşı'ndan sonra Türkler arasında İslamiye yayılması bu bir olgudur. Buna dikkat edersiniz. Tarihsel olay ve
olgunun örneklerine bakın. Mantığını anlayacaksınız. Mesela Mekke'den Medine'ye göç. Yani hicret 622'de
gerçekleşmiş bir olaydır. Ama hicretten sonra İslamiyet'in yayılması mesela evet bir olgudur. Ya da Frans ihtilalinin
yaşanması bir olay ama Frans ihtilali ile milliyetçilik duygusunun dünyaya yayılması bir olgudur. Buna dikkat
edersin. Tarihi yardımcı bilim dallarına bakıyorum. Arkeolojik, kazı bilimi, antropoloji, ırkların özelliğini
inceliyor. Paleografya, eski yazıları inceliyor. Epigrafi, kitabeleri inceliyordu. Nümizmatik, bankamatik,
paramatik yani paraları inceliyor. Diplomatik devletlerarası ilişkileri, belgeleri inceliyor. Herhaldik, arma
bilimi, etnografya, kültür bilimi, kronoloji, zaman bilimi, bakıyorum, coğrafya, kimya, kimya biliminde de
karbon 14 metodu kullanılıyor. Buluntuların yaşı hesaplanabiliyor. Bunun gibi toplumsal anlamda baktığımız
zaman da sosyoloji evet toplum bilimiydi canlarım. Burada tarih öncesi çağların incelenmesinde özellikle paleografi,
nümizmatik, epigrafya, diplomasi gibi bilimlerden faydalanamıyoruz. Çünkü tarih öncesi demek yazının bulunmasından
önceki dönemleri ifade ediyor. O yüzden yazıya ihtiyaç duyan bilim dallarından tarih tarih öncesi dönemde
faydalanamıyor. Buna dikkat edersin. Tamam mı? Mesela arkeolojiden tarih öncesi dönemde yani yazının
bulunmasından önceki dönemlerde faydalanabilir miyiz? Tabii ki yazıya ihtiyaç duymuyor arkeoloji ama
paleografya eski yazıları incelediği için tarih öncesi dönemlerde de yazı olmadığı için hiçbir işe yaramıyor. Buna
dikkat edersiniz canlarım. Tarih öğrenmemiz lazım. Milli şuurumuzu oluşturmak için ortak hafızamızı
güçlendirmek, milli ve toplumsal kimliğimizin inşasında kullanmak için, birlik beraberlik duygumuzu güçlendirmek
için tarihi öğreniyoruz. Bakıyorum canlarım burada anakronizm kelimesi var. Bir duymuş olalım. Tarihsel yanılgı
anlamına geliyor. Mesela Kara Murat filmi çekilirken, bak bir film düşün. Atıyorum 14. yüzyılla 15. yüzyılla
ilgili bir film çekiyoruz. Bu film sahnesinde arkadan bir uçak uçuyor. Normalde 15. yüzyılda uçak icat
edilmemişti ama burada ne oldu? Bir yanılgı, tarihsel bir yanılgı var ortada. Biz buna anakronizm diyoruz. Ne
demekmiş? tarihsel yanılgıymış aklımızda olsun. Ya da 13. yüzyılla ilgili yaşanan bir gelişmeyi anlatırken dinamit
patlaması. Ya dinamit o dönemde icat edilmemiş. Ne işi var dinamitin orada? Bu tarihsel yanılgıdır. Buna dikkat
edersiniz. Takvim dersem evet zamanı ölçme biçme. Ben diyorum ki tarihte iki tane takvim var. Bir güneş yılı esaslı
takvim. Bir de ay yılı esaslı takvim. Ay yılı esaslı takvimi bulan kimlerdi? Sümerler de yılı 354 gün olarak
hesaplamışlar. Güneş yılı esaslı takvimi bulanlar da Mısırlılardı. Yılı 365 gün olarak hesaplamışlardı. Türkler tarih
boyunca birçok takvim kullandı. 12 hayvanlı Türk takvimi, hicri takvim, Celali, Rumi ve Miladi takvim. Canlarım
burada Büyük Selçuklu Devleti'nde Ömer Hayyam tarafından hazırlanan takvim Celali takvimiydi. Lütfen buna dikkat
edin. Rumi takvim Osmanlı'da mali işleri düzenlemek amacıyla kullanılmıştı. Toplumlar takvimleri belirlerken,
takvimlerin başlangıç yıllarını belirlerken kendileri için en önemli olayları esas almışlar. Mesela İbraniler
yaratılışı ne yapmışlar? Başlangıç yılı kabul etmişler. Yunanlılar olimpiyat oyunlarını başlangıç kabul etmişler.
Hristiyanlar Hz. İsa'nın doğumunu başlangıç kabul etmişler. Müslümanlar da hicret olayını 622 yılını hicri takvimin
başlangıcı olarak kabul etmişler. Buraya bir göz atarsınız. 100 yıl kavramından TYT'de gelmiyor ama yine de şunları
bilmenizde fayda var. Bakın ben 375 yılı dediğim zaman eğer 3 haneli bir rakamdan bahsediyorsam hemen bir ilk hanesine şu
haneye 1 ekliyorum. Tamam mı? Bu kaçıncı yüzyıl oldu? 4. yüzyıl oldu. Ya da canlarım şöyle yapalım. 888 dediğimde 3
haneli mi? Evet. Bu haneye ne yapıyorum? +1 ekliyorum. Kaçıncı yüzyıl oldu bu? 9. yüzyıl. Peki 4 haneli ise 1081 dersem
mesela 4 haneli değil mi? Bak ilk iki haneye bir ekliyorum. Ne oldu? 11. yüzyıl oldu. Ya da 1881.
Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumu. Bak 4 haneli ise 2 haneye 1 ekliyorum. 19. yüzyıl oldu. Yüzyıl hesaplamaları bizim
için önemli. Mesela Osmanlı ilk resmi anlaşmasını Safavilerle Kanuni döneminde 155 yılında imzalamış. Amasya anlaşması.
Ya kaçıncı yüzyıl bu? 155 15 + 1 16. yüzyıl. Böyle düşünmeni istiyorum. Tarih öncesi dönemler. Tarih öncesi diyorsam
ne diyordum ben sana? Yazı yok. Yazının olmadığı dönemler tarih öncesi dönemlerdi. E hocam yazı ne zaman
bulundu? Milattan önce 3200 yılında Sümerler yazıyı icat ettiler ve tarihi devirler başladı. Canlarım tarih öncesi
dönemlerde, yazının olmadığı dönemlerde nasıl bir süreç var? Bakın taş devri ve maden devri olarak iki dönemde
inceliyoruz. Paleolitik, mezeolitik, neolitik. Neydi bunlar? Eski taş, orta taş ve yeni taş. Yani cilal taş. Burada
canlarım aslında taş devri ve maden devri olarak iki bölümde incelenmesinde ne etkili biliyor musunuz? Asla
unutmayın. O dönemde kullanılan malzemeler. İnsanlar en çok hangi malzemeyi kullandıysa ona göre bir
isimlendirme yapmışlar. Taş ve maden. Ama tarihi devirlere baktığımız zaman yani ilk çağ, orta çağ, yeni çağ, yakın
çağ. Burada da evrensel olaylara bakılmış ve ona göre çağlar açılıp kapanmış. Bu mantığı unutmayacaksınız.
Şimdi burada özellikle bizim için neolitik çağı çok önemli olacak. Çünkü burada üretim başlıyor. Toprağa bağlı
bir hayat geliyor ve aynı zamanda yerleşik yaşam geliyor. O yüzden insanların üretici olduğu, köyler,
kasabalar kurduğu ve toprakla ilgilendiği, üretim yaptığı, artı ürün kazandığı dönem neolitik dönem. Buna
özellikle dikkat çekmiş olalım. Peki başlayalım şimdi şuradan. Paleolitik dönem deyince aklımıza ne gelmeli?
İnsanların en uzun dönemi tamamen avcı, toplayıcı yaşıyorlar. Bu dönemde canlarım insanlar gerçekten de tüketici
yaşıyor. Doğada buldukları malzemeleri yemeye çalışıyorlar. Bir üretim söz konusu değil. Dönemin sonlarına doğru
ateş bulunuyor. Kontrol altına alınıyor. Ateşin kontrol altına alınmasıyla ne oluyor biliyor musun? İnsanlar ısınma,
korunma ya da yemeklerini pişirme, aydınlanma sorunlarını çözmüş oluyorlar. Unutma, ateşin kontrol altına alınması
paleolitik dönemin sonudur. Bu bizim için gerçekten önemli bir bilgi. Mezolitik dönem, orta taş dönemi. Bu
dönemde mikrolit denilen çakmak taşından aletler kullanılıyor. Obsidyen denilen volkanik camdan yapılma aletler
kullanılıyor. Geliyorum neolitik döneme. En önemli dönem burada. tarım devrimi gerçekleşiyor. İnsanlar toprağa bağlı
üretim yapıyor. Artı ürün elde ediyor. Bu dönemde insanlar köyler, kasabalar, yerleşik yaşama geçerek büyük şehirler
oluşturuyorlar. Bu açıdan önemli üretici bir toplum var. Bu da tabii ki artı ürünün ortaya çıkmasını ve özel mülkiyet
anlayışının gelişmesini sağlıyor. Bunlara dikkat edersiniz. Maden dönemine geldiğimizde canlarım önce bakır
kullanılmış. Sonra tunç, sonra Demir. Bakın bakır en kolay bulunan malzemeydi. Daha sonra bakırla kalayı karıştırmış
insanoğlu ve tuncu elde etmiş. Daha sonra demiri kullanmışlar. Demiri kullananlar silah yapımında güçlendiği
için diğer toplumlara üstünlük sağlamıştır. Bunlara dikkat edersiniz. Peki, tarih öncesi dönemlerin yani
yazıdan önceki dönemlerin başlangıç bitiş zamanları bölgelere göre toplumlara göre değişiklik
gösterebiliyor. Ya da bir toplum işte ne bileyim neolitik dönemi yaşarken başka bir toplum bakır çağını yaşayabiliyor.
Buna da dikkat edersiniz. Yani dünyada aynı anda aynı çağlar yaşanmıyor. Bu mantıksız olurdu. Üç daha önemli
yerleşim yerinden bahsedeceğim. Bir Göbeklitepe insanlık tarihinin ilk ibadethanesinin bulunduğu yerdir ve
Şanlıurfa'dadır. Urfa'da Göbeklitepe'yi asla unutmayacaksınız. Dünyada bilinen en eski, en büyük tapınak buradadır.
Hatta bunu bulan da canlarım Klaus Schimit'tir. Arkeolog buna dikkat edersiniz. Çay önü. Bakın bu da
Anadolu'daki ilk şehir yerleşmesi olarak geçiyor. Nerede? Konya Çumra ilçesinde. Bu da bizim için önemli. Bir de Çayönü
var. Diyarbakır Çayü. Bu da canlılarım Anadolu'daki ilk köy yerleşimi olarak biliniyordu. Gelelim yazının icadına
canlarım. Yazıyı icat eden milattan önce 3200'de Sümerlerde çivi yazısını buldular. Sümerler çivi yazısını nasıl
bulmuş biliyor musunuz? Ziguratlar var. Mezopotamya bölgesinde çok katlı tapınaklar var. En üst katmanında
rasathane yani gözlem evi var. İşte okul var. Onun dışında tahıl ambarı var. Zaten bir ibadethane. Bu özellikle
AYT'de sınav sorusu olmuştu. Sümerlerin ziguratları hangi özelliği göstermez? Rasathane yani gözlem evini gösterir.
Okul, tahıl ambarı, depo. Bunlar çok güzel. Tamam. Ama dikkat edin saray özelliği göstermez ya da anıt mezar
özelliği göstermez. Buna dikkat çekmiş olalım. En alt katmanda ne var? Tahıl ambarı var. Ve rahipler kendilerine
getirilen o ürünleri, vergileri toplarken kim ne kadar vergi getirdiyse, verdiyse bir çizik atıyor ve bu çizgiler
bir süre sonra çiv yazısının bulunmasına sebep oluyor. Buna da dikkat edersiniz canlarım.
Yazı aracı olarak insanlar ne yapmışlar? Kill tabletler kullanmışlar. İlk olarak Sümer uygarlığında görülmüş. Bu papirus
adı verilen bitkiden kağıt kullanılmış. Mısır'da görülmüş. Parşömen Bergama krallığında görülüyor. Kağıtta zaten
Çinlilerin kullandığı bir yazı aracıydı. Daha doğrusu yazının yazıldığı araçtı. Gereçti. Peki bunun dışında Sümerlerin
çiv yazısı var. Mısırlıların resimli yazıları hieroglifler vardı. Fenikelilerin alfabesi çok önemli.
Fenike alfabesi günümüzdeki Latin alfabesine zaten süreç içerisinde dönüşmüştür. Yunan alfabesi ve Latin
alfabesi aklımızda olsun. Hemen devam ettim. Bakalım burada ilk çağ uygarlıkları var. İlk çağda bir kere
Anadolu medeniyetlerini bilmemiz lazım. Urartular, Hititler, Frigyalılar, İyonyalılar ve Lidyalılar. Burada
canlarım özellikle Anadolu medeniyetlerinde Hititler çok önemli. Başkentleri günümüzdeki Çorum merkezinde
bulunan Çorum yakınlarında bulunan Hattuşa'tır. Ve Hititlerde asla unutmaman gereken şey Pankuş Meclisi.
Kralın yanında bir meclis vardı. Bunun dışında bir de anal yıllıkları çok önemliydi. Hititlerin anal yıllıklarının
önemini tanrılarına yıl boyunca yaşadıklarını böyle hesap vermek amacıyla yıllık tutuyorlar. Bu da
objektif, tarafsız, tarih yazıcılığı için önemli bir adımdı. Hititlerde Kadeş anlaşmasına, Kadeş barışına dikkat
edelim. Mısırlılarla Hititliler arasında imzalanmış ve tarihteki ilk yazılı anlaşmaydı. Frigler dersem başkenti
Gordon. Bunlar tarımla uğraşmışlar. Böyle öküz öldürene, saban yani tarım aleti kırana ölüm cezası vermişler.
Tapetes adı verilen kilimleriyle, Fibula adı verilen çengelli iğneleriyle biliniyorlar. Lidyalıların başkenti Sart
günümüzdeki Manisa topraklarında ve ben diyorum ki Lidyalılar Perslerle birlikte çok ünlü bir ticaret yolunu işletmişler.
Kral yolu. Bunların en önemli özelliği de ilk defa madeni parayı bulmalarıydı. Urartuları hatırlatıyorum. Başkentleri
Van Tuşpa toprakları dağlık engebeli bir bölgedeler ve günümüze kadar gelen Şamran sulama kanalı Urartulara aitti.
Mezopotamya deyince iki nehir arasında kalan bölgeydi canlarım. Böyle anlatmak durmadan anlatmak çok zor. Biraz size
hızlı gelebilir ama bunu son ayda izleyeceksiniz belki. O yüzden mümkün olduğu kadar zamanınızı harcamamaya
çalışıyorum. Artık detone olursam, sizi yorarsam da kusura bakmayın. Şimdi Mezopotamya medeniyetlerinde 5 tane
uygarlık var. Mezopotamya iki nehir arasına gelen bölgedir. Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan beş medeniyet.
Bak Sümerler, Asurlar, Elamlar, Babiller ve Akatlar. Bunlar çok önemlidir. Burada canlarım. Sümerler en eski medeniyettir.
Yazıyı icat ettiler. Ziguratlarıyla biliniyorlar. Sümerler rasathanelerinden, bu ziguratlardaki
rasathane gözlem evinden dolayı matematikte, astronomide çok iyiler. Ay yılı takvimini buldular ve Sümer Kralı
Urkagina tarihte bilinen ilk yazılı kanunları ortaya çıkardı. Sümerlerin şehir devletleri şeklinde örgütlenmesi
çok önemli. Eğer şehir devleti şeklinde bir örgütlenme varsa siyasi birlik bütünlük sağlanamıyordu ve kavga dövüş
oluyordu. Bu da özellikle eee karışıklıkları beraberinde getiriyordu. Peki şehir devletinin kötü tarafı bu.
Başka? Şehir devleti varsa başkentleri bulunmazdı bunların. Bir de canlarım iyi tarafı var. şehir devleti şeklinde
örgütlenme olunca bilim insanları sanatçılar üzerinde baskı ortamı oluşmadığı için böyle özgür düşünce
ortamı şehir devletlerinde daha çok gelişiyor. Sümer şehir devletlerine site adı veriliyor. Sümerlerin şehir
devletlerinin yöneticilerine ise ensi ya da patesi deniliyordu canlarım. Asurlara bakacaksak kara koloniciliğinde çok
ilerlemişler. Ticaret yapıyorlar. Anadolu'ya böyle kil tabletler getiriyorlar. Ticaret yapıyorlar falan.
Bir günde kil tablet getirdiklerinde ne yapıyor? Anadolu halkına yazıyı getirmiş oluyorlar. Yazıyı öğretiyorlar. O yüzden
Anadolu'yu yazıyla tanıştıran medeniyet Asurlardır. Buna dikkat edersiniz. Özellikle Anadolu'da Kaniş, Kültepe
bölgesinde kurdukları bu ticaret merkezleri çok önemlidir. Asurların ticaret merkezlerine zaten Karum adı
veriliyor. Bak şuraya yazalım. Karum önemli. Tamam mı? Babiller derem Hamurabi kanunlarını unutmayacaksınız.
Babiller göze göz, dişe diş yasalarıyla biliniyorlardı. Akatlar tarihteki ilk düzenli daimi orduyu kurmuşlar. Hatta
ilk imparatorluk özelliğini Akatlar göstermiş. Elamlılar da canlıların Mezopotamya uygarlıklarından bir tanesi.
Mezopotamya uygarlıkları bilimsel anlamda çok gelişmişler. Matematikte, astronomide, geometride gelişmişler. Pi
sayısını hesaplamışlar. Gerçekten gelişmiş medeniyetler. Bakalım diğerlerine ne varmış şurada. Doğu
Akdeniz uygarlıkları. Fenikelilerin alfabesi unutulmayacak. Bunun dışında İbraniler tarihteki ilk tek tanrılı
inancı benimseyen İbranilerdi. İran, Hint ve Çin medeniyetlerine bakalım. Persler sınırlar çok genişleyince
satraplık adı verilen eyalet sistemini kurdular. Aynı zamanda bunlar posta teşkilatı kuruyorlar. merkezi otoriteyi
artırmak amacıyla ve Lidyalılarla Persiler arasında hangi ticaret yolu vardı? Kral yolu. Bu da çok önemliydi.
Hintler matematik anlamında gelişmişler. Bunlarda kast sistemi vardı. Sosyal sınıflaşma. Çin'de kağıt, barut, matbaa,
pusula gibi gelişmeler ortaya çıkmıştı. Yunan medeniyeti şehir devletleri şeklinde örgütlenmiş ve Yunan şehir
devletlerine polis adı veriliyor. Bakın Sümerlerde şehir devletlerine site, Yunanlılarda şehir devletine polis
deniliyor. Bunun dışında böyle şehir devletleri varsa bilimsel anlamda gelişmeler kolay yaşanıyor. Bilim
insanları kolay yetişiyor. O yüzden Aristo, Tales, Pisagor, Hipokrat, Herodot bunlar hep Yunan şehir
devletlerinden ya da Yunan medeniyetinden ortaya çıkmışlar. Olimpiyatları hazırlayanlar,
düzenleyenler Yunanlılardı. İyonlarda yine özgür düşünce ortamı var. Çünkü şehir devletleri şeklinde bir yapılanma
var. Efes, Millet, Foça gibi şehir devletleri iyonlara aitti. Mısırlılar firavunlarıyla, piramitleriyle ve Nil
nehirleriyle biliniyor. Mısır toprakları böyle gerçekten kurak bir bölge olmasına rağmen Nil Mısır'a hayat vermiş ve o
bölgede tarımsal faaliyetler yapılmış. Firavun denilen tanrı kralları var. Bunlar ölünce de anıt mezar özelliği
gösteren piramitlere gömülüyor. Hatta şöyle söyleyeyim. Keops piramidi, Kefren piramidi Mısır'ın ünlü piramitleridir.
Bunlar mumyacılıkta ilerlemişler. Ölülerini, firavunlarını mumyaladıkları için bu da tıpta, eczacılıkta, sağlıkta
gelişmelerini sağlamıştır. Ayrıca güneş takvini bulmaları astronomide geliştiklerini gösteriyordu. Canlarım
burada bir Ege göçleri var. Bakın, Ege göçleri deniz kavimleri hareketi olarak da biliniyor. Bunun sonucunda hangi
devlet ortadan kalkmıştır? Hititler. Buna dikkat edersiniz. Türklerin anayurttan göçleri. Bakın şöyle düşünün.
Türklerin anayurdu Orta Asya'ydı. Ve Orta Asya'da özellikle söylüyorum size bölgenin coğrafi şartlarından dolayı,
ikliminden dolayı Türkler konar göçer yaşamak zorunda kalıyor. Çünkü bak dağlık engebeli bir coğrafya düşün.
Burada temel geçim kaynağı ne olacak? E hayvancılık olacak. Ona müsait. Hayvancılık yaptığın için de konar göçer
yani göçebe yaşamak zorunda kalıyorsun. Göçebe yaşadığın için de hareketli, savaşçı, dinamik bir toplum yapısı
ortaya çıkıyor. Burada şuna dikkat edersiniz. Orta Asya'da Türkler göçebe yaşıyor. Konar göçer yaşıyor. Ama bir
süre sonra Orta Asya'yı da bırakıp başka bölgelere göç etmek zorunda kalmış. Ana yurtlarını bırakmış gitmişler. Sebebi
ise ne? Bakalım. siyasi anlamda Türk boyları arasında kendi aralarında mücadeleler var. Çinlilerin, Moğolların
baskısı var. Yeni yerler görmek istiyorlar. O yüzden anayurdu bırakıp başka bölgelere gitmişler. Nüfus çok
artmış. Bu yüzden göç etmişler. Çünkü kaynaklar artık yetersiz kalıyor. Otlaklar yetersiz. Kuraklık, hayvan
hastalıkları var. Bu yüzden anayurdu bırakıp gitmişler. Peki sonuçta ne olur? Türkler ana yurdunu bırakıp giderlerse
Türk kültürü dünyada yayılacaktır. Kültürel etkileşim yaşanacaktır. Yeni Türk devletleri kurulacaktır. Türk
tarihini araştırmak zor olacaktır. Bunlara da dikkat edersiniz. İlk çağın tüccar kavimleri dediğimiz zaman dört
tane medeniyet vardı. Lidyalılar, Asurlar, Fenikeliler ve Soğutlar. Bunlar ticarette bayağı bayağı gelişmişler.
Bakın şuna da dikkat edin. İlk çağda şehir devletleri şeklinde örgütlenmelerde
Sümerlerde şehir devletlerine site deniliyor. İyon ve Dorlarda yani Yunanlılarda şehir devletlerine polis
deniliyor. Mısır'daysa nom adı veriliyor. Eğer bir devletin topraklarında farklı dinden, etnik
kökenden, dilden insanlar varsa o devlet imparatorluk özelliği gösteriyordu. Canlarım monarşi kavramını bilmeniz
gerekiyor. Tek bir kişinin ülke yönetimini elinde bulundurması, kan yoluyla bir aileden bir kişinin yönetimi
ele geçirmesi, ülkeyi yönetmesi monarşidir. Oligarşi yönetimde belli bir sınıfın, grubun, zümrenin etkili
olmasıdır. Teokrasi devletin dini kurallara göre yönetilmesiydi. Aristokrasi yönetimin soyluların elinde
olması. Cumhuriyette yönetimin halkın elinde, egemenliğinde bulunmasıydı. Bunlara dikkat edersiniz. Tarihteki ilk
yazılı kanunlar Sümerlerde ortaya çıkmıştı. Urka Gina kanunları, Hamurabi kanunları çok sertti. Göze göz, dişe
diş. Buna dikkat edersiniz. Burada bahsedeceğimiz Orta Çağ'da dünyada ne var? Hızlı bir şekilde bakın.
Sasanilere, Bizans'a bakalım. Bizans dediğimiz aslında şu. Bakın Roma İmparatorluğu 395 yılında kavimler göçü
yaşandıktan sonra yaklaşık bir 20 yıl sonra ne oluyor? İkiye bölünüyor. Doğu Roma ve Batı Roma. Bizim bu Bizans
dediğimiz aslında Doğu Roma'dır ve Doğu Roma dediğimiz devleti 1453 yılında Mehmet tarafından sonlandırılmıştır.
Batı Roma'da zaten çok daha öncesinde 476'da yıkılmıştır ve Avrupalı tarihçiler bu Orta Çağ'ın başlangıcı
olarak eee Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılışını esas alırlar. Buna dikkat edersiniz. Sasaniler deyince aklımıza
İran toprakları gelsin. Sasaniler deyince aklımıza Haz. Ömer gelsin. Neden? Hazreti Ömer döneminde İran
toprakları ele geçiriliyor ve Sasanilere Nihavent savaşıyla son veriliyor. Bu da önemliydi. Moğollar deyince Cengiz Han
aklına geliyordu. Cengiz imparatorluğun sınırlarını çok genişletmiş ve ölmeden önce torunları, oğulları arasında ülkeyi
pay etmiş. Altınorda Hanlığı, Kubilay Hanlığı, Çağatay Hanlığı ve İlhanlılar. Cep kitabından ekran görüntüleri
yansıtıyorum size. Bu görselleri mutlaka kullanmaya çalışın. Bunlar Moğol devletleriydi. Gelelim gelelim gelelim
gelelim artı ürüne. Canlarım artı ürünün ortaya çıkması için tarımsal faaliyetlerin yapılması lazım. Tarım
yapılır artı ürünü ortaya çıkar. Bu da ticareti geliştirir. Bu kavramlara göz atmanı istiyorum. Kervansaray dersem
ticaret yolları üzerinde nedir? dinlenme tesisleridir. Tüccarlar mallarını götüreceği zaman yol güzergahlarında
belli mesafelerde dinlenme tesisi olarak kervansaraylar yapılır. Kervansaray demek ki ticaret gelişsin diye
yapılıyor. Bak Karahanlılarda da ribat yapılmış. Bunlar ilk başta askeri amaçlı kullanılmış. Daha sonra ticaret amacıyla
kullanılan kervan saraylara dönüşmüş. Bedesten çarşı, arasta çarşı ama bedesten kapalı çarşı daha değerli
ürünler kullanılıyor, satılıyor. Kapansa canlarım tek cins ürünlerin satıldığı hallerdir. Günümüzde balık hali işte ne
bileyim sebze hali, meyve hali dediğim zaman aklıma kapan gelmeli. Bakalım ticaret yolları. Kral yolu var. Evet
kral yolu deyince Perslerle bak Lidyalılar arasında bir yoldu. İpek yolu Çinle Avrupa arasında. Hatta ipek
yolunun bir kısmı da canlarım Karadeniz'in kuzeyinden geçerken bir kısmı İstanbul'dan geçiyor ve Osmanlı
Fatih döneminde İpek yoluna özellikle hakim oluyor. Bu önemlidir. Kürk yolu dediğim zaman canlarım şöyle düşünün.
Kafkasya'dan Sibirya topraklarına gider. Sibirya'daki o Kürkler işte Kafkasya ile Çin arasında ne yapar? Gidip gelir. Şu
yeşil alan gördüğünüz yer aslında nedir? Kürk yolunun güzergahı. Bir de canların baharat yolu var. Bu baharat yolu da
nereden başlıyor? Hindistan topraklarına doğru gidiyor. Oradan Mısır'a, buradan da Akdeniz'e yayılan önemli bir ticaret
yolu. Bakın İpek Yoluna Fatih döneminde, Baharat yolunda Osmanlı Yavuz Sultan Selim döneminde hakim olmuştur. Veba
salgını Orta Çağ'da çok önemli bir veba salgını yaşanmış. 1347-1351 yılları arasında. Ya insanların
gerçekten o dönemde yaşayan Avrupa nüfusunun yarıya yakını bu salgında ölmüş. Kara ölüm olarak da geçiyormuş
canlarım. Burada ne var? Orta Çağda dünyadan devam ediyorum. Şu kanunlara bakalım. Bakın ilk çağ uygarlıklarında
özellikle Roma medeniyetinin 12 levha kanunları çok önemli olacak. Buna dikkat edelim. Bir de Milano fermanına dikkat
edelim. Bunlar TYT için değil de aslında biraz daha AYT için çok daha değerli. Bakın, Milano fermanı şu: Roma
İmparatorluğu'nda Hristiyanlığın serbest bırakıldığı fermandır. 12 levha kanunları da Romalılarda sosyal
sınıflaşma çatışmaları var. İşte patricilerle PEPler birbirine giriyorlar. Bu sosyal sınıflaşmanın
çatışmalarını engellemek amacıyla 12 levha kanunları Roma medeniyetinde ortaya çıkmıştır. Buna da dikkat
edersiniz. Gelelim ilk Türk devletlerine. İlk ve orta çağlarda Türk dünyasına. Şimdi canlarım buradan
mutlaka soru gelecek. Burayı çok daha önemseyeceksiniz. Türk adının birçok anlamı vardı değil mi? Çünkü Türkler
konar göçer yaşıyorlardı ve baktığımız zaman sürekli hareket ettikleri için başka toplumlarla kültürel etkileşim
yaşıyorlar. Ve işte Çin kaynaklarında mesela mifer deniyor. Uygurlar kendi kaynaklarında güçlü kuvvetli diyorlar.
Baktığımız zaman işte o dönemde İran kaynakları farklı isimler vermiş. Arap kaynaklarında Türkler farklı geçmiş.
Bunun sebebi konar göçer bir yaşamda olmalarıdır. Kültürel etkileşime açık bir toplum olmamızla alakalıdır. Türk
adını kullanan ilk devletimiz hangisi dersem Göktürk Devleti. İlk defa Türk adını bir devlet ismi olarak
kullanmışız. Bunun dışında canlarım kültür merkezlerimiz var. Kültür merkezi dediğimiz zaman aklımıza şu gelsin.
Belli bir bölgede Orta Asya'da kazı yapıyorsunuz. Kazılar sonucunda o bölgede yaşayan insanlarla ilgili bazı
buluntular elde ediyorsunuz ve yaşamları ile ilgili fikrimiz oluyor. Biz bu bilgi edindiğimiz yerlere kültür merkezi
diyoruz. Orta Asya'da da Anav Kültür Merkezi, Afanesievo, Andronova, Karasuk, Tagar, Kelteminar gibi bir sürü kültür
merkezi var. Bu kültür merkezlerinden en eskisi Anav kültür merkezi ama Türklere ait bilgilerin bulunduğu en eski kültür
merkezi Afanesievo diyeceksiniz. Yayılma alanı en geniş olan Andronova Kültür Merkezi. En son en gelişmiş olansa Tagar
Kültür Merkeziydi. Hemen devam ettim. Türkler bir kere konar göçer yaşıyor Orta Asya'da ve böyle yaşarsa ne olur?
mücadeleci, disiplinli, savaşçı bir yapısı olur. Türkler konar göçer olduğu için sözlü hukuk kuralları olan töreler
geçerlidir. Ve ilk defa töreler ne zaman yazılı hale geliyor? Uygurlar döneminde. Niye? Çünkü yerleşik yaşama geçen ilk
Türk devleti Uygurlardı. Buna dikkat edersiniz. Eğer konar göçersen, göçebeysen ne yapıyorsun? Taşınabilir
sanat eserleri ya da mimari eserler yapıyorsun. Yani kalıcı bir eser bırakamıyorsun. Çünkü orayı bırakıp
gideceksin. Atı iyi kullanıyorsun ve Türk'ün kanadı olarak at ifade edilmiştir. Çünkü at bizim olmazsa
olmazımızdır. Birliktelik ve dayanışma ruhu güçlü olmuştur. Kadın, çoluk, çocuk yaşlı. Herkes asker sayılır ve Türklerde
ordu millet anlayışı vardır. Canlarım Türk tarihinde ilk düzenli ordu Mete döneminde Asya Hunlarında görülüyor.
Mete'nin milattan önce 209'da tahta çıkması günümüz Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın kuruluşu olarak kabul
ediliyor. Mete aynı zamanda onlu sistemi buluyor. Orduyu onlu, yüzlü, binli, 10.000inli şeklinde örgütlüyor. Düzenli
ordu anlayışını ortaya koyuyor. Bakalım bakalım bakalım canlarım. Turan taktiğini önemseyelim. Türklerin
geleneksel savaş taktiği ve bu uygulanırken hilal yöntemi, sahte ricat gibi aşamalar vardır. Önce düşmana doğru
koşarsın. Sonra sahteden kaçıyormuş, geri çekiliyormuş gibi yaparsın. O seni takip eder ve hilal yöntemiyle düşmanı
yuvarlak içerisine alırsın ve yok edersin. Turan taktiği Malazgirt Meydan Muharebesi'e ya da Mohaç Meydan
Muharebesi'e kullanılmıştı. Önemliydi. Türklerde en küçük toplumsal birim Oguş yani aile. Aileler bir araya gelirse
sülale yani uruk. Sülaleler bir araya gelirse boy, boylar bir araya gelirse millet oluşur. Yani budun canlarım eğer
budun millet siyasi bir yapılanma gösterirse devlet yani il meydana gelir ve devlet çok önemlidir ama bir şeyden
önemli değildir. Törelerden. Hatta şöyle bir söz vardır. İl gider, devlet gelir gider ama töre kalır.
Yani sözlü hukuk kurallarımız, geleneklerimiz, göreneklerimiz her şeyin hükümdar dahil, her şeyin üzerindedir.
Buna da dikkat edersiniz. Sorularda karşımıza gelirse siyasi birliği sağlamak deyince aklımıza ne gelsin? Bir
bölgede mesela Orta Asya'da bir devletin tek çatı altında diğer toplumları, kavimleri bir arada toplamasıdır. Ve
bunu Orta Asya'da ilk defa sağlayan Türk hükümdarı Mete yani Asya Hunları olmuş. Orta Asya'da 26 tane boyu, ok çekebilen,
yay gerebilen 26 boyu bir araya getirmiştir. Daha sonra Göktürklerde Mukan Kaan, işte Kapkan Kaan, Moyençur
Uygurlarda. E bunlar da ne yapmış? Bunu başarmış. Kut kavramını çok önemseyelim. Kut Tanrı tarafından verildiğine
inanılan devlet yönetme yetkisiydi canlarım. Ve ailedeki erkek bireyler tanrı tarafından görevlendirildiği için
öldürülecekleri zaman kanı akıtılmazdı. Çünkü kanı kutsal sayılırdı. Bir aileden bir erkek gelir ve ülkeyi tanrının
verdiği yetkiyle yönetirdi. Biz buna ne diyormuşuz? Kut. Bu taht kavgalarına sebep olan bir durumdur. Çünkü herkes
ülkeyi yönetmek isteyecektir. Bunun dışında bir de egemenliğin ilahi olduğunu söyleyebiliriz. İlahi kaynaklı.
Çünkü tanrı tarafından verilen bir yetkilendirme söz konusu. Gelelim hükümdarın görevleri. Hükümdar ne yapar?
Ülkeyi korur. Adaleti sağlar. Halkın ihtiyacını karşılar. Orduyu komute eder. Değil mi? Elçi gönderir. Elçi kabul eder
ya da kurultayı Bunlar hükümdarın görevleri. Hükümdarın unvanları. Kaan, Han, işte Yabgu, Tanhu,
Erkin, ilteber bir sürü unvanı var. Mesela Uygurlarda da hükümdarlar monei inancının etkisiyle ay ve kün unvanını
kullanıyordu. Yabgu canlarım, Yabguya dikkat edin. Devletin ikili yönetim anlayışında yani ikili devlet
teşkilatında devletin batı kanadının sorumlusu olan hanedan mensubuna yabgu deniliyordu. Bakıyorum hükümdarlık
sembolleri. Burada neye dikkat edelim? Özellikle taht ne demek? Örgün. Kotuz ne demek? Hükümdarın takmış olduğu
başındaki o başlık davul ne demek? Nevbet demek. Ben bunların ekran görüntüsünü yansıttığım için rahat
anlatıyorum. Oradan görebilirsin. Otağ ne demek? Hükümdar çadırı. Tuğ ne demek? Sancak bayrak demek. Bunlar da bir
hükümdarın hükümdar olduğunu öğreten gelişmeler. Şimdi aranızdan anlamayanlar varsa canlarım özellikle e zemin
hazırlamadıkları için temelleri olmadığı içindir. Yani ben kendi öğrencilerime düşünerek anlatıyorum. Açıkçası aylardır
bakıyoruz, çalışıyoruz. Eee, şimdi hızlı anlattığımı düşünüyorsanız demek ki gerçekten yeterince eee, temelimiz yok.
O yüzden kritik konular kampını izleyip bu özete bakarsanız çok daha verim alırsınız. Ben burada sana bir şey
öğretmek istemiyorum aslında. Hatırlatmak istiyorum. En önemli noktaları vurgulamak istiyorum. O yüzden
hızlı geçtiğim için bana kızmayın sakın. Mantığım bu. Şimdi canlarım, Türklerde devlet teşkilatı, kurultay, bir kere
devletin meclisi. Kurultay da dersin, toy da dersin ya da işte kengeçte dersin. Bu devletin meclisidir ve
kurultaya katılan üyelere toygun adı veriliyor. Kurultayda özellikle günümüzdeki başbakan işte vezir
anlamlarında kullanılan bir kelime var. O da aygıcıdır. Peki ayuku ne demekti? Hükümet demekti. Ben bununla ilgili
kavramları ne yapıyorum? cep kitabından hemen görselini sana gösteriyorum. İstersen ekran görüntüsünü al. "Hocam
bunları ben hepsini halletmek istiyorum di" diyorsan cepitabı görsel kampına mutlaka katıl. Çünkü ben bunları ne
yaptım? Detaylı bir şekilde orada anlattım. İkili devlet teşkilatı dersem aklına ne gelsin? Devletin sınırları
genişlemiştir. İşte yönetmek zorlaşmıştır. Geleneksel veraset anlayışından dolayı ülke hükümdarı ve
ailesinin ortak malı sayılıyordu ya. Ne yapıyor? İşte ben ülkeyi yönetirken kardeşim geliyor diyor ki abi ben de bu
devleti yöneteceğim diyor. Ben de bakıyorum sınırlar genişlemiş. Ülkeyi yönetmek zorlaşmış. Kardeşimin de devlet
yönetmeye etkisi var. Allah diyorum sen de batı kanadını yönet. Ben doğuyu, merkezi yöneteyim. Sen batı kanadını
yönet. İşte biz bu anlayışa ne diyoruz? İkili devlet teşkilatı anlayışı diyoruz canlarım. Burada devletin batı kanadının
sorumlusuna ne diyorduk? Yabgı di. Yabgı değil, yabgı diyorduk. Buna da dikkat edersiniz. Gelelim ilk Türk
devletlerine. Asya Hunlarından başlayalım. Çünkü bilinen ilk Türk devleti tarihteki hangisi? Asya Hunları.
Bilinen ilk hükümdarı Teoman devleti en güçlü dönemini yaşatan Mete'ydi. Mete ne yaptı? Onlu sistemi buldu. Mete'nin
tahta çıkışı çok önemli. Günümüz Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın kuruluşudur ve Mete Orta Asya'da Türk siyasi
birliğini sağlamıştı. Devletin merkezi Ötüken. Yani kutsal merkez, toprak ana olarak bilinen Ötükendi canlarım. Burada
özellikle ekran görüntüsü yansıtıyorum. Bazı kentlerin unvanları var. Mesela işte Kaşkar, Işıldayan inci anlamına
geliyor. Ya da işte bel, Buhara, Ahlat ne demek? İslam'ın kubbeleri. Yani kubbetül islam olarak geçiyor. Ya da
semerkant ne demek? Şehirlerin şahı. Bu unvanlara da bir göz atarsınız. Ekran görüntüsü zaten hazırda var. Peki Asya
Hunları önemliydi. Asya Hunlarının parçalanmasıyla özellikle Hunlar ikiye ayrılıyor ya parçalanıyorlar ve bazıları
Çin baskısına girmemek için ne yapıyor? Batıya doğru işte Balamir öncülüğünde göç etmeye başlıyor. Önüne çıkan barbar
kavimleri de hareket ettirdiği için kavimler göçü denilen olay yaşanıyor. Bu kavimler göçünün yaşanması önemli.
Kavimler göçü yaşanınca ne oluyor? Roma İmparatorluğu parçalanıyordu. Hatta Avrupa'da ilk defa bir Türk devleti,
Avrupa Hunları kuruluyordu. Gelelim 1. Göktürk Devletine. Bumin tarafından Ötüken de kuruldu ve Göktürkler kendini
toparlayınca Orta Asya'da Avarların varlığına son verdi. Bakıyorum. Mukan Kaan devletin en güçlü dönemini yaşatan
liderdi. Göktürkler de bir süre sonra Çin esaretine girmişti. Bu Çin esaretinden Göktürkleri Kutluk Kaan
çıkardı ve Kutluk Kaan'dan dolayı Göktürk Devleti Kutluluk Devleti olarak geçti. Demek ki Göktürk Devleti'nin
kurucusu kimmiş? Kutluk Kaanmış. Buna dikkat edersiniz. Peki tarihte ilk Milli İstiklal ayaklanmamızı Kürşat yaşatmış
ama bu başarısız olmuş. E bunun başarısızlığının ardından Kutluk Kaan isyan edince başarılı olmuş. Sonucunda
da Göktürk Devletimiz kurulmuş. Hatta Kutluk Kaan'a bir unvan verilmişti. İlteriş yani derleyen, toparlayan. Buna
dikkat edersiniz. Göktürk Devletinde canlarım Bilge Kaan çok güçlü bir dönemdir. E Bilge Kaan döneminde
özellikle bazı kitabeler dikiliyordu. Orhun kitabeleri. Bu Orhun kitabeleri kimlerin anısına dikiliyordu? Bak Orhun
kitabeleri deyince şöyle bir kodlama yapıyorduk. Kiit be. Yani kimlerin anısına dikiliyor
dersem Kültin, Tony Yukuk, Bilge Kaan anısına dikiliyor. Buna da dikkat edersiniz. Uygurlar hepsinden daha
önemli. İlk defa yerleşik yaşama geçen Türk devleti. Bunlar da Ötükende kurulmuş ama daha sonra merkezlerini
Karabalgasunu'na taşımışlar. Yerleşik yaşama geçmişler. Devlet özellikle Büyük Kaan zamanında maniheizm inancını
benimsemiş. Mone inancı özellikle bunların kültür yapısını çok çok etkilemiştir. Mesela hükümdarlar artık
Monei inancından dolayı ay ve kün unvanını kullanmışlar. Monei inancından dolayı et yemekten uzaklaşıp savaşmaktan
uzaklaşmışlar. Devlet en güçlü dönemini Moyen Çur zamanında yaşamış. Buna da dikkat edersiniz. Bir süre sonra
canlılarım zaten Uygurların varlığına Kırgızlar ne yapıyor? Orta Asya'da son veriyor. Uygurlar aslında varlığını
günümüze kadar devam ettirmiş. Turfan Uygurları dediğimiz günümüzde bu Çin'in zulmüne uğrayan Uygurlardır. Günümüzde
Sincan, Uygur Özerk bölgesinde Uygurlar yaşıyor ve hala asimilasyon politikasına maruz kalıyor. Çinlilerin zulmüne maruz
kalıyor ve yaşamaya çalışıyorlar. Töre dediğim zaman sözlü hukuk kurallarımız, geleneklerimiz, göreneklerimiz ve
kurultayımızın aldığı kararlar, hükümdarımızın verdiği sözler bizim ne yapıyor? Türelerimizi meydana getiriyor.
Türeler herkesin, her şeyin üzerindedir. Töreleri ilk defa yazılı hale getiren devletimiz Uygurlardır. Buna da dikkat
edersiniz. Orhun kitabelerini çok önemsediğimi unutmayın. Kimler anısına dikilmiş? Kültegin, Tony Yukuk, Bilge
Kaan ve günümüzde Moğolistan'da bulunuyor. Dilini çözen kişi ise Danimarkalı William Thomson'dı. Buna da
dikkat edersiniz canlarım. Zaten Türk tarihinin eee Türkçe olarak ifade edildiği ilk yazıtlarından biri. Bir
Kutluk Kaan yazıtı, bir de Orhun Kitabeleri. Bu ikisi ı Göktürk Devleti döneminde dikilmiştir. Burada da zaten
halkın ihtiyaçlarının karşılandığı yazdığı için Orgun Kitabeleri bir sosyal devlet anlayışı ifadesidir. Yani bizim
devletimizin sosyal bir devlet yapısı olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda nasihatname özelliği gösteriyor.
Siyasetname özelliği gösteriyor. halkın ve toplumun ileride ne yapması gerektiğini, devlet adamlarının ne
yapması gerektiği ile ilgili böyle bilgiler veriyor. Siyasi bilgiler içeriyor. Kavimler göçü hangi devletin
parçalanmasıyla yaşanıyordu? Asya Hunları. Kimin baskısından kaçmaya çalışıyor Türkler? Çinlilerin. Kavimler
göçü yaşanınca da canlarım ne oluyor? Dikkat edin. Günümüzde Avrupa milletlerinin temeli atılıyor. Roma
İmparatorluğu parçalanıyor. Doğu ve batı olmak üzere. Buna dikkat. Doğu Roma dediğimiz biz devletidir. Avrupa'da
feodal düzen ortaya çıkacak ve siyasi birlik bütünlük yok. Bu aslında Türklerin işine gelecek. Avrupa'da Türk
kültürü tanınacak ve Avrupa'da ilk Türk devletimiz olan Avrupa Hun Devleti kavimler göçünün ardından kurulacak.
Buna da dikkat edersiniz. Avrupa Hunları dersem evet Balamir öncülüğünde kuruldu. Devlet en güçlü dönemini Attila
zamanında yaşadı. Bak Atilla'nın unvanlarını ekrana yansıtıyorum. Tanrının kırbacı, cesur kavimlerin
efendisi hatta Almanların Nibelen destanında Etzel olarak geçiyor. Avrupa Hunlarında en önemli bilgi neydi? Margos
Anatoliosu anlaşmalarıyla Doğu Roma İmparatorluğu'nu vergiye bağlamıştı Atilla bu çok önemliydi. Bunun dışında
canlarım neye dikkat edelim? Eee Atilla'nın Galya seferi var. Yani Avrupa Hunları Galya seferine çıkıyor. Onun
dışında Papa devreye giriyor. Hristiyanlar üzerinde sefer yapmamasını istiyor ve ricada bulunuyor. Sefer geri
çekiliyor. Buna da dikkat edersiniz. Diğer Türk devletleri Karluklar. İslamiyet'ti benimseyen ilk Türk
boyuydu. Unutma. İslamiyet'ti benimseyen ilk Türk devleti İdil Bulgarları yani Volga Bulgarları. Ama Orta Asya'da
İslamiyet'ti ilk benimseyen Türk devleti dersem o zaman Karahanlılar diyorsunuz. Karlukların Talas Savaşı'nda Çin'e karşı
Abbasilerle işbirliği yaptığına dikkat edin. Bu yüzden de zaten Müslüman Araplarla işbirliği yaptığı için
İslamiye'ti benimseyen ilk Türk boyu karluklar olmuş. Hazarlar Museviliği'i benimseyen tek Türk devletiydi. Avarlar
Orta Asya'da Göktürkler tarafından yıkılmış. Avrupa'ya göç etmişler. Avrupa'da Avarlar kurulmuş ve İstanbul'u
kuşatan ilk Türk devleti Avarlardı. İstanbul'u kuşatan Türk devletlerini yansıtıyorum sana. Bak sırasıyla Avarlar
Tuna Bulgarları, Çakabeyliği ve Osmanlı İstanbul'u kuşatan Türk devletleri. Oğuzlar dersem en kalabalık Türk
boyuydu. Hatta 24 Oğuz boyu vardı. Üç oklar ve Bozoklar olarak iki ayrılıyordu. Osmanlı Oğuzların Bozok
kolundan Kayı boyundan geliyordu. Selçuklu Oğuzların üçok kolundan Kınık boyundan geliyordu. Buna da dikkat
edersiniz. Hemen devam edelim. Kıpçaklar ya da kumanlar en yakışıklı, en güzel Türk boyuydu. Ve uzlar, peçenekler ve
kumanlar yani kıpçaklar dikkat edin ücretli askerlik yapmalarıyla biliniyordu. MSÜ'de işinize yarar bu.
Kırgızlar ne yapmışlar? Yenisey yazıtlarıyla Manas destanını hazırlamışlar. Bulgarlar ikiye
ayrılmışlar. Tuna Bulgarları, İdil Bulgarları. İdil Bulgarları İslamiyet'ti benimsemiş. Tuna Bulgarları isa
Hristiyanlığı benimsemişti. Türgişler ve Hazarların ortak bir özelliği vardı. İslam ordularıyla savaşmışlar.
İslamiyet'in yayılmasına engel olmuşlar. Türgişler Orta Asya'da Hazarlarsa Kafkasya'da İslamiyet'in yayılmasına
engel olmuşlar. Avrupa'ya giden, Avrupa'da kurulan Türk devletlerinde zamanla Hristiyanlık benimsenmiştir.
Buna da dikkat edersiniz. Evet canlarım, İslam medeniyetinin doğuşu kısmına geçiyorum. Bir 10 dakika dinlendim ben.
Siz de aralarda mutlaka dinlenin. Çünkü video herhalde 3 saati falan geçecek. Ben biraz daha full tekrarları, genel
tekrarları böyle onu da vereyim, bunu da vereyim gibisinden hızlıca anlattığım için ben de yorulacağım, sen de
yorulacaksın. O yüzden aralarda mutlaka dinleneyin. Şimdi İslam medeniyetinin doğuşundan doğrudan soru gelme ihtimali
gerçekten düşük ama ilişkili sorular gelebilir mi TYT için? Gelebilir. Ya da MSÜ'de. O yüzden yine buraya da özen
gösterelim. 571 yılında Haz. Muhammed doğuyor. 610 yılında peygamberlik geliyor. Müslümanların ilk göç ettiği
yer yani ilk hicret Habeşistan topraklarına oluyor. Daha sonra 622'de asıl hicret gerçekleşiyor ve İslam
devletiin temeli atılmış oluyor. Bu kronolojiyi birlikte işleyeceğiz zaten. En başta İslamiyet gelmeden önce
Arabistan Yarımadası'a nasıl bir ortam vardı? Ondan bahsedelim. Bir kere şöyle düşünün. Arap yarımadasıa siyasi bir
birlik bütünlük yoktu. May, Sebe, Himyeri, Gassani gibi bir sürü devlet vardı. Yani siyasi birlik, bütünlük yok.
Kan davaları var. Özellikle soy üstünlüğü önemsendiği için çatışmalar hiç bitmiyor. Hatta Arap toplumunda
haram ayları denilen aylarda bile savaşlar oluyormuş ve bu savaşlara Ficar savaşları adı veriliyor. Bu ficar
savaşları kelimesi gerçekten bizim için önemli olacak. Ve Arap toplumunda ilk çağ uygarlıklarında olduğu gibi böyle
kölecilik sistemi, sosyal sınıflaşma vardı. Zaten İslamiyetle bu sosyal sınıflaşmaya ne yaptı? Karşı çıktı. Arap
toplumunda cahiliye dönemi denilen bir dönem yaşanıyor. Cahiliye dönemi deyince aklımıza ne gelmeli? İnsanların o
dönemde okuma yazma bilmemesi ya da okuma yazmaya önem verilmemesi. İşte bedevğin. Bedevilik nedir? Şuradan hemen
göstereyim size. E göçebe, çöllerde göçebe yaşayan toplumlara, insanlara bedevi deniliyor. Şehirlerde kalıcı,
yerleşik yaşamda olanlara hadari ya da medeni deniliyor. Dolayısıyla o dönemde bedeviliğin yaygın olması, medeniyet
bakımından geri kalınması, bilgisizliğin önemsenmesi, hüküm sürmesi, putlara tapılıyor olması, kadınlara, kız
çocuklarına değer verilmiyor olması, bunlar aslında cahiliye dönemi olarak ifade edilmesinde etkili olmuş. Bunun
dışında Hilful futbol teşkilatı önemliydi. Hz. Muhammed'in de gençliğinde üye olduğu ve Mekke'de
haksızlığa karşı kurulmuş bir teşkilattı. Bunu da bir duymuş olun. İslamiyet canları Mekke'de yayılmaya
başlıyor. Ama Mekke'li müşrikler tabii İslamiye'ti kabul etmek istemiyorlar. Müslümanlara baskı kuruyorlar ve
Müslümanlar ilk göç hareketini Habeşistan günümüzdeki Etiyopya topraklarına yapıyor. Ama daha sonra
baskılar artınca Müslümanlar bu süreçte iyice bunalıyorlar. Hz. Muhammed Medine'den gelen bazı insanlarla
görüşmeler yapıyor. Akabe biatları denilen bu görüşmelerde Medineli insanlar İslamiyet'ti benimsiyorlar ve
Medine'ye geri dönüyorlar. Daha sonra 622 yılında Müslümanlar Mekke'den Hz. Muhammed öncülüğünde, Hz. Ebubekir
öncülüğünde ne yapıyorlar? Medine'ye göç ediyorlar. Mekke'den Medine'ye göç hareketine biz hicret diyoruz. İşte bu
hicrette de aslında işi kolaylaştıran şey akabebiyatlarında Medineli bazı insanların Müslüman olmasıydı. Çünkü ne
yapıyorlar? Medine'de Müslümanları kabul ediyorlar ve ağırlıyorlar. Aklınızda olsun. Hicrete göç edenlere muhacir
deniliyor. Göçü kabul eden ve göç edenlere sahip çıkan, yardımcı olan Medine'deki insanlarsa ne ad veriliyor
dersem buna dikkat edin. Ensar. Ensar kelimesi neymiş? Medine'de Müslümanları ağırlayan insanları ifade ediyormuş.
Bunlara dikkat. Peki hicret gerçekleşirse ne olur? Medine İslam devletiin temeli atılmış olur. Yani
İslam devleti neyle kuruldu? Aslında hicretin gerçekleşmesiyle. İslamiyet daha rahat yayılma alanı bulacak ve
Medine'de Müslüman olmayanlarla Müslümanlar arasında Medine sözleşmesi imzalanacak ve Medine'de birlikte
yaşamalarına dair bazı kararlar alınacak. Bu Medine İslam sözleşmesinin ya da Medine Sözleşmesinin önemi şudur
canlarım. İslam devletiin anayasası oluşturulmuş oldu. Bak, İslam devletiin temeli hicretle atıldı. Ama İslam
devletinin anayasası neymiş? Medine sözleşmesiymiş. Şimdi Hz. Muhammed döneminde yaşanan savaşlar, Bedir Savaşı
dersem Mekke'li müşriklerle Müslümanlar arasında yapılan ilk savaştır. Müslümanlar bu savaşı kazandılar. Savaş
niye çıktı biliyor musunuz? O dönem hicret eden Müslümanların mallarına Mekke'de Mekkeli'li müşrikler çöktüler,
el koydular. Bunun üzerine savaş yaşandı ve Müslümanlar bu savaşı kazandı. Hatta savaşı kazandıktan sonra Hz. Muhammed
öncülüğünde Müslümanlar ne diyor? Mekke müşriklere diyorlar ki, "Müslümanlara okuma yazma öğretirseniz sizi serbest
bırakacağız." diyorlar. Bu açıdan önemliydi. Ve neye verilen önemi gösteriyor? eğitime verilen önemi
gösteriyor. Bunun dışında canlarım ganimetler paylaşılıyor ve İslam savaş hukukunun temelleri atılmış oluyor.
Bundan sonra İslamiyet'ti yaymak için yapılan savaşlarda, gazalarda, cihatlarda ele geçirilen malların bir
kısmı ne yapılacak? Savaşa katılanlara dağıtılacak. Bu açıdan önemli. Uhud Savaşı'nda Mekke'li müşrikler
Müslümanlardan biraz önce yenilmişti ya Bedir Savaşı'nda bunun öcünü almak istiyorlar ve burada gerçekten de eee
başarılı olacak Mekke'li müşrikler. Neden? Çünkü Hz. Muhammed Uhud dağının eteklerine yerleştirdiği okçulara
yerlerini terk etmemeleri konusunda uyarmıştı. Ama onlar ganimet telaşına düşünce yerlerini terk ettiler ve
Müslümanlar bu savaşı kaybetti. Hendek Savaşı'nda Mekke'li müşrikler geldiler ve Medine'nin Medine'yi almak
istiyorlar. O bölgeyi ele geçirmek istiyorlar. Ama Selmani Farisi'nin önerisiyle Medine kentinin etrafına
hendekler açılıyor, çukurlar açılıyor ve Mekke'li müşrikler orayı geçemiyorlar. Müslümanlar sağlam bir savunma yapmış
oldu. Başarılı oldu. Hudeybiye anlaşması dersem canlarım burada Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanların umre
ibadetini yapmak istemesi söz konusu. Ve Mekkeliler bunu istemiyorlar. Mekke'li müşrikler, Medineli Müslümanların gelip
de ibadet yapmasını istemiyorlar. Ve aralarında bir anlaşma imzalanıyor. Hudeybi anlaşması. Bu anlaşmaya göre
Mekkeli müşrikler diyorlar ki bu yıl ibadet etmeyin. Mekke'ye gelmeyin. O yıl Mekke'ye girmeyecek Müslümanlar ve umre
yapmayacaklar. Ve aralarında yapılan anlaşmaya göre eğer Mekke'li müşriklerden Hz. Muhammed'in yani
Medineli Müslümanların yanına kaçan olursa Haz Muhammed onu teslim edecek. Ama Hz. Muhammed'ten Mekke ile
müşriklere kaçan olursa Mekke'li müşrikler onu yiyecek. Anlaşma böyle. Hatta insanlar kötü bir anlaşma yaptık
gibisinden de düşünüyor. Bakın Mekke'li müşriklerden Medine'ye Müslümanların yanına geçmek isteyenler Hz. Muhammed
tarafından kabul edilmeyince bu adamlar Mekke'li müşriklerin yanına da geri dönmüyor ve arada ticaret yollarında
zarar veriyorlar Mekke'li müşriklere. O yüzden aslında bu anlaşma Müslümanların lehine dönmüş bir anlaşmadır. Ve bu
anlaşmanın önemini unutmayacaksın. Bak, Mekkeliler Hudeybiye anlaşmasıyla Müslümanları resmen tanımış oldu. Lütfen
buna dikkat et. Hayber'in fethi dersem, Hyber de Yahudilerden alınıyor canlarım. Hayber tek bir kale değil. Hyber, bir
sürü Hyber adında kale var. Buralar ele geçiriliyor ve Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmış oluyor. Mute seferi
Müslümanlarla Bizans arasında yapılan ilk savaştır canlarım. Mekke'nin fethi. Evet, Müslümanlar Medine'deydi ve 630'da
geri döndüler. İslamiyet'in yayılmaya başladığı yer olan Hz. Muhammed'in doğduğu yer olan Mekke'yi geri aldılar
ve Mekke'yi putlardan temizlediler. Huneyin seferi Haz Muhammed döneminde gerçekleşti ki Hz. Muhammed'in katıldığı
seferlere gazve deniliyor. Huneyn bir gazveir. Tayip seferi düzenlendi. Tebük seferi önemli. Bizans'la yine Medineli
Müslümanlar arasında yapılan bir sefer savaş. Canlarım bu Arabistan dışına yapılan ilk sefer olarak biliniyor.
Tebük seferi kimleymiş? doğruma yani Bizans'ta gerçekleşmiş bir gelişme. Bunu da öğrenmiş olalım. Daha sonra Hz.
Muhammed zaten 632 yılında Medine'de vefat ediyordu. Dört halife dönemi başlıyor. İlk halife hangisi dersem Hz.
Ebubekir. Hz. Ebubekir döneminde ne oluyor? Bak Hz. Muhammed döneminde Müslüman olanlar Hz. Ebubekir döneminde
dinler, dinlerinden dönüyor. Dinlerini bırakıyorlar. İşte dinden dönenlerle. Hazreti Ebubekir döneminde hangi savaş
yapılıyordu? Riddet savaşları. Kimlerle yapılmış? Dinden dönenlerle. Buna dikkat edersiniz. Bunun dışında canlarım Ecnade
Savaşı'nda Doğu Roma yani Bizans yenilgiye uğratılıyor. Hz. Ebubekir döneminin en önemli gelişmesi de
Kur'an-ı Kerim'in kitap haline getirilmesiydi. Bu çok önemli. TYT'de ya da MS'de yoruma dönük sorularda Kur'an-ı
Kerim'in günümüze kadar eksiksiz ve bozulmadan gelmesinde bu gelişme etkilidir. Buna da dikkat edersiniz. Bu
arada Erim ağlıyor. Hastaydı biraz. Onun sesi size gelmiyordur umarım. Hz. Ömer dönemine bakacaksak Haz. Ömer döneminde
Bizans yani Doğu Roma Yermük savaşıyla yenilgiye uğratılıyor. Suriye Filistin coğrafyasına Müslümanlar ne yapıyorlar?
Artık bu bölgelere hakim oluyorlar. Kudüs yani üç din içinde kutsal sayılan Kudüs Hz. Ömer döneminde Müslümanların
eline geçiyor. Çok önemli. Bu dönemde canlarım Sasanilerle dört önemli savaş yapılıyor. Köprü, Kadisiye, Celula ve
Nihavent savaşları. Burada köprü savaşıı Müslümanlar kaybediyor Sasanilere karşı. Ama diğerlerini kazanıyor. Hatta
Nihavent Savaşı'nı Hz. Ömer döneminde Müslümanlar kazanınca, İran ve Irak'a hakim olunca Sasaniler ortadan kalkıyor.
O yüzden AYT için de önemseyin canlarım bunu. Nihavent Savaşıyla son verilen devlet Sasaniler. Buna çok dikkat. Devam
ediyorum. Bu Nihavent Savaşıyla İran, Irak toprakları Müslümanların eline geçince Türklerle Müslümanlar komşu
oldular. Bunu da unutma. Hz. Ömer döneminde canlarımız ülke sınırları genişledi. Yönetimi kolaylaştırmak için
ve otoriteyi artırmak için ne yapılıyor? ülke yönetim birimlerine yani illere, eyaletlere ayrılıyor ve kadı ataması
yapılıyor. Çünkü adaletin sağlanması gerekiyor. Bu dönemde devlet hazinesi olan beytül mal yani devlet hazinesi
kuruluyor, oluşturuluyor. Aklınızda olsun. Beytül mal'ın kurulması Haz. Ömer dönemi. Ama Beytül Hikme denilen
bilgelik evi yani kültür yapılanması Abbasiler döneminde oluşturulmuştur. İlk düzenli ordu bu dönemde kuruldu. İslam
Devleti'nde ordugah denilen kentler oluşturuldu. İkta sisteminin temelleri bu dönemde atıldı canlarım. İkta sistemi
Haz. Ömer döneminde başlamış askeri anlamda. Ama Büyük Selçuklu'da bu hem toprak sistemi hem de askeri sistem
olarak varlığını devam ettirecek. Bu dönemde canlıların posta teşkilatı kuruluyor. Yani haberleşme
geliştiriliyor. En önemli gelişmelerden biri de hicri takvim oluşturuluyor. Hicri takvim Haz. Ömer döneminde
oluşturulmuş. Bunu asla asla unutmayacağız. Hatırlayın, Müslümanların İslam dünyasının kullandığı takvim hicri
takvimdi. Başlangıç yılı da kaç yılı? 622 yılı. Gelelim Haz. Osmanlı dönemine. Hz. Osmanlı döneminde İslam dünyasında
ilk donanma oluşturuluyor ve Kıbrıs bu dönemde ele geçiriliyor. Zatü Savari savaşıyla Doğu Roma denizlerde yenilgiye
uğratılıyor. Kur'an-ı Kerim bakın Hz. Ebubekir döneminde kitap haline getirilmişti. Hz. Osman döneminde
çoğaltıldı. Bu çok önemli bir gelişmeydi. Hz. Ali döneminde iç karışıklıkların yaşandığını görüyoruz.
Hatta Hazreti Ali başkenti Medine'den Kufe kentine taşıyor. Amacı merkezi otoriteyi arttırmak. Neden? Çünkü
düşünsenize kendini destekleyen insanlar Kufe'de. O yüzden o da başkenti ne yapıyor? Kufe'ye taşıyor. Demek ki Hz.
Muhammed'ten Haz. Osman'a kadar başkent Medine ama Haz. Ali döneminde başkent Kufe oluyor. Bu dönemde Hz. Ayşe ile Hz.
Ali taraftarları arasında cemel vakası yani deve olayı yaşanıyor. Hz. Ali bu savaşta Hz. Muhammed'in eşi olan Hz.
Ayşe'yi yenmeyi başarıyor ve onu salıveriyor. Daha sonra Muaviye ile Haz. Ali arasında Sıffin savaşı yapılıyor.
Muaviye bir oyun yapıyor. Bu oyunda savaş sırasında Hazreti Ali savaşı kazanacakken Kur'an sayfalarını mızrak
uçlarına takıyorlar. Ve Hzreti Ali'nin ordusu Kur'an sayfalarını görünce savaşı durduruyor ve hakem devreye giriyor.
Hakem de o dönem halifeliği ne yapıyor? Muaviye'ye veriyor. Bir oldu bitti ile Muaviye halife oluyor. İşte bu
ayrılıkları derinleştiren gelişmelerden biridir. Zaten bu süreçten sonra yani Sıffin savaşı, hakem olayı ya da Cemal
Vakası gibi olaylardan dolayı iç savaş ortamı yaşanmış. Ya bu süreçte de İslam toplumu ayrılmış. Hazreti Ali'yi
destekleyenler, Muaviye'yi destekleyenler ve hariciler ikisinden de olmayanlar şeklinde bir ayrılık oluşmuş.
Bu da ne yapmış? İslam toplumunun bir araya gelmesine engel olmuş bir gelişmeye. Bu dönemde fetih metih
yapılamıyor iç karışıklıklardan dolayı. Emeviler deyince Emevilerin öncüsü Muaviye'dir. Ve Muaviye ne yapacak?
Halifelik makamını saltanata dönüştürecek. Normalde yapmaması gerekiyordu ama kendi oğlu Yezit'i
ülkenin başına getirmek istiyor. Bu tabii İslam toplumundaki kavgaları iyice derinleştiren bir gelişmedir. Yani artık
halifelik babadan oğula geçecek şekilde sisteme oturtuluyor. Bu dönemde devletin başkenti Şam'dı. Emeviler İstanbul'u
kuşattılar ancak alamadılar. Yezid'in yani Muaviye'nin tahta çıkacak olması tabii ki Hz. Ali taraftarlarını çok
rahatsız ediyor ve Hz. Hüseyin yani Haz. Ali'nin oğlu Kerbela olayında Yezit tarafından öldürülüyor, katlediliyor.
Yani Hz. Muhammed'in soyu katlediliyor. Ve biz bu olaya Kerbela olayı diyoruz. Emeviler döneminde sınırlar çok
genişletiliyor. Halife Abdülmelik döneminde bak ilk İslam parası bastırılıyor. Hatta Arapça resmi dil
ilan ediliyor. Emevilerden bir kısım ne yapıyor? Özellikle Fas topraklarından bu İspanya'ya Avrupa'ya doğru geçiyor ve
Emevilerin İspanya'yı Avrupa'yı ele geçirmesi Kadik savaşıyla gerçekleşiyor. Tarık bin Ziyad diye bir Arap komutan
var. Emeviler adına İspanya'yı Avrupa'yı ele geçiriyor. Hangi savaşla? Kadi savaşı. Peki, Müslümanların, Emevilerin
Avrupa'da ilerlemesi hangi savaşla durduruluyor dersem, Puatya savaşı diyorsunuz. Neymiş? Kadik savaşıyla
Avrupa ele geçiriliyor. Puatya savaşıyla Müslüman Arapların oradaki ilerleyişi durduruluyor. O dönem Müslümanları
kimler durdurmuş? Franklar durdurmuş. Buna da dikkat edersiniz. Peki Emeviler neden yıkıldı? Çünkü Emevilerde
canlıların bir kere Kerbela olayının yaşanması, toplumsal ayrılıklar ya da o dönemdeki kabilecilik anlayışı, işte
halifelerin kötü yönetimi, bunlar yıkılmada etkili oldu. Ama en etkili gelişmelerden biri mevali politikası.
Buna çok dikkat edeceksiniz. Burada Arap olmayan Müslümanların dışlandığını görüyoruz. Yani Müslüman olman yetmiyor.
Arap Müslüman mısın? Buna bakıyorlar. Eğer Müslümansan ama Arap değilsen, Müslüman Araplardan dışlanıyorsun.
Aşağıda görülüyorsun. O yüzden Mevali politikası Müslümanlar arasında hoş karşılanmayan, ayrılık getiren ve
İslamiyet'in yayılmasına engel olan bir politikadır. Buna özellikle dikkat edersiniz. Özellikle Endülüs Emevileri
dediğimiz devlet İspanya, Portekiz gibi Avrupa'da İtalya'ya kadar böyle sınırlarını genişletmiş. O da e
özellikle Hristiyanların Müslümanlaşmasında ya da İslam kültürünün orada yayılmasında çok etkili
olmuş bir devlettir. Endülüs Emevileri. Gelelim Emevilerden sonra Abbasilere. Bu dönemde başkent Bağdat oldu canlarım.
Abbasiler Emevilerden daha hoşgörülü bir devlet ve mevali politikasını terk ediyor. Abbasiler Türklere ordularında
idari kadrolarında yer veriyorlar ve Türk komutanlar hem idareci oluyor hem yönetici oluyor hem ordu komutanlığı
yapıyor. Bir süre sonra da Abbasilerin merkezi otoritesinin zayıflamasıyla Türk komutanlar kendi devletlerini filan
kuruyorlar. Biz onlara Tavafi mülk devletleri diyoruz. Mesela onlardan bir tanesi Tolunoğulları, bir tanesi de
Akşit devletidir. Abbasiler deyince aklımıza mutlaka ordularında Türkleri kullanmaları gelsin. Tamam mı? Bu çok
önemlidir gerçekten. Devlet en güçlü dönemlerini Harun Reşit zamanında yaşamış. Özellikle dikkat etmeniz
gereken Talas Savaşı olsun. Çünkü Talas Savaşı'nda Abbasiler yani Müslüman Araplarla Karluk Türkleri işbirliği
yapmış ve Çin'i yenmiş. Talas Savaşı'ndan sonra kağıt, barut, matbaha, pusula gibi gelişmeler Çin'den
öğrenilmiş. Müslüman dünyasında, Türk dünyasında kullanılmış. Bu çok önemli. Bunun dışında sadece Türklerin
yetiştirildiği ve yerleştirildiği Samarra kenti kurmuş. Türkler askeri özelliklerini kaybetmesin diye Bağdat'ın
kuzeyinde bir şehir kuruluyor ve Samarra kentinde Türkler aslında kendi özelliklerini, askeri yapılarını
kaybetmemesi için burada yaşıyorlar. Bunun dışında canlarım bir de Avaım kentleri var. Avaım Kenti deyince
aklınıza ne gelsin? Abbasilerin Doğu Roma İmparatorluğu sınırlarında kurdukları savunma şehirleridir. Abasın
kentleri ne yapıyor? Sınırları koruyor. Buna da dikkat edersiniz. Mısır'da kurulan Türk devletleri bizi bunun
sıralamasını bilmeliyiz. Tolunoğulları, Akşitler ya da Ihşidiler, Eyyubiler ve Memlükler. Zaten ekran görüntüsünü
yansıtırım. Tolunoğulları, Akşitler, Eyyubiler, Memlükler. Mısır'da kurulan hepsi de Türk devleti. İlk Türk devleti
hangisi? İlk kurulan Tolunoğulları. Bunlar Abbasiler toparlandıktan sonra yıkılmışlar. Bakıyorum Akşitler. Bunlar
da canlarım kutsal topraklara hakim olan ilk Türk devleti olarak geçiyor. Çünkü Hicaz bölgesini ele geçirmişler. Yani
Mekke Medine bölgesi. O yüzden Akşitlerin bu önemi, bu özelliği önemliydi. Bu iki devletin bir özelliği
var. Abbasi devletiin merkezi otoritesinin zayıflamasıyla kurulmuşlar. Dolayısıyla bunlar tavaifi mülk
devletleri olarak da biliniyorlar. Bunun dışında bu iki devletin şimdi şöyle düşünün. İkisi de Türk devleti,
Tolunoğulları Akşitler ama halkı Arap ve farklı milletlerden oluşuyor. O yüzden bir uyum sorunu oluyor. Yöneticiler
Türk, halkı Arap uyum sorunu olmuştur. Eyyubiler dersem Selahaddin Eyyubi canlarım Selahaddin Eyyubi Hıdin
savaşıyla Haçlılardan Kudüs'ü alan müthiş bir komutandır ve tarihte Hadimül Harameyn unvanıyla biliniyor. Özellikle
Kudüs Fatihi dediğimizde aklımıza Selahaddin Eyyubi gelsin. Çok çok önemli bir lider. Hatta bak, İslam'ın en saf
kahramanı olarak da ifade edilmiş. Memlükler dersem Eyyubilerden sonra Mısır'da kuruluyor. Memlüklerin kurucusu
Aybek'tir. En güçlü dönemleri kim biliyor musun? Sultan Baybars dönemi. Memlükler kölemenler olarak da ifade
ediliyor. Hatta bir Türk devleti olduğu için özellikle isimlerinde de devletil Türkiye ifadesini kullanıyorlar. Türk
kelimesi isimlerinde de geçiyor. Memlükler Moğolların ilerleyişini durduran Türk devletiydi ve halifelik
makamını ellerinde bulunduruyorlar. İşte Yavuz Sultan, Selim, Mercudabık, Ridaniye savaşlarını kimle yapıyordu?
Memlüklerle. Ve Memlükleri Ridaniye savaşıyla yıktıktan sonra halifelik Osmanlı'ya geliyordu. Yavuz Sultan Selim
halifelik gücünü artık kullanabiliyordu. Bu önemli bir gelişme. Özellikle buna dikkat edersiniz. Bilim medeniyet
anlamında baktığımız zaman özellikle Abbasiler döneminde oluşturulan Beytül Hikme'yi asla unutmayacaksınız. Bilgelik
evi anlamına geliyordu. Bilim insanlarına Türk İslam bilim insanlarına baktığımız zaman Farabi pozitif
bilimlerin öncüsü olarak biliniyordu. Özellikle Aristoteles'in felsefesini mantığını iyi açıkladığı için ikinci
öğretmen olarak geçiyor. Yani muallimi Sani ifadesi Farabi için kullanılıyordu. Buna dikkat edersiniz. İbni Sina batı
dünyasında Avi olarak biliniyor ama İslam dünyasında eşeyh reis olarak geçiyordu. İbn Sina deyince aklımıza tıp
alanı gelsin değil mi? Hatta El Kanunu Fit Tıp adlı eseriyle biliniyordu. İmam Gazali önemli bir tasavvufçudur, din
adamıdır. İbn Rüştte özellikle Endülüs Emevileri döneminde yaşayan Müslüman bir Araptır. O dönemde canlarım Batı
dünyasında Aroes olarak biliniyor. Hatta bu Rönesans'ın kıvılcımı, zeminini hazırlayan isimlerden biri olarak
görülüyor. İbn Rüştm sanatı dediğim zaman Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatıydı. Hat sanatıyla uğraşanlara
hattat deniliyordu. Ebru sanatı su üzerine resim yapma, boya yapma sanatıydı. Su üzerine resim yapılmaz
boya yapma sanatı. Tesip dersem el yazması kitaplarda ya da levhalarda süsleme sanatıydı. Bu genelde zaten sarı
renklerle süsleniyor. Mesela şöyle düşünebilirsiniz. Kur'an-ı Kerim'in etrafında böyle kapağında filan sarı
altın tozuyla yaldızlama tekniği kullanılarak bir süsleme yapılırdı. Minyatür dersem el yazması kitaplarda
bak şurada görseli var. El yazması kitaplarda olaylar küçük resimlerle tasvir edilirdi. Biz buna minyatür
sanatı diyoruz. Hatta minyatür sanatçılarına da Nakkaş ismini ya da Musavver ismini veriyoruz. Çin
seramikler üzerine sırlama işlemiyle seramikleri işte tabakları süsleme sanatıydı. Çin sanatını burada görüyor
görüyorsunuz. Mutlaka görmüşsünüzdür. Ciltleme de zaten kitapları ciltleme sanatı. Özellikle Osmanlı'da gelişmiş
sanatlardan biridir bu ciltçilik sanatı. Canlarım Türklerin İslamiyeti kabulüne ilk Türk İslam devletlerine geçiyorum.
Burada bilmemiz gereken şeylerden bir tanesi aslında bence bir kronoloji. Yani şu zaman dilimine, olayların yaşanma
sırasına göz atmanızda fayda var. Bir kere okuyun burayı. Tamam mı? Şimdi bunları anlatacağım zaten. Türkler
İslamiyeti özellikle 751 yılında Talas Savaşı'nın yapılmasıyla böyle kitleler halinde benimsiyor. Bu önemli bir
gelişme. Çünkü Müslüman Abbasilerle Karluk Türklere işbirliği yapmış. Talas Savaşı'nda 751 yılında Çin'i yenmişler.
Bu savaştan sonra Türkler arasında İslamiyet yayılıyor. Canlarım Türklerin içerisinde İslamiyetin yayılmasında
aslında İslamiyetle gök tanrı inancının benzerlikleri de etkili oluyor. Mesela Gök Tanrı inancı da tek tanrılı bir
anlayışa sahip. İslamiyette gök tanrı inancında da temizlik önemlidir. İşte İslamiyette de gök tanrı inancında da
kurban kesme var. İslamiyette de gök Tanrı inancında da cennet, cehennem duygusu algısı var. İslamiyette de.
Dolayısıyla bu benzerlikler özellikle Türklerin İslamiyeti benimsemeden önce işte cihan hakimiyeti anlayışı yani
dünyaya Türklüğü yayma duygusu vardı. İslamiyetle birlikte bu anlayış cihan ne oldu? Cihata dönüştü. Yani İslamiyet'ti
yayma duygusu, mücadelesine dönüştü. Dolayısıyla böyle aktif bir yapıyı ifade ediyor iki inançta ve bu benzerlikler de
Türkler arasında İslamiyetin benimsenmesini ne yaptı? Kolaylaştırdı. Unutmayın eski Türklerde Musevilik
inancını benimseyen tek bir Türk devleti vardı. O da Hazarlardı. Onun dışında Gök Tanrı inancı genel yaygın inanışta artık
İslamiyet kitleler halinde Talas Savaşı'nın ardından ne yapıyor? Türklerin hayatına giriyor. Canlarım
Türkler İslamiyet'ti benimserse ne olur? İslamiyet'in yayılması hız kazanır. Türkler İslamiyet'in yayılmasına da
korunmasına da bayağı bayağı katkı sağladı. Buna dikkat edersiniz. Tabii Türkler İslamiyeti benimsedikten sonra
ne oldu? İşte medreseler, camiler gibi dini mimari eserleri çoğaldı. Bu açıdan da çok büyük katkıları oldu Türklerin.
Bir de canlarım ne vardı? Haçlı seferleri vardı. Haçlılar Türkleri Anadolu'dan atmak, Anadolu'daki
İslamlaşmayı durdurmak amacıyla seferler yapmıştı. Türkler de ne yapmış oldu? Haçlılara karşı İslamiyet'ti ve
Anadolu'yu korumuş oldu. Orta Asya'da İslamiyet'ti benimseyen ilk Türk devleti Karahanlılardır. Ama daha öncesinde
İslamiyet'ti benimseyen bir devlet var. O da İdil Bulgarları. Eğer sana sorularda İslamiyet'ti benimseyen ilk
Türk devleti sorulursa ne diyeceksin? İdil yani Volga Bulgarları diyeceksin. Ama Orta Asya'da İslamiyet'ti benimseyen
ilk Türk devletini sorarlarsa o zaman ne diyeceksin? Karahanlı devleti diyeceksin. Karahanlılar Karluk, Yağma,
Çiil, Tuhsi, Ezgiş gibi Türk boylarının bir araya gelmesiyle kuruluyordu. Kurucusu kimdi? Bakın Bilge Kül
Kadirhan. Ama Karahanlıların dikkat edin en güçlü dönemini yaşatan lider Yusuf Kadirhan olacaktı. Burada bilmenizi
istediğim bir şey daha var. Karahanlılarda İslamiyet hangi hükümdar döneminde benimsenmişti? Satuk Buğrahan
dönemi. Karahanlarda devletin merkezi olarak Balasagun kenti kullanılmıştır. Buna dikkat edersiniz. Bir süre sonra
Karahanlılar iki ayrıldı. İkili Devlet Teşkilatı anlayışı gereği olarak Karahanlılar ikiye ayrıldı. Bakın Doğu
Karahanlı Devleti'ne Moğolların Kara Hitay Devleti, Batı Karahanlı Devleti'ne ise Harzemşahlar son vermişti.
Karahanlılar ulusçu bir yapıya sahip. Çünkü Orta Asya'da kurulduğu için dikkat edin halkının çoğunluğu Türk. O yüzden
resmi dilleri Türkçe oldu. Uygur alfabesini kullandılar. Türk geleneklerini bozmadan devam ettirmeye
çalıştılar. Bunlara dikkat edersiniz. Gazneliler deyince Alpegin tarafından Gazne kentinde kurulmuştu canlarım. En
güçlü dönemlerini Sultan Mahmut zamanında yaşamıştı. Zaten Gazneli Mahmut dediğimiz hükümdar hem
İslamiye'ti Hindistan'a yaymasıyla, Hindistan'a 17 sefer yapmasıyla biliniyordu. Bu çok önemli bir
özellikti. Hem de o dönemde Büyhoğulları diye Şii mezhepli bir devlet var. Abbasiye halifesini sıkıştırmış.
Abbasiye halifesi de Gazneli Mahmut'tan yardım istiyor. Gazneli Mahmut Üveyhoğullarından halifeyi kurtarınca
sultan unvanını alıyor. Tarihte ilk defa sultan unvanını kullanan Türk hükümdarı kimdir dersem Gazneli Mahmut. Ama
Osmanlı Devleti'nde ilk defa sultan unvanını hangi padişah kullanıyor dersem o zaman Orhan Gazi diyorsunuz. Buna da
dikkat edersiniz. Demek ki Gazneli Mahmut İslamiye'ti Hindistan'da yaymış ve İslamiyet'ti özellikle o dönemde
Abbasi halifesini Büveyhoğollarına karşı korumuştur. Bunlara dikkat edelim. İlk Müslüman Türk devletlerinde bazı kültür
medeniyet gelişmelerini hatırlatayım sizlere. Mesela canlarım Karahanlı Devleti bir kere Türk kültürüne özen
gösteren bir devletti ve Hakan kelimesinin yerine Türkçe kelimeler kullanmış mesela. Yani Hakan da Türkçe
bir kelime ama mesela Arslan Han, işte Buğra Han ya da İlik Han gibi Türkçe kelimeler kullanmaya özen göstermiş. Ama
Gazneliler, Büyük Selçuklular böyle değil. Fars kültürü etkisinde kalmıştır. Mesela Büyük Selçuklu'nun eee resmi dili
Farsçadır. Aklımızda olsun. O yüzden Gaznelilerde mesela hükümdarlar emir ve sultan unvanını kullanmıştır. Özellikle
sultan unvanı Türklerde olmayan bir unvandı. Demek ki sultan İslamiyetin benimsenmesinden sonra kullanılmaya
başlanan bir hükümdarlık unvanıdır. Bu kelimeleri hatırlamanı istiyorum. Tıraz neydi? Bunlar bir kere hükümdarlık
sembolü yani alametiydi. Bir hükümdarın hükümdar olduğunu gösteren özelliklerdi. Traz Abbasi halifesi tarafından Türk
İslam hükümdarlarına gönderilen üzerinde hükümdarın isminin, unvanının yazılı olduğu özel süslü elbiselerdi. Bu Tras
kelimesi önemliydi. Hilat da halife tarafından hükümdara gönderilen hediyelere verilen isimdi. Mesela bu
hediyelerin içerisinde külah, kemer, kılıç, para, bayrak yani sancak gibi malzemeler vardı. Bunun dışında çetir
saltanat şemsiyesi hutbe cuma namazında, bayram namazında hükümdarın isminin zikredilmesiydi. Menşur da Abbasi
halifesinin Türk hükümdarları tahta çıktığı zaman onu onaylaması, onay vermesi anlamına geliyordu. Bunun
dışında canlarım burada Türk İslam dünyasında önemli edebi eserler var. Bunlara dikkat edelim. Bu edebi
eserlerin hepsi de Karahanlı Devleti döneminin edebi eserleridir. Soru soru değeri taşıyor burası. Bakın,
Kutadubilik Türklerin İslamiyet'ti benimsemesinin ardından kaleme alınan ilk eserdir. Yusuf Has Hacip tarafından
yazılmıştı. Mutluluk veren bilgi anlamına geliyordu. Buna dikkat edersiniz siyasetname özelliği
gösteriyordu. Yani devlet adamlarına siyasi bilgiler veriyordu, öğretiyordu. Bu açıdan önemliydi. Demek ki bunlar
arasında ilk yazılan Kutadgu Biliktir. Peki hangi hükümdara sunulmuştur? Bu ÖSYM sorusuydu. Hatırla. Karahanlı
hükümdarı Uluğu Karabğra Han'a sunulmuştu. Buna dikkat. Divan-ı Lügati Türk canlarım Kaşkarlı Mahmut tarafından
yazılan bir sözlüktü. Hatırlayın. Burada Araplara Türk dilini öğretme amacı vardı ve Türk dilinin gelişimi, Arap dili
altında ezilmemesi için yazılmış bir eserdi. Bu açıdan önemli. Hatta Türk Dünyası haritasına da yer vermiş.
Kaşkarlı Mahmut burada. Atabetül Hakaik Edip Ahmet Yükneki'nin eseriydi. Divan-ı Hikmet de Hoca Ahmet Yesevi'nin tasavvuf
eseriydi. Zaten Türk tarihinin ilk edebi eseri tasavvuf anlamında Divan-ı Hikmetti. Buna dikkat edersiniz. Büyük
Selçuklu'da ne bilmemiz lazım? Bir kere atası dedesi Selçuk Bey. E Selçuklular Oğuzların üçok koluna, kınıık boyuna
mensuptu. Yani Büyük Selçuklu Devleti de Türkiye Selçuklu Devleti de Oğuzlardan kınık boyundan gelmekte zaten akrabalar.
Selçuk Bey öncülüğünde Cent kentine gelmiş Oğuzlar ve burada İslamiyet'ti benimsemişler. Ama 105-1021 yılları
arasında Selçuklularda Çağrı Bey var. Önemli bir komutan. Tuğrul Bey'in kardeşi. O Anadolu'ya böyle keşif
seferleri yapmış. Anadolu'da ne var ne yok bir bakmış. Sonra canlarım Büyük Selçuklu bir kurulsun. Ne yapsınlar?
Anadolu'ya gelip Anadolu'yu ele geçirsinler. Onun için önce kurulmaları lazım. Büyük Selçuklu üç önemli savaşın
ardından kuruluyor. Bak Nesa, Serahs ve Dandanakan savaşları. Bu üç savaşı da Büyük Selçuklu Gaznelilere karşı Tuğrul
Bey öncülüğünde kazanmış ve Dandanakan Savaşı'nın ardından Büyük Selçuklu Devleti kurulmuştu. Bak Büyük Selçuklu
Devleti önemli başkentler kullanmıştı. İsvahan, Rey, Nişabur, Merv kentleri Büyük Selçuklu'nun önemli
başkentleriydi. Fasinler Savaşı Büyük Selçuklu ile Bizans arasında yapılan ilk önemli savaştı. Büyük Selçuklu Tuğrul
Bey öncülüğünde bu savaşı Doğu Roma'a yani Bizans'a karşı kazanmıştı. Bunun dışında canlıların Bağdat seferini çok
önemseyelim. O dönem Tuğrul Bey ülkeyi yönetiyor. Hükümdar ve Abbasi halifesi o dönemde Güeyhoğulları tarafından
sıkıştırılmış. Biliyorsunuz aralarında mezhep farklılıkları var. Abbasiler Sünni, Şii, Üveyhoğulları adından belli
Şii bir devlet. Mezhep farklılıkları var. Üveyhoğulları Abbasiye halifesini sıkıştırınca Abbasiye halifesi Tuğrul
Bey'den yardım istemiş. Bak biraz önce Gazneli Mahmut'tan yardım istemişti. Neyse Tuğrul Bey gidiyor
Üveyhoğullarının elinden Abbasileri kurtarıyor. Nasıl kurtarıyor? Bak Bağdat'a giriyor. Büyhoğullarının
başkentini yakıp yıkıyor, ele geçiriyor ve Büyhoğullarına son veriyor. O yüzden Tuğrul Bey'e hangi unvan gelecek?
Doğunun ve batının sultanı unvanı. Bunu asla unutmayacaksınız. Bu gerçekten önemli. Artık İslamiyet'in koruyuculuğu,
siyasi anlamda, askeri anlamda temsilcisi artık Büyük Selçuklu Devleti oldu. Bak halifelik hala Abbasilerde
dini temsilci onlar. Ama özellikle altını çiziyorum. İslamiyet'in koruyuculuğu, siyasi ve askeri gücü
artık Selçuklu devleti bu açıdan önemli. Alpaslan gelecek başa. Alpaslan döneminde Ani Kalesi Hristiyanlardan
alınıyordu ve Alpaslan Ebülfet unvanını kullanıyordu. Bu unvanları ekrana yansıtıyorum. Oradan incelersiniz.
Alparslan daha sonra 1071 yılında Malazgir Savaşı'nı kazanacak. Doğu Roma, Bizans'tan bu savaş sonucunda Doğu
Anadolu hakimiyetini ele geçirecek. Hatta bu Malazgir savaşı kazanıldıktan sonra İslam ülkelerinin sultanı unvanını
kullanacak Sultan Alparslan. Bu açıdan çok önemli. Peki Malazgir Savaşı ne zaman yapıldı? 26 Ağustos 1071
tarihinde. Bu savaş Büyük Selçuklu ile Bizans arasında yapıldı. Ama bu savaşta Gürcüler, Ermeniler Bizans'ın yanında.
Hatta Uzlular Peçeneklerde ilk başta Bizans'ın yanındaydı ama taraf değiştirmişlerdi ve Selçuklu saflarına
katılınca bu savaş kazanılmıştı. Büyük Selçuklu bu savaşta Turan taktiğini uyguladı. Savaşı kazandı. Romen diojeni
esir etti. Bu çok önemliydi. Daha sonra serbest bıraktı. Bize Malazgir Savaşı'nın sonuçları sorulabilir. Bak
bir kere Anadolu'da Türkleşme ve İslamlaşma dönemi artık başladı. Yani Anadolu'nun kapıları Türklere açıldı.
Anadolu'da Türkleşme, Müslümanlaşma süreci artık başladı. Anadolu Türklerinin eline geçince Anadolu'dan
Türkleri atmak ve İslamlaşmayı durdurmak amacıyla Haçlı seferleri başlatıldı. Bu çok önemli. Alparsan'ın komutanları
tarafından fethedilen yerler fethedenlerin olacakları anlayışıyla yani kılıç hakkı olarak Anadolu'yu ne
yaptı? Komutanlarına verdi ve Anadolu'da 1. Beylikler dönemi başladı. Buna dikkat edin. Malazgir Savaşı'nın ardından
hatırlayın. Çakabeyli, Danışmentliler, Mengücekliler, Artuklular, Saltuklular gibi devletler kurulmuştu. Demek ki
Anadolu'da 1. Beylikler dönemi Malazgir Savaşı'ndan sonra başlamış. Melikşah dönemi devletin en güçlü dönemidir.
Melikşah döneminde hatırlarsanız Hasan Sabbah ve Batınilik tarikatı devlete çok zarar vermişti. Bu dönemde sınırlar
genişledi. Güçlü bir dönem yaşanıyor ama Hasan Sabah'la Batınilerle mücadele edemiyor Büyük Selçuklu. Büyük
Selçuklu'nun yıkılma sürecinde özellikle 1141 katvan savaşı etkili olmuştu. Moğolların Kara Hitay devleti geldi.
1141 katvan savaşıyla Büyük Selçuklu'yu yıktılar. Büyük Selçuklu'nun yıkılmasında geleneksel veraset anlayışı
etkilidir. Yani ülke hükümdar ve ailesinin ortak malı sayıldığı için taht kavgaları yaşanıyordu. Bu devletin
yıkılmasında etkili. Batınilerin ya da Şii Fatimilerin ya da Şiilik propagandası yapan devletlerin
Selçuklu'ya zararı yıkılmasında etkili. Abbasiler Selçuklu'ya zarar vermişler. Bak Selçuklu onları korurken,
İslamiyet'ti korurken, Abbasiler gücü kaybetmenin etkisiyle Selçuklu'nun aleyhine faaliyetlerde bulunmuşlar.
Oğuzlar yani Türkmenlerin isyanları Selçuklu'nun yıkılmasında etkili. Bir de atabeylik sistemi var Büyük Selçuklu'da.
Böyle hükümdar çocuğunu yani hükümdarlar çocukları olan Melikleri Atabeylerle Taşra'ya gönderiyor. Tecrübe kazansın
diye. Ama atabeylere, Meliklere çok geniş yetkiler vermiş Selçuklu. Bu da merkeze karşı isyan etmelerine ve
devletin merkezi otoritesinin kaybolmasına sebep olmuş. Büyük Selçuklu yıkılınca tabii bir sürü devlet ortaya
çıktı. Irak Selçukluları bunların hepsi yıkılınca çıkmıyor. Yıkılmadan önce ortaya çıkanlar da var. Irak seluları,
Kirman, Suriye, Türkiye Selçukluları ortaya çıkan devletler. Bir de atabeylikler var. Şam Atabeyliği, Musul
ve Halep Atabeyliği, Azerbaycan ve Fars atabeylikleri Büyük Selçuklu'nun merkezi idaresinin kaybolmasıyla ortaya çıkan
devletlerdir. Divan-ı saltanat kavramı çok önemli. Büyük divan. Divan-ı Saltanat Büyük Selçuklu'nun resmi
işlemlerini görüştüğü, karar aldığı büyük divandı. Ve bunun alt birimleri vardı. Mesela Divan-ı istifa ne
yapıyordu? devletin mali işlerinden sorumluydu ve bunun sorumlusu müstevfiydi. Bakıyorum divan-ı işraf
mali ve idari işleri teftiş eden, denetleyen divandı. Ve bunun sorumlusu Divan-ı İşrafta müşrif vardı. İşraf
müşrif. Divan-ı İşraf'ın sorumlusu müşrif. Devletin askeri işleriyle ilgilenen divan divan-ı arızdı.
Sorumlusu Arzül Ceyş ya da emiri-i Arız demiştik. Divan-ı Berit Büyük Selçuklu'da posta haberleşme işlerinden
sorumlu. Divan-ı Mezalim'de ne yapıyordu? Yüksek mahkeme özelliği gösteriyordu ve bir karar alındıysa,
kadı bir karar verdiyse, bu karar tartışılıyorsa hemen büyük divan yani sultan başkanlığında toplanacak divan-ı
mezalime getirilirdi. Mesele görüşülürdü. Sultan kararını verir ve o karar temyiz edilemez, değiştirilemezdi.
Buna da dikkat. Kadı deyince Türk İslam devletlerinde hukuktan sorumlu mahkemelerde davalara bakar ve karar
verirdi. Burada Selçuklu ordusunda merkez kuvvetlerde gulamanı saraya dikkat edin. Şöyle düşünün canlarım.
Gulam ordusu. Gulam kelimesini duyunca savaşlarda elde edilmiş esirlerden kurulan ordu aklımıza gelsin. Tamam mı?
Savaşıyorsun, düşmanı yendin. Orada küçük yaşta çocukları alıyorsun ve ordu yapında kullanıyorsun, yetiştiriyorsun.
Hatta gulam hane denilen bir yer var. Orada yetiştiriyorsun buna. Dikkat edersiniz ilk kez ikdi. Haz. Ömer
döneminde uygulanmıştı. Ama bunu toprak sistemi ve askeri yönleri ile birlikte kullanan Büyük Selçuklu Devleti olmuş.
İkta toprakları hizmetlerinin karşılığında valilere, komutanlara kullanım hakkı bırakılan topraklardı ve
bu topraklarda devlete bedava asker yetiştiriliyordu. Bu iktidar sisteminin uygulanmasında da vezir Nizami Mülk'ün
çok büyük katkıları vardı canlarım. Vezir Nizami-ı Mülk Büyük Selçuklu'da hem Alpaslan'a hem de Melikşah'a
vezirlik yapan çok önemli bir adamdır. Siyasetname adlı eseri vardı. Bir de Nizamiye Medreselerinin kurucusu öncüsü
vezir Nizamül Mülktü. Bu adam da Hasan Sabbah'ın tarikatı tarafından suikastle öldürülmüş bir adamdı. İkta sistemi ile
ilgili gelebilecek soru tarzı ikda sisteminin faydaları olacaktır. İkta sistemi uygulanınca ne olacak? Topraklar
boş kalmayacak. Üretim yapılacak. Hazineden hiç para çıkmadan hazır bir ordu ikta ordusu kurulacak ki Osmanlı
Devleti'nde bu tımarlı spaylar tımar ordusu olarak geçiyor. Taşra'da bu askerler devlet adına devlet otoritesini
sağlayacak, isyanları bastıracak ve merkezi otorite bu sistemden dolayı güçlenecek. Vergilerin toplanması
kolaylaşacak. Bu sisteme lütfen dikkat edelim. Önemliydi. Peki Nizamiye Medreseleri neden açılmıştır? Devlet
memuru yetiştirmek amacıyla ve devlete zarar veren tarikatların faaliyetlerini engellemek amacıyla açılmıştır. Buna
dikkat edin. Ömer Hayyan, Büyük Selçuklu Devleti döneminde yaşıyordu. Celali takvimini Melikşah'ın isteği üzerine
hazırlamıştı ve Celali takvimi Sultan Melikşah'a sunulmuştu. Çok çok önemli bir gelişme. Bakın kafanız karışmasın
diye ben burada toplu bir şekilde medreseleri yazdım. Bunu not almanı istiyorum. İlk Türk İslam Medresesi
sorulursa Karahanlılar döneminde Semerkant Medresesi. Peki Büyük Selçuklu Devleti'ndeki ilk medrese dersem Nişabur
Medresesi diyorsun. Büyük Selçuklu'da tabii ki en önemli medrese Nizamiye. Anadolu'da yaptırılan ilk medrese eee
danışmentler tarafından Tokat Niksar'da yaptırılan Yağasan Medresesi. Türkiye Selçuklu Devleti'nde ilk medrese Kayseri
Koca Hasan. Ama Osmanlı Devleti'nde ilk medrese hangi şehirde inşa edildi? ÖSYM sorusu İznik kentinde. Bunlara dikkat.
Bunların notunu alırsınız. Gelelim 1. Beylikler dönemine. Bir kere Malazgir Savaşı kazanılmıştı. Malazgir Savaşı'nın
kazanılmasının ardından Anadolu'da 1. Beylikler dönemi başladı. İlk kurulan beylik canlılarım hangisi dersem
Saltuklular dersiniz. Bunların kuruldukları yerleri bilmemiz gerekiyordu. Saltuklular tam olarak bu
Erzurum, Kars, Pasinler, Oltu yani Anadolu'da kuzeydoğu bölgelerinde kurulmuş ve ilk kurulan Beylik Selularda
zaten kuruldukları bölge itibariyla Ermenilerle, Gürcülerle mücadele ediyordu. Saltulardan birkaç tane önemli
eser var. Mesela üç tepsi mama olarak kodlayabilirsiniz. Bunu ben ekran görüntüsü olarak yansıtırım. Üç
kümbetler, tepsi minare, Mama Hatun Kümbeti ya da külliyesi deyince Saltukların eserleriydi. Mengücekler
neredeydi? Divri, Erzincan, Kemah bölgelerindeydi. Mengücekliler günümüze kadar ulaşan çok önemli bir eser
bıraktılar. Divri Ulu Cami, Darü Şifası. Canlarım, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesinde olan bir eserdir.
Sakın sakın unutmayın. Danışmentler aralarında en güçlü olan beylikti. Sivas, Kayseri, Tokat, Amasya, Çankırı,
Elbistan'a kadar sınırlarını genişletmiş bir devlet. E Anadolu Selçuklu yani Türkiye Selçuklularını en çok uğraştıran
danışmentlerdi. Anadolu'da ilk medreseyi bunlar yaptı. Tokat, Niksar, Yağıbasan Medresesi önemli bir medrese. Artuklular
aralarında en uzun yaşayan Beylikti. Bak Diyarbakır'daki Ulu Cami ve özellikle söylüyorum Malabadi köprüsüne çok dikkat
edin. En ünlü eserleri buydu. Çaka Beyliği Türk tarihinde denizciliği başlatmıştı ve Çaka Beyliği'nin kuruluşu
günümüz Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın kuruluşu olarak kabul ediliyordu. Buradan hemen bir inceleyin.
Bakın Saltuklular nerede? Erzurum, Kas çevresi. Mengüçekliler, Erzincan, Kemah, Divri. Danışmentliler yayılma alanı.
Burada küçük göründüğüne bakmayın. En geniş sınırlara ulaşan 1. Beyliklerde Danışmentler. Artuklular Mardin, Hasan,
Kef, Batman bölgesinde. Çaka beyliği zaten İzmir çevresinde. Peki bu beylikler kurulursa ne olur? Anadolu'yu
Türkleştirirler, Müslümanlaştırırlar. Anadolu'yu haçlılara karşı korurlar. Anadolu'da imar faaliyetleri yaparlar.
Camiler, medreseler, imarethaneler yani aşevleri yaparlar. Hemen devam ediyorum canlılarım. Benim için zor oluyor böyle
her şeyi değinerek tekrar yapmak. Biraz yorucu olacaktır size. Bana da yorucu olacak ama içime de sinmiyor. Böyle
bakın buna dikkat edin deyip de bir iki sayfa atlamak açıkçası içime sinmiyor. Mümkün olduğu kadar her şeye değinmeye
çalışayım. Bakın Türkiye Selçuklu Devleti kurulsun. 1077 yılında İznik Bizans'tan, Doğu Roma'dan alınmış ve
Türkiye Selçuklu Kutalmış oğlu Süleyman Şah tarafından kurulmuştur. Çok önemli bir bilgi. Türkiye Selçuklu'nun kurucusu
sorulabilir. Nerede kurulduğu da sorulabilir. Bunlara dikkat edersiniz. 1. Kılıç Aslan döneminde canlarım
Türkiye Selçuklu Devleti başkentini 1. Haçlı seferinden dolayı değiştirmek zorunda kaldı. Ne oldu? Başkent
İznik'ten 1. Haçlı seferinden dolayı Konya kentine taşınmıştı. Bu çok önemli bir bilgi. Miriya Kefolon Savaşı ik
Kılıç Aslan döneminde Bizans'ın yenilgiye uğratıldığı savaştır. Bu Miri Kefolon savaşı kazanılınca Anadolu'dan
Türklerin atılamayacağı kesinleşmişti. Bu çok önemliydi. Kılıç Aslan ölmeden önce ülkesini 11 oğlu arasında pay
ediyordu. Geleneksel Türk veraset anlayışında zaten ülke hükümdar ve ailesinin ortak malı anlayışı geçerli
olduğu için böyle bir hakkı var. Çocuklarına pay etti. Taht kavgasını istemedi. Yaşanmasın dedi. Ama taht
kavgası hiçbir zaman Türklerde son bulmuyor. Türkiye Selçuklu hükümdar unvanı olarak Fars kültürünün etkisinde
kaldığı için Key Kubat, Key Hüsrev, Key Kavus gibi unvanlar kullandı. Bunlara dikkat edersiniz. Naibi saltanat ya da
niyabet-i saltanatı bilmen lazım. Türkiye Selçuklu Devleti'nde hükümdarın başkentte olmadığı zamanlarda toplanan
yardımcı divana niyabet-i saltanat deniliyor. Eyaletlerde emir ya da şehne adı verilen valiler, askeri valiler
görev alıyor. Subaşı kelimesine dikkat edin. Güvenlik görevlisi yani ordu komutanı. Asayişten sorumlu görevli akla
gelsin. Muhtesipler çarşılarda, pazarlarda ölçü tartı işlemlerini tespit eden günümüzdeki aslında zabıtanın
görevini yapan görevlidir. Zaten tespit yapan kişi muhtesip. Tespit muhtesip. Aklınızı öyle tutun. Kadı da zaten ne
yapıyordu? hakimdi. Davalara falan bakıyordu. Türkiye Selçuklu'nun ordunun başkomutanı Emirül Ümer ya da Beylerbeyi
unvanını taşıyor. Bunu bilin. Donanmanın komutanı ise yani denizlerin sorumlusuysa Melikü Sevahil ya da Reisül
Bahr olarak geçiyordu. Peki Osmanlı Devleti'nde donanma komutanı kimdir dersem o zaman kaptanı Derya dersiniz.
Tamam mı? Türkiye Selçuklu özellikle ticaret gelişsin diye ahilik teşkilatını kurdu. Ahilik bir esnaf örgütlenmesiydi.
Ahiler Türk ve Müslümandı ve ticari hayatı denetliyorlardı. Kontrol altına alıyorlardı. O yüzden ahilik kelimesinin
Türkiye Selçukluyla özdeşleştiğini bilelim. Ahiliğin kurucusu zaten Ahi Evrandı. O da önemli bir bilgi. Peki
ticaret gelişsin diye ne yapıldı? Kervansaraylar yapıldı. Yollar üzerine ticaret aksamasın ve güvenli bir şekilde
yapılsın istendi. Venediklerle ticaret anlaşması yapmış. Türkiye Selçuklu gümrük vergisini indirmiş ki dışarıdan
daha fazla mal gelsin, ticaret dönsün. Bunun dışında yabancı tüccarların her türlü zararını karşılamak amacıyla
devlet sigortacılık sistemini başlatmış. Bak bunların hepsi ticaretin gelişmesi amacıyla yapılan şeylerdi. Zaten Türkiye
Selçuklu hep liman kentlerini ele geçirmiş. Antalya, Alanya, Sinop, Kırım'ın, Suğudak Limanı. Bak bunların
alınmasında hep ne var? Özellikle deniz ticareti gelişsin istenmiş. Bunlara dikkat edersiniz. Haçlı seferleri neden
başladı? Anadolu'dan Türkleri atmak, Anadolu'daki İslamlaşmayı, Türkleşmeyi bitirmek, Kudüs'ü yani üç din içinde
kutsal sayılan, kutsal bölgeyi Kudüs'ü ele geçirmek ve doğunun zenginliklerine ulaşmak amacıyla Haçlı seferleri
başladı. Canlarım aralarında özellikle söylüyorum tek başarılı olan Haçlı seferi 1. Haçlı seferiydi. Onun
dışındakilerin hepsi başarısız oldu. Ama bu haçıl seferlerinin yapılıyor olması özellikle Türkiye Selçuklu'nun
Anadolu'daki Türklerin bütün dengesini bozdu. Bilim, ticaret, ticaret gene yapılıyor ama bilimsel anlamda
gelişmeler durma noktasına geldi. Kan, kaos, gözyaşı. Anadolu bundan çok çok olumsuz etkilendi. Haçıl seferlerinin
bir sonucuna baktığımız zaman da özellikle doğudaki bazı icatlar batıya taşındı. İşte Çin'den öğrenilen şeyler
vardı. Hatırla kağıt, barut, matbaa, pusula gibi icatlar Haçlı seferleriyle Avrupa'ya taşınmıştı. Bunlara dikkat
edersiniz. Türkiye Selçuklu'nun sonunu getiren gelişmeler. Şimdi büyük bir zafer kazanmış Türkiye Selçuklu. 1230
yılında Yassı Çemen Savaşı'nda Türkiye Selçuklu Harzem şahları Sultan Alahaddin Keykubat zamanında yenmiş. Zaten Sultan
Alahaddin Keykubat Türkiye Selçuklu'ya en güçlü dönemini yaşatan liderdi. Bu savaşta Harzemşahlar yıkılıyor ama
Türkiye Selçukluyla Moğollar komşu oluyor. İşte Moğollar 1243 Kösedağ Savaşı'nda geliyor. Türkiye Selçuklu'yu
Sivas'ta yeniyor ve Anadolu Moğol egemenliği altına giriyor. O yüzden canlarım Türkiye Selçuklu Devleti'nin
yıkılmasında dönüm noktası olan savaş Kösedağ Savaşıdır. Kösedağ Savaşı'ndan sonra Türkiye Selçuklu Devleti'nin
Anadolu'daki Türk siyasi birliği bozulmuştur. Anadolu'da Beylikler dönemi başlamıştır. Buna dikkat edin. Bu
Kösedağ Savaşı'ndan 3 yıl önce Anadolu'da Baba İsyanı çıkmış. İlk dini ve sosyal nitelikli isyan Türkiye
Selçuklularında. Ve bu isyan gerçekten zor da olsa bastırılıyor ama devletin zafiyeti de ortaya çıkınca eee ne
yapıyor? Moğollar geliyor Anadolu'yu Kösedağ Savaşı'nda istila ediyor. O zaman bu harita bakın Kösedağ
Savaşı'ndan sonraki haritadır. Niye? Bak Anadolu'da Türk siyasi birliği yok. Bir sürü parça parça beylik ortaya çıkmış.
Osmanoğulları, Germiyanoğulları, Karesoğulları, Aydınoğulları, Hamitoğulları bunlar hep ikinci
beylikler arasında. Bunlara da dikkat edersiniz. Peki bunların nerede kurulduğunu bir hatırlatalım.
Karamanoğulları, Konya Karaman, Germiyanoğulları şuradan bakalım ya. Haritadan bakmak daha hoş olacaktır.
Bakın Karamanoğulları Konya Karaman bölgesi. Dulkadiroğulları Maraş çevresi. Ramazanoğulları Adana bölgesi.
Karesioğullarını unutma lüksün yok. Balıkesir Çanakkale bölgesinde ve Karesoğulları Osmanlı'ya katılan ilk
beyliktir. Bu açıdan çok önemli. Osmanoğulları zaten Söüt Domaniç bölgesinde kurulmuş. Candaroğulları ya
da İsfendiy Kassamonu çevresinde Sinop bölgesinde kurulmuş. Saruhanoğulları Manisa,
Aydınoğulları İzmir Aydın Menteşeoğulları Muğla Menteşe bölgesi. Germiyanoğulları Kütahya Hamit oğulları
ise Isparta Antalya bölgesine hakim olmuş bir beylikti. Bunun dışında canlarım Anadolu'da özellikle
İslamlaşmanın, İslamiyet'in yayılmasında daha doğrusu özellikle bazı isimler etkili oldu. Mesela Mevlana Celaleddin
Rumi çok önemli bir isim. Mesnevi ve Divan-ı Kebir adlı eserleriyle biliniyor. Anadolu'da İslamiyet'in
yayılmasında çok önemlidir. Hacı Bektaşi Veli çok önemli. Eee onun da özellikle Makalat diye bir eseri vardı. Ona dikkat
edersiniz. Yunus Emre eserlerinde Türk diline çok önem vermesiyle biliniyor. Bu isimler Anadolu'da değer taşıyan
isimlerdi. Gelelim Osmanlı kuruluş dönemine. Beylik'ten devleti Osmanlı. Burada savaşları bu haritadan daha
doğrusu şablondan anlatıyorum size. Koyun İhisar Savaşı bir kere Osman Bey döneminde Bizans'ta yapılan ilk savaştı.
Osmanlı Bizans'ta yapılan bu ilk savaşı kazanmayı başarmıştı. Şöyle düşünebilirsiniz. Bu savaş Bafeos savaşı
olarak da biliniyordu. Osman Bey döneminin en önemli gelişmelerinden biri. Hatta bu savaş kazanılınca Halil
İnalcı'a göre Osmanlı resmen bu savaşın kazanılmasıyla kuruldu diyor. Bu bilgiye de dikkat. Bursa'yı alan, fetheden,
hatta başkent haline getiren Orhangaziydi. Pale Kanun Savaşı'nda Orhangazi Bizans yani Doğu Roma'yı
yendi. İznik'in ve İzmit'in yolunu açmış oldu. İznik'i fethetti. Orhangazi İzmit'i aldı. Karoğulları Orhangazi
döneminde Osmanlı'ya bağlandı. Osmanlı'ya katılan ilk beylik Karesoğulları Beyliği. Karesoğulları
Osmanlı'ya bağlanırsa Osmanlı'da denizcilik faaliyetleri başlar. Önemliydi. Edirne özellikle söylüyorum
1. Murat döneminde başkent haline getirilmişti. Çirmen Savaşı kazanıldı. 1. Kosova'yı sakın unutmayacaksınız. 1.
Kosova'da Osmanlı haçlıları yenmeyi başardı. 1. Kosova Savaşı'nda Murat savaş meydanını gezerken savaştan sonra
şehit oldu. Hatta Osmanlı ilk savaş topunu Kosova Savaşı'nda kullanmıştı. Niibolu Savaşı Yıldırım Bayazıt
döneminin en önemli gelişmelerinden biri ve Haçlılar Niibolu'da yenilgiye uğratıldı. Bu savaştan sonra Yıldırım
Bayazıt Sultan-ı İklimi Rum yani Anadolu'nun sultanı unvanını kullandı. Ama Timur geldi Orta Asya'dan 1402
Ankara Savaşı'nda Yıldırım'ı yendi. Esir aldı. Yıldırım, eşi ve oğlu Mustafa. Bunlar esir olarak götürüldü. Bu savaşta
Ankara Savaşı'nda Osmanlı savaşı kaybetti. Bu savaşın kaybedilmesinde de Timur'un getirmiş olduğu Orta Asya'dan
getirdiği filler ve eee Yıldırım Bayazıt'ın saflarında olup da savaş sırasında taraf değiştiren kara Tatarlar
bu savaşın kaybedilmesinde etkili oldu. Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'da Türk siyasi birliği bozuldu. Hatta
İstanbul'un fethi 50 yıl kadar gecikmiş oldu. Fetret devri yaşandı. Yıldırım Bayas'ın oğulları arasında taht kavgası
dönemi yaşandı. Bu taht kavgalarından Osmanlı'yı kurtaran Mehmet'ti. O yüzden Mehmet yani Çelebi Mehmet devletin
ikinci kurucusu olarak tarihe geçti. Varna ve Kosova Savaşlarında Murat başarılı oldu ve Kosova Savaşı
kazanıldıktan sonra Haçlılar yenilgiye uğratıldıktan sonra Balkanlardan Türklerin atılamayacağı kesinleşti. Buna
çok dikkat edersiniz canlarım. Osmanlı kurulduğu zaman özellikle çevresinde böyle siyasi birlik bütünlük yoktu. Ne
Anadolu'da siyasi birlik bütünlük var, ne Balkanlarda, ne Avrupa'da. Bu Osmanlı'nın işine geldi. Osmanlı
özellikle eee o dönemde gaza ve cihat politikasını benimsedi. İslamiyet'ti yaymayı düşündü. O yüzden beyliklerle
pek mücadele etmedi. Ne yaptı? Bizans yani Hristiyanlar üzerine seferler düzenledi. Gaza ve cihat politikasını
izledi ve Osmanlı'nın doğru kararlarından bir tanesiydi. Bir de Osman Bey döneminde özellikle müdaraa
politikası uygulanıyor. Müdara da iyi geçinme politikası. Yani bazı tekfurlarla iyi geçiniyorsun.
Bazılarıyla düşman oluyorsun ve böylelikle o durumdan faydalanıyorsun. Yani tekfurların kendi aralarında
birliği, bütünlüğü olmadığı için Bizans valilerinin onlar da ne yapıyorlar? Biri birini yutarken ses çıkarmıyor. Bu tabii
Osmanlı'nın işine geliyor. Bunlara dikkat edersiniz. Hemen bir de burada hatırlatacağım. Koyun İsal Savaşı Osman
Bey dönemiydi. Bursa'nın alınması, başkent yapılması Orhangazi dönemi. Orhangazi döneminde Maltepe Savaşı
Bizans'a karşı kazanılınca İznik'nin İzmit'in önü açılmış oldu. Osmanlı buraya dikkat edin. Orhangazi döneminde
Bizans'ta Kantak Kuzen tahta çıksın imparator olsun diye ona ne yapıyordu? asker gönderiyordu ve Kanta Kuzen tahta
çıkınca Osmanlı'ya hediye olarak Gelibolu'da bulunan Çimpe Kalesini veriyordu. Çimpe Kalesi canlarım tam
Gelibolu'da şurada. Şimdi Bizans'ın Çimpe Kalesini Osmanlı'ya Orhangazi döneminde hediye etmesi Osmanlı'nın
Gelibolu'ya geçişini kolaylaştırıyor. İlk defa Avrupa'da Gelibolu topraklarında bir üst elde etmiş oluyor.
Bu açıdan gerçekten önemliydi. Karesoğulların Osmanlı'ya geçmesi zaten denizciliği başlattı. çok önemliydi.
Edirne'nin alınmasında Sazılı Dere savaşı etkili olmuştu. Şimdi iskan ve istimalet politikasına değinelim
canlarım. Çok basit politikalar bunlar. İskan yerleştirme, şenlendirme anlamına geliyor. Şöyle düşün. Osmanlı
Balkanlarda, Hristiyanlardan aldığı toprakları ne yapıyor biliyor musunuz? Gelibolu, Balkanlar bu bölgelerden
toprak aldıkça oraları Türkleştirmek ve Müslümanlaştırmak için Anadolu'daki Türkleri ve Müslümanları özellikle de
kavgalı olan Türk aşiretlerinden birini alıyor, oraya yerleştiriyor. Sürekli sürekli Hristiyanların arasına Türkleri,
Müslümanları yerleştiriyor ki burada kalıcı olabilsin. O yüzden iskan politikası yani yerleştirme
politikasının uygulanmasındaki temel amaç ele geçirdiğimiz Hristiyan topraklarını Türkleştirmek,
Müslümanlaştırmak ve oraları kalıcı hale getirmektir. Buna lütfen dikkat edin. Tamam mı? Bir de canlarım istimalet var.
Bu da hoşgörü politikası. Özellikle Bizans'tan bıkmış olan bir halk vardı. Osmanlı buraları ele geçirdikçe inanç
anlamında, yaşam biçimi anlamında serbest bırakıyor insanları. hoşgörülü bir anlayışla onlara sahip çıkıyor. Bu
politikayı uygulaması da o bölgedeki insanların Osmanlı'ya bağlılığını artırıyor. O yüzden iskan ve istimalet
çok doğru ve sonuç vermiş, güzel sonuçlar vermiş politikalardır. Bu tabloyu isterseniz bir inceleyin
canlarım. Bakın Çirmen Savaşı 1. Kosova, 1. Murat. Yıldırım Bayazıt döneminde Niibolu Savaşı çok önemli. İstanbul'u
kuşatan ilk padişah Yıldırım Bayazıt'tır. Zaten hemen ekran görüntüsü yansıtıyorum sana. E İstanbul
kuşatmasını yapan Türk tarihinde kimler var? Sırasıyla bir görün. İlk kuşatan Avarlar, sonra Tuna Bulgarları, sonra
Çakabeyliği, sonra Osmanlı. Bu bilgiler önemli. Osmanlı'da ilk kuşatan kimmiş İstanbul'u? Yıldırım Bayes. Hatta
Yıldırım Bayas'ın İstanbul kuşatması için güzelce Hisar denilen Anadolu Hisarını yaptırmıştır. Buna da dikkat
edersiniz. Anadolu'da Türk siyasi birliğini sağlamak deyince aklımıza ne gelmeli? Osmanlı'nın hani ikinci
beylikler arasında küçücük bir beylik. Osmanlı ne yapıyor? Bizans yönünde fetih yapıyor ama Orhan Gazi döneminde
beyliklere yavaş yavaş dokunmaya başlıyor. İlk ele geçirdiği beylik Karesioğullarıydı ve Karesoğullarının
ele geçirilmesiyle Anadolu'da Türk siyasi birliğini sağlama yolunda ilk adım atılmış oldu. Özellikle Murat da
çok önemli şeyler yapmış. Murat oğlu Yıldırım Bayazıt'ı Germiyanoğullarının kızıyla evlendirmiş. Bu evlilik
sonucunda, akrabalık sonucunda Germiyanoğullarından çeyiz yoluyla toprak almıştır. Buna da dikkat
edersiniz. Hamit oğullarına da 80.000 altın vermiş Murat ve ne yapmış? Hamitoğullarından bazı toprakları satın
almış. Bu açıdan da önemli. Demek ki Osmanlı savaşarak, Osmanlı parayla toprak satın alarak, akrabalık kurarak
ne yapıyor? Anadolu'da Türk siyasi birliğini sağlamaya çalışıyor. Ama canlarım Ankara Savaşı'ndan sonra o
Yıldırım Bayazıt döneminde sağlanan o büyük ölçüde sağlanan Türk siyasi birliği Ankara Savaşı'ndan sonra
bozuluyor. Beylikler yeniden canlanıyor. Özellikle Karesioğulları bu Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden
canlanamıyordu. Buna da dikkat çekmiş olalım. Devletin ikinci kurucusu kimdi? Unutma 1. Mehmet yani Çelebi Mehmet.
Gelelim Osmanlı ordu yapısına canlarım. Burada neyi hatırlamanız lazım? Bir kere kapıkulu deyince aklımıza ne gelmeli? 1.
Murat gelmeli. 1. Murat döneminde kapıkulu ocağının temeli atılıyor. Acemi olanlar ocağı, topçu ocağı, yeniçeri
ocağı bu dönemde kuruluyor. Ve kapıkulu dediğimizde devşirme aklıma gelmeli. Neden? Çünkü Hristiyanlardan elde
ettiğim çocukları küçük yaşta 8 ila 18 yaş ya da bazı kaynaklara göre 821 yaş arasındaki çocukları alıyorum. Bu
çocuklara temel askeri eğitimi veriyorum. Türk İslam kültürünü öğretiyorum ve askeri kadrolarımı da
kullanıyorum. Hatta bu çocuklardan böyle aklı çalışanları, devlet memuru olabilecekleri de Enderun mektebine
alıyorum. Enderun mektebinde devlet adamı yapıyorum. Şimdi Kapıkulu ordusu Osmanlı'da bir kere ücretlidir. Her 3
ayda bir ulufe maaşı alırlar. Her padişah değişikliğinde cülüs vahşişi alırlar. Peki kapıkulu piyadeleri
dediğimde yürüyen askerler aklıma hangi birimler gelecek? Acemi Oğlanlar ocağa temel eğitimin verildiği yer.
Yeniçeriler padişaha ve sarayı İstanbul'u koruyan birimdir. Cebeciler silahların bakım ve onarımından sorumlu.
Topçular zaten adından belli top dökerler. Top arabacıları cepheye topları taşırlar. Lağımcılar kale
kuşatmalarında tünel kazarlar. Humbaracılar bomba, havan topumu yapımından sorumlu. Bostancılar da
sarayın güvenliğini, köşklerin, kasır dediğimiz köşklerin güvenliğini sağlar. Kapıkulu süvarileri, silahtarlar,
sipahlar, sağ ve sol ulufeciler, sağ ve sol garipler. Bak burada 6 var. 6 birim. O yüzden bunlara 6ı bölük halkı denmiş.
Ne yapıyorlar? Silahtarlar, sipahiler savaş esnasında padişahın çadırını, güvenliğini sağlıyorlar. Sağ ve sol
ulufeciler savaş sırasında saltanat sancağını, bayrağını koruyorlar. Sağ ve sol garipler de ordunun ağırlığını,
hazinesini koruyorlar. Tımarlı sipahiler tımar topraklarından yetişiyor. Zaten tımarlı sipariler tımar topraklarının
kontrolünü sağlayan devlet görevlileridir. Ve tımarlı siparilerin yetiştirdiği askerlere atlı zırhlı
askerl biz ne diyorduk? Cebelü diyorduk. Akıncılar atlı birliklerdir. Akın yaparlar. Öncü birliklerdir. Azaplar
savaş esnasında öncü birlikler arasında. Yaya müsellem çok önemli. Orhangazi döneminde Osmanlı'nın kurmuş olduğu ilk
düzenli ordu bu Yaya Müsellem ordusuydu. Sakalar ordunun su ihtiyacını taşıyorlardı. Gelelim tımar sistemine.
Hizmetlerinin karşılığında valilere, komutanlara gelir ve rütbelerine göre kullanım hakkı bırakılan topraklara biz
tımar toprakları ya da asıl doğru bir ifade ile dirlik toprakları diyoruz. Dirlik sistemi. Dirlik toprakları
deyince ne geliyor akla? Osmanlı'da hizmet göstermiş valiler, komutanlar gelirlerine, rütbelerine bakılarak
toprak alıyorlar. Bu topraklarda üretim yapıyorlar. üretim yaparken devlete ürün üzerinden gelirlerle asker besliyorlar.
Bu askerlerle bölgede güvenliği sağlıyorlar. Bölgede vergilerin toplanmasını kolaylaştırıyorlar. Gelelim
tımar sistemine ya da diğer bir ismiyle aslında doğru ismiyle dirlik topraklarına. Canlarım Dirlik
dediğimizde aklımıza ne gelmeli? Hizmetlerinin karşılığında valilere, komutanlara gelir ve rütbelerine
bakarak, gelirine ve rütbesine bakarak Osmanlı ne yapıyor? Bu komutanlara, valilere toprak tahsis ediyor. Toprak
devlete ait. Yani miri toprak. Kullanım hakkı bunlarda. Peki kime ne kadar toprak dağıtacak Osmanlı? Burada gelire
ve rütbeye göre eee değerlendirme yaptığı için mesela 100.000 akçe üzerinde geliri olan memura kontana has
toprak veriyor. 20.000 akçe ile 100.000 akçı arasında geliri olanlara ziyamet. 3.000 akçı ile 20.000 akçı arasında
geliri olanlara isa tımar toprağı veriliyor. Buralarda devlete ne yapılıyor? topraktan asker yetişiyor.
Bedava hazır bir ordu yetişiyor. Burada üretimin sürekliliği sağlanıyor. Askerler devletin otoritesini taşlada
sağlamış oluyor. Bölgede çalışan insanlar gelirsiz kalmıyor. İstihdam edilmiş oluyor. Maaş almış oluyor. Yani
geçimlerini sağlayabiliyorlar tımar toprakları üzerinden. Bir de canlarım insanlar toprağa bağlandığı için konar
göçer yaşamdaki o hayvancılık anlayışı yerini toprağa tarıma bırakıyor. Bu açıdan da önemli. Tımar sistemi
Osmanlı'yı gerçekten de kalkındırmış bir sistemdir. Bak idari alanda, askeri, ekonomik, sosyal alanda birçok alanda
devlete katkı sağlamıştı. Tımarlı sipari yetiştirmiş olduğu askerlere biz ne diyorduk? Cebellü diyorduk. Ona dikkat
edersiniz. Osmanlı Devleti'nde tımar sisteminin uygulandığı eyaletlerde yapılan sayımlara tahrir deniliyor ve
ele geçirilen topraklar tahrir defterlerine kaydediliyor. Nerede ne kadar toprağımız var? Nereyi ele
geçirmişiz? Bu toprakta kaç insan yaşıyor? bölgenin verimliliğine bunlar hep hesaplanıyor ve tahrir defterlerini
özellikle nişancı tarafından kayıt ediliyor. Yeni çeriler deyince evet ücretli askerlerimizdi bizim her 3 ayda
bir maaş alıyorlardı. Ulufe maaşı her padişah değişikliğinde de cüs bahşişi alıyorlardı. Yeni içeriler deyince 1.
Murat akla geliyordu. Çünkü temelini o atmıştı. E bunlar önemli. Peki canlarım pençik neydi? Pençik sistemi penç 5
demek zaten. Şöyle düşün. fethedilen bölgelerden alınan esirlerden beşte birini alıyorsun. İdari ve askeri
kadrolarında kullanıyorsun. Önce penç sistemi kullanılıyormuş ama pençik sisteminde sürekli olarak sınır
genişletmek gerekiyor. Bir yerleri ele geçirmek gerekiyor. O yüzden Osmanlı Ankara Savaşı'ndan sonra ne yapmış?
Bütün düzeni bozulduğu için, fetihler durduğu için devşirme sistemine geçmiş. Yani şöyle düşün, bir yeri fethetmene
gerek yok. Hristiyan halkından, elinde bulunan mevcut gayrimüslimlerden çocuk devşirmeye başlıyorsun. Çocukları
devşirme yaparken de zaten 8 ila 20 yaş arasındaki çocukları ne yapıyorsun? Devşirmeye çalışıyorsun. Yani 8 yaşın
altındakiler ve 20 yaşın üstündekiler devşirilmiyor. Genel olarak devşirilecek olan çocuklar ahlaklı, akıllı, vücut
yapısı düzgün, herhangi bir şekilde anormal bir yapıya sahip olmaması gerekiyor. Mesela kamburu olmayacak,
yüzünde yara bere olmayacak. Dikkat edin, Yahudi olmayacak. Yahudi çocukları devşirilmiyor. Çünkü Yahudi çocukları
Yahudi kültürü şehir hayatına alışık olduğu için onları taşla da yetiştiremezsin. Öyle düşünülüyor. Ve
Yahudiler devşirilmiyor. Müslümanlar devşirilmiyor. Ve evli olanlar özellikle evli olanlardan devşirme yapılmıyor.
Çünkü böyle geride hiçbir şey düşünmemeleri lazım. Eğitimlerini sağlam almaları lazım. Gözlerinin arkada
kalmaması lazım. Bu şekilde bir değiştirme sistemi uygulanıyor. Bunlara dikkat edersiniz. Yeni çerilerle tımarlı
sipahiler arasındaki farklar ne? Devşirme sistemiyle yeni çevriler ortaya çıkarken bak tımar topraklarından
tımarlı sipahiler ve cebelüler ortaya çıkıyor. Bakıyorum yeniçeriler merkezde bulunuyorlar. Tımarlı sipariler Taşra'da
görev alıyorlar. Yeniçeriler Hristiyanlardan seçilirken, tımarlı sipahiler Türkler ve Müslümanlardan.
Yeniçeriler belli bir yaşa kadar evlenemiyorlar ama tımarlı sipahiler evlenebiliyor. Yeni çeriler her 3 ayda
bir ulufe maaşı, her padişah değişikliğinde cüus bahşişi alıyor. Ama tımarlı sipayeler geçimlerini tımar
topraklarından sağlıyorlar. Yeniçeriler her zaman asker. Daimi düzenli bir ordu ama tımarlı sipiler savaş zamanında
asker ama barış zamanında çiftçi ve toprakla uğraşıyorlar. Bunlara dikkat edersiniz canlarım. Burada da
Anadolu'nun kandilleri önemli tasavvufçularımız var. Ahmet Yesevi Divan-ı Hikmet eseriyle biliniyordu.
Piri Türkistan olarak ifade ediliyor. Mevlana Celaleddin Nur Rumi Mesnevi ve Divan-ı Kebir eserleri çok önemli. Yunus
Emre'nin Risaletün Nusiriye adlı eseri vardı. Yunus'un eseri Nusak Nusiye. Hacı Bektaş'ın da Makalat adlı bir eseri
vardı. Osmanlı askeri sınıf. Şimdi şöyle düşünün. Bir yönetenler var. Bir de yönetilenler var canlarım. Yönetilenler
vergi veriyorlar. Yönetenler vergi filan vermiyor. Ülkenin idareci kısmıdır. Ben yöneten grup deyince aklıma ilmiye,
sefiye ve kalemiye sınıfları gelsin. Eğer din, eğitim ve hukukla ilgili görevliden bahsediyorsak bak ilmiye
sınıfına mensuptur. Mesela kaz asker, şeyhül islam, kadı, müderris ilmiye sınıfına mensuptu. Seyfiye sınıfına
baktığım zaman bakın askeri ve idari bürokrasiden sorumlu görevliler genelde burada. Bak askerlik de yapıyorlar. Aynı
zamanda idareci yönleri de var bazılarının. Mesela Vezir Azam ordunun başında sefere katılırsa Serdar Ekrem
unvanını kullanıyor ve aynı zamanda idarecidir. Bak SF sınıfında kaptanı Derya donanma komutanı, yeniçeri ağ'sı,
yeniçerilerin başı ve İstanbul'un güvenliğinden sorumlu SFye sınıfına mensup. Kalemiye de canlarım şimdi
nişancı, reisül küttap ya da katiplerin bulunduğu gruptu. Aklızda olsun. Osmanlı Devleti'nde ilmiye sınıfına mensup
olanlar, medrese çıkışlılar ulema olarak bilinirken askeri görevlilerse ümera kavramıyla biliniyor. Ümera nedir? İşte
emirler, beyler, sancak beyleri. Bunlar ümera olarak ifade ediliyor. Osmanlı Devleti'nin ilk medresesi İznik kentinde
inşa edilmişti ve Orhangazi döneminde ilk ataması yapılan müderrisse, öğretmense Davudu, Kayseriydi. Fatih
döneminde Sahnı Seman Medresesi yaptırılmıştı. Çok önemli bir medrese. Medresede öğrencilere talebe, suhte,
danışment deniliyor ama öğretmenlere müderris deniliyor ve medrese eğitimini bitirenler icazetname yani diploma
alıyordu. Bunlara da dikkat edersiniz. Gelelim önemli bilim insanlarına. Ak Şemsettin Fatih döneminde yaşıyordu ve
Akşemsettin hem bir sağlıkçı, tıpçı hem de bir tasavvufçuydu. İstanbul'un fethinde özellikle Akşemsettin'in büyük
katkıları olmuştu. Ali Kuşçu Timur Devleti'nde yetişmiş. Akkoyunlu Devleti'ne geçmiş ve Akkoyunlu
Devletinden Osmanlı hizmetine giren üstün önemli bir matematikçiydi. Bakalım burada da Ulu Bey var. Timur devletinde
bir hükümdardır. Aynı zamanda Timur'un torunudur. Çok önemli bir astronomi ve matematik uzmanıdır. Semerkant
Medresesi'ni kuruyor Orta Asya'da ve burada uzayı gözlemliyor. Rasathane yani gözlem evi aracılığıyla. Canlarım,
Osmanlı mimarisi özellikle Mimar Sinan'ın eserlerini bilmeniz lazım. Ben bu görselleri ekrana yansıtıyorum.
Bakın, Mimar Sinan Osmanlı'nın en önemli mimarıdır diyebiliriz. Şehzade Başı Cami Mimar Sinan'ın çıraklık eseridir.
Süleymaniye Cami Mimar Sinan'ın kalfalık eseri. Ustalık eseri ise en önemlisi Edirne'deki Selimiye Camiyesidir. Ve bu
eser 2011 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine eklenmiş bir eserdir. Sanat anlayışlarından karşımıza
gelebilecek olan özellikle hat sanatı çok önemli. Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatıydı. Hat sanatıyla
uğraşanlara hattat deniliyordu. Hatırla bunu. Bunun dışında ebru sanatı su üzerine boya yapma sanatıydı.
Hatırlayın. Tesip sanatı neydi? Kur'an-ı Kerim'i genelde dini kitapların etrafını böyle altın tozuyla yaldızlama tekniği
kullanılarak sarı sarı süsleme sanatıydı. Yani kitap süsleme sanatı neymiş? Teshipmiş. Buna da dikkat
edersiniz canlarım. Geldim dünya gücü Osmanlı yani yükselme dönemine. Hemen kronoloji üzerinden size buraları
hatırlatıyorum. Bir kere İstanbul ne zaman fethedildi? 29 Mayıs 1453 İstanbul'un fethedilme, Bizans'ın
yıkılma sebepleri şunlar aslında. Doğu Roma dediğimiz Bizans Osmanlı'ya karşı sürekli Haçlı seferlerine sebep oluyor.
Şehzadeleri kışkırtıyor ve Osmanlı toprak bütünlüğünü bozuyordu. Artık ı Mehmet gözlüğüne kestirmişti. Ak
Şemsettin'in de yardımıyla o süreçte özellikle çok büyük destek veriyor. 29 Mayıs 1453'te İstanbul fethediliyor.
İstanbul'un fethedilmesi için özellikle Rumeli Hisarın yaptırması yani Boğaz Kesen Hisarını inşa ettirmesi çok
önemliydi. İstanbul alındıktan sonra Doğu Roma yıkıldı. Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü sağlanmış oldu. Mehmet
Fatih unvanını aldı. Kayzeri Rum yani Rum Kayzeri ve aynı zamanda Sultanül Berreyn, Hakan Bahreyn unvanını aldı.
iki kıtanın, iki karanın ve iki denizin sultanı unvanını almış. Bunun dışında Sırbistan ele geçirildi. Amasra alındı.
Zaten Fatih döneminde Karadeniz Türk gölü haline getiriliyordu. Karadeniz'in Türk gölü haline gelmesinde liman
kentlerinin alınması çok önemliydi. Amasra'nın alınması, Trabzon Rum İmparatorluğu'na son verilmesi, Kırım'ın
1475'te Gedik Ahmet Paşa öncülüğünde alınması, aynı zamanda Sinop'un alınması Karadeniz hakimiyetini sağladı. Mora ve
Trabzon Rum İmparatorluğuna son verilmesi, Mora'nın alınması. Bunun özel bir sebebi vardı. Doğu Roma'nın yani
Bizans'ın şehzadeleri Mora'ya ve Trabzon'a kaçmıştı. Buraları alarak aslında Fatih ne yaptı? Bizans'ın
yeniden dirilme umutlarını sonlandırdı. Bakalım. Eflak Boğ'dan alındı. Bosna Hersek bölgesi ele geçirildi. Venedikle
mücadele ediliyor. Denizlerde savaşılıyor ama başarılı olamadı Osmanlı. Bu süreçte Venedik'le ne yaptı
biliyor musunuz? İmtiyaz yani kapitülasyon anlaşması imzaladı. Fatih'in Venedi Kanuni'nin Fransa'ya
kapitülasyon vermesinde ticareti canlandırma ve Hristiyan birliği parçalama amacı vardı.
Karamanoğullarıyla mücadele edildi. Kırım alındı ve Karadeniz Türk yolü oldu. Hatta Karadeniz'de Kırım'ın
alınmasıyla ipek yoluna Osmanlı hakim oldu. Arnavutluk ele geçirildi. Fatih'in son seferi o dönemde İtalya üzerine
Oturanto'ya yapılmış. Otranto seferi Fatih döneminin son seferidir. Cem Sultan olayı dersem artık ikinci
Bayazlık dönemi olur. Fatih Sultan Mehmet ölünce oğlu ik Bayaz tahta çıktı ve diğer oğlu Cem isyan etti. Cem Sultan
olayı ik baya döneminde yaşandı. Avrupa'nın cem'i desteklemesiyle mesele bir dış mesele haline geldi. Baya
döneminde Müslümanların ve Yahudilerin Avrupa'dan kurtarılması söz konusu. Eee, Hristiyanlar Müslümanları ve Yahudileri
Avrupa'dan atmak istiyordu. Baskı altındaydı ve o insanları ikinci bayazı kurtardı. Yavuz Sultan Selim geldiğinde
Çaldıran Muharebesi savaşıyla Sapovileri yendi. Mercidabık ve Ridani savaşlarıyla Memlükleri yendi. Ridaniye savaşıyla
zaten Memlük Devleti tarih sahnesine karıştı. Özellikle söylüyorum bu savaşlar sonucunda yani Mısır seferi
sonucunda Yavuz Sultan Selim halifelik makamını üzerine aldı ve özellikle o bölgedeki Memlüklerin elinde bulunan
kutsal emanetler Hazreti Muhammed'e ait eşyalar Topkapı Sarayı'na getirildi. Böylelikle Osmanlı'nın teokratik
özelliği, din esaslı yönetim anlayışı güç kazandı. Osmanlı Mısır'a, Suriye'ye, Filistin'e, Lübnan'a, Hicaz'a, kutsal
topraklara buralara egemen oldu. Sınırlarını genişletti ve baharat yolunda Osmanlı hakimiyet Yavuz Sultan
Selim zamanında sağladı. Hatta canlarım şöyle söyleyebilirim. Buna dikkat edin. Yavuz Sultan Selim memleri yıktıktan
sonra hazinesini de ele geçirdiği için Osmanlı'ya en zengin dönemini Yavuz Sultan Selim yaşatmıştır. Peki, peki,
peki. Devam edelim bakalım. Buralardan hızlıca bahsettim. Akkoyunluların özellikle Otluk Veli Savaşı'nda yenilgi
uğratılmasına dikkat edin. Akkoyunluları en güçlü dönemini yaşatan Uzun Hasand'ı. Fatih Uzun Hasan'ı zor da olsa yenmeyi
başardı. Bakalım şimdi ikinci baya Cem Sultan dedik. Önemliydi. Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta daha var.
Şahkulu isyanı. Bayazıt döneminde Safavi devletiin desteğiyle Şahkulu isyanı çıkıyor ve Osmanlı bu isyanı zor da olsa
bastırıyor. Ama Şahkulu isyanında hangi devletin etkisi, katkısı var derse ne diyeceksiniz? Safavi Devletin Yavuz
Sultan Selim döneminde Turnadağ Savaşıyla Dulkadiroğullarının Osmanlı'ya bağlanması çok önemli. Anadolu'da Türk
siyasi birliği sağlanıyor. Maraş çevresi Osmanlı'ya bağlanmış oluyor. Gelelim yeni bir kronolojiye. 1520-1595
yılları arasında Belgrad ve Rodosu alan Kanuni Sultan Süleyman'dı. Bu asla unutulmayacaktı. Muhaç Meydan
Muharebesi'e Kanuni Macarları yenmeyi başardı. Dünyada en kısa süren meydan savaşıdır. 2 saatte Macar ordusu, Macar
Krallığı yenildi. 1. Viyana kuşatması Kanuni döneminde başarısız olmuştu canlarım. Viyana'nın surları çok
güçlüydü. Kış şartlarına denk geldi sefer ve o dönemde özellikle yeterli teçhizat malzeme yoktu. O yüzden
başarısız oldu. Zaten Viyana hiçbir zaman alınamadı Osmanlı'dan. İstanbul anlaşması 1533'te Avusturya ile
imzalandı ve Osmanlı'nın sadrazamıyla Avusturya'nın arşid eşit denk sayıldı. Osmanlı Avrupa'ya üstünlüğünü kabul
ettirdi. Bu dönemde Cezayir Osmanlı'ya geçti. Cezayir'in Osmanlı'ya geçmesiyle zaten bizim artık bir kaptanı derya var.
O da kimdi? Barbaros Hayrettin Paşa'ydı. Buna dikkat edin. Preveze Deniz zaferi Barbaros öncülüğünde Haçlılara karşı
kazanıldı. Bu zaferin kazanılmasıyla Akdeniz Türk Gölü oldu ve Osmanlı Devleti Barbaros öncülüğünde bu zaferi
kazanınca günümüzdeki Türk donanma günü kutlandı. Buna da dikkat. Hint deniz seferleri Portekizlerin okyanuslardaki
etkinliğini sonlandırmak için yapıldı ama Portekizliler varlığını bir şekilde okyanuslarda devam ettirdi. Hint deniz
seferlerine Piri Reis, Hadım Süleyman Paşa, Seydi Ali Reis, Murat Reis katıldı. Burada Piri Reis'in Kitab-ı
Bahriye adlı eseri çok çok önemliydi. Tebriz İran topraklarında Safovilerden alındı. Kuzey Afrika'da Trabluskarp ele
geçirildi. Nahçıvan alındı. Habeşistan, Etiyopya, günümüzdeki Etiyopya'da eyalet kuruldu. Kanuni döneminin, Kanuni'nin
son seferi, Zigetvar seferi Macaristan topraklarına yapıldı ve Kanuni burada zaten vefat etti. Kıbrıs'ı alan kimdi?
Selimdi canlarım. Osmanlı Kıbrıs'ı 1571'de aldığında Venedik'ten aldığı zaman hemen Haçlı donanması kuruldu.
İnebah'ta da Osmanlı donanması yakıldı. Hatta dönemin sadrazamı Sokulu Mehmet Paşa şu sözü söyledi. Siz bizim
donanmamızı yakarak sadece sakalımızı kestiniz. Bizler Kıbrıs'ı alarak sizin kolunuzu kestik. Kesilen kol bir daha
yerine gelmez ama sakal daha gür çıkar." sözünü söyledi Sokollu Mehmet Paşa. Canlarım coğrafi keşiflerin Osmanlı'yı
olumsuz etkilediğini sakın unutmayın. Çünkü eee şöyle göstereyim haritadan. Osmanlı Devleti hem İpek Yolundan hem de
baharat yolundan para kazanırken coğrafi keşiflerin yaşanmasıyla ticaret yolları yön değiştirdi ve Osmanlı artık ekonomik
olarak gelir kaybına uğradı. Buna dikkat edersiniz. Unutmayacaksın kapitülasyon ilk defa Orhangazi döneminde Cenova'ya
yani Cenevizlere verilmiş. Ama Fatih döneminde Vened'e Kanuni döneminde Fransa'ya kapitülasyon verilmesinin
amaçları ticareti canlandırmak ve Hristiyan birliği bozmaktı bizim için önemli. Sokullu'nun iki önemli projesini
unutmayalım. Süveyş kanalı projesi yani Akdeniz Kızıldenizi birleştirme projesi. Burada baharat yolunu canlandırma amacı
vardı. Yani Akdeniz ticaretini canlandırmak. Biliyorsunuz baharat yolu mısır topraklarını ilgilendirdiği için
Doğu Akdeniz'i ilgilendiriyor ve bu proje gerçekleştirilirse Osmanlı coğrafi keşiflerin olumsuzluğunu gidermiş
olacaktı. Ancak bu proje hayata geçirilemedi. Don Volga kanalı projesinde ise canlarım Osmanlı şöyle
düşünmüş. Hazar Denizi ile bak Karadeniz'i birleştirmek istemiş. İpek yolunda güçlenmek, Orta Asya Türkleri
ile ilişkilerini geliştirmek istemiş Osmanlı. Ama bu proje hayata geçemedi. Bu projeyi Ruslar hayata geçirmişti.
Bunu da bir hatırlamış oldunuz. Evet canlarım gelelim Sultan ve Osmanlı Merkez Teşkilatına. Burada Topkapı
Sarayı ile ilgili bilgiler vereceğim ama en başta Osmanlı'da yaptırılan ilk sarayın Orhangazi döneminde yaptırılan
Bursa Bey sarayı olduğuna dikkat edin. Hatta ben size şöyle cep kitabından bir görsel göstereceğim. Şimdi bakın burada
Osmanlı'nın en önemli beş sarayı var. Neymiş bunlar? İlk saray ne dedik? Orhangazi döneminde Bursa'da yaptırılan
Bey sarayı ama Fatih Sultan Mehmet döneminde Topkapı Sarayı yaptırılıyor. 1400'ler 1400'lerin sonları yani 15.
yüzyıl ve Osmanlı'nın en uzun süreyle yönetildiği saray Topkapı Sarayıydı. Hatta Topkapı Sarayı Birun, Enderun ve
Harem olmak üzere üç bölümde inceleniyor. Canların Birun kısmı sarayın dış kısmı, Enderun kısmı devlet
memuru yetiştirilen kısım yani saray mektebidir. Harem kısmı da padişahın özel hayatının geçtiği kısımdır. Dediğim
gibi burada Enderun'da devlet memuru yetiştiriliyor. Şöyle düşün devşirilen bir çocuk getiriliyor. Müslüman
yapılıyor. Burada eğitime tabi oluyor ve ne oluyor? sadrazam olabiliyor. O yüzden Enderun mektebi çok önemlidir. I Murat
döneminde Edirne'de kurulmuştur ama Enderun Fatih döneminde Topkapı Sarayı'nın avlusuna yani İstanbul'a
taşınmıştır. Buna da dikkat edersiniz. Isakpaşa Sarayı dersem Ağrı'nın Doğu Bayazıtı ilçesinde Osmanlı'da ilk yarı
batı tarzı saraydı. Yani klasik mimari üslubuyla başlanmış, Avrupa etkisiyle tamamlanmış bir saraydır. Osmanlı'da ilk
defa kalorifer sistemli saray olarak İshakpşa Sarayı biliniyor. Bunun dışında Dolmabahçe Sarayı Sultan Abdülmecid
döneminde inşa ediliyor. Batı tarzında yani batı tarzında dediğimiz barok rokoko mimari üslubunun kullanıldığı
saraydır. Ve bu Sultan Abdülmecid döneminde hatta Atatürk'ün vefat ettiği saray Dolmabahçe Sarayı da 19. yüzyıl
mimarisidir. Beylerbey ve çırağın sarayları da canlarım özellikle söyleyeyim Sultan Abdülaziz dönemindeydi
ama Yıldız Sarayı devletin özellikle yönetim merkezi haline geldiği dönem Abdülhamit dönemiydi. Bu sarayları da
bir hatırlatmış olduk. Bakın burada Topkapı Sarayı'nın Birun, Enderun ve Harem kısmının özelliği yazıyor. Fatih
Sultan Mehmet döneminde yaptırıldığını zaten biliyorsunuz. Devletin en uzun süreyle yönetildiği saray Topkapı Sarayı
imiş. Gelelim divan üyelerine. Divan-ı Hümayün üyelerini de burada anlatayım size. Canlarım, Divan-ı Hümayün devletin
önemli kararlarının alındığı meclistir. Orhangazi döneminde kurulmuştu. Kaldıransa Mahmuttu. Çünkü ı Mahmut ne
yaptı? Nazırlıkları kurdu. Yani günümüzdeki bakanlık sistemini getirdi. Divanda en önemli eee makam nedir?
Sadrazam'dır. Hatta Fatih dönemi itibariyla Divan-ı Hümayun sadrazamlar başbakanlık yapıyor. Daha doğrusu
başkanlık yapıyor. Padişahın mutlak vekilidir ve başkomutandır. Yani şöyle düşünün. Padişahın sefere çıkmadığı
zamanlarda ordu komutanlığını Serdar Ekrem unvanıyla sadrazam yapar. Buna dikkat edersiniz. Kubbe altı vezirleri
dediğim zaman evet Orhangazi döneminde vezirlik makamı kurulmuştu. Vezirlerin sayısı artınca bunlardan bir tanesi
veziri Azam yani sadrazam yapılmıştı. Nişancı devletin iç ve dış yazışmalarından sorumlu tımar
topraklarının kayıtlarını tutuyor. Yazışma deyince aklımıza nişancı gelecek. Reisül Kitap da dış işlerinden
sorumlu günümüzdeki dışişleri bakanıdır aslında. Böyle fermanlara yani padişahın emirlerine, beratlara yani padişahın
atama belgelerine tuğra çekiyor. Önemli bir görevdi. Kaz asker günümüzde adalet bakanı aynı zamanda Milli Eğitim
bakanıdır. Kaz asker deyince Osmanlı'da kadı ve müderris atamalarını yapan görevli diyeceksin. Çok önemli. Şeyhül
islam dersem, evet, Osmanlı Devleti'nde din işlerinin başıdır. Bir karar, bir kanun çıkacağı zaman şeyhül islam bu
kanunun dine dair görüşünü belirtmesi gerekir. Dinen caiz mi, değil mi? Buna karar verir. Yani fetva yayımlar. Fetva
makamıdır. Yeniçeri ağası İstanbul'un güvenliğini sağlar. Kaptanı Derya Asa donanma komutanı olarak geçiyordu.
Canlarım biraz önce Mimar Sinan'ın eserlerini söylemiştim ya. Bakın cepında belki daha kalıcı olur. Görselden bir
okursunuz. Tamam mı? Hemen özete devam ediyorum. Buradan devam ettim. Divan üyelerinden bahsettik. Arada cep
kitabından böyle görsel sunuma dönelim. Hem de daha keyifli olsun. Burada veraset sistemi çok önemlidir. Bilmemiz
lazım. Eski Türk devletlerinde de zaten geleneksel bir veraset anlayışı vardı. Hatırlarsanız ülke hükümdarı ve
ailesinin ortak malı sayılıyordu. 1. Murat taht kavgalarını engellemek amacıyla şöyle bir düzen getiriyor.
Diyor ki beyler diyor böyle çok kavga oluyor diyor. Bundan sonra diyor ülke hükümdar ve ailesinin ortak malı değil
ülke hükümdar ve oğullarının diyor. Böylece kavga yapacak adam sayısını azaltmak istiyor. Amaç merkezi otoritayı
arttırmaktır. Kardeş katli uygulaması Fatih döneminde geliyor. Ülke hükümdarındır. Kardeş katli gerekirse
caizdir diyor Fatih. Yani ı Mehmet bu canlarım tamamen devlet otoritesini, padişahın mutlak gücünü artırmaya ve
taht kavgalarını engellemeye yönelik bir çalışma. Ama burada öyle bir şey oluyor ki herkes kardeşini katletmeye başlıyor.
Bu da hanedanın soyunun kurmasına sebep olabilir. O yüzden 1. Ahmet gelecek ve diyecek ki kardeş katlini engellemek
için ülkenin başına hanedan mensupları arasında yaşı en büyük olan, aklı başında olan kişi geçecek diyecek ve
ekber erşet usulünü getirecek. İşte buradaki amaç kardeş katlinin önüne geçmek ve taht kavgalarını
engellemektir. O yüzden canlarım ekber erşet sistemi dediğim zaman aklıma birinci Ahmet gelmeli. Önemli bir bilgi.
Unutmayacaksın Fatih dönemine kadar Divan-ı Hümayun'a kim başkanlık yaptı? Padişah. Ama Fatih dönemi itibariyla
artık divana sadrazam başkanlık yapıyordu. Bu da çok önemli. Şehzadelerin temel eğitimini aldığı yer
de Şehzadegan mektebi olarak geçiyor. Buna dikkat edersiniz. Şehzadelerin eğitiminden lalalar sorumluydu. Millet
sistemi deyince aklınıza ne gelmeli? Millet sistemi hemen şu akla gelmeli. Ülkede toplumun dini anlamda
değerlendirilmesi, Müslüman gayrimüslim şeklinde ve Osmanlı Devleti'nde hukuksal anlayış bile ya da alınan vergiler bile
Müslüman gayrimüslim şeklinde değerlendiriliyor. Müslümanlardan alınan vergiler, gayrimüslimlerden alınan
vergiler şeklinde ya da Müslümanların mahkemeleri, işte şeri mahkemeler, gayrimüslimlerin mahkemeleri, cemaat
mahkemeleri şeklinde böyle bir değerlendirme söz konusu. O zaman Osmanlı toplumunu Türk, Laz, Çerkez, Rum
şeklinde ayırmıyor. Neye göre değerlendiriyor? Dine göre. Müslüman, gayrimüslim. Biz buna ne diyoruz? Millet
sistemi diyoruz. Aklımızda olsun. Şimdi canlarım, Osmanlı'da toprak sistemini şöyle bir değerlendirelim. Bakın şimdi
Osmanlı toprak sistemi. Miri arazi bir de mülk arazi var. Bu çok önemli bir kavram. Miriprak ya da miri arazi
dediğim zaman aklıma ne gelmeli? Devlete ait topraklar gelmeli. Mülk topraksa adından belli sana bana ait
topraklardır. Ve bu topraklar eğer Müslümanlara aitse mülkiyet müslümandaysa öşri arazi, gayrimüslimde
ise haraci arazi olarak değerlendiriliyor. Bizi burada ilgilendiren tabii ki miri topraklar,
devlete ait topraklar. Bak dirlik, paşmaklık, ocaklık, malikane, yurtluk, vakıf, mukataa bunların anlamını
bilmemiz lazım. Mesela gelirleri devlete hizmet göstermiş valilere ve komutanlara gelir ve rütbelerine göre ayrılan
topraklara biz ne diyorduk? Dirlik toprak diyorduk. Bunu da neye göre bölüyoruz? Bak gelire ve rütbeye
bakıyoruz. Ona göre has, zamet ve tımar olarak üçe ayırıyoruz. Eğer 100.000 akça üzerinde geliri olan bir memursa,
komutansa ona has toprak veriliyor. Eğer 20.000 akçı, 100.000 akç arasında bir geliri varsa bu komutanın ona zamet
veriliyor. Eğer 3.000 akç 20.000 AKÇ arasında bir geliri varsa o zaman tımar toprağa yani küçük toprak veriliyor. Bu
topraklar devlete ait ve bu topraklarda devlete bedava asker yetiştiriliyor. Bu askerler taşra'da asayişi sağlıyor.
Devlet otoritesini sağlıyor. Hatta vergilerin toplanmasını kolaylaştırıyordu. Müthiş bir sistemdi.
Paşmaklık toprağı. Şöyle düşünün. Devlet bir toprağı ayırmış. Buradan gelen gelirler padişahın eşine, kızlarına,
annesine ayrılıyor. Tamam mı? Kaşmaklık, padişahın eşi ve kızlarına ayrılan toprak çeşitli. Ocaklık gelirleri, kale
muhafızları ve tersane giderlerine yani gemi yapım ihtiyaçlarına ayrılan toprak. Malikane üstün hizmetlerine karşılık
devlet memurlarına verilen topraklardır. Onların olmuyor. Kullanım hakkı devlette. Yurtluk gelirleri sınır
boylarında görev yapan askerlere ayrılıyor. Çok önemli. Vakıf gelirleri işte sosyal kurumlara, hayır
kurumlarına, halkın ihtiyacını karşılayan kurumlara ayrılıyor. Mukataya gelirleri doğrudan devlet hazinesine
aktarılan topraklardı. Canları mukataya, vakıf topraklarına, özellikle dirilik toprağına biraz daha dikkat etmeniz iyi
olacaktır. Gelelim çifte sistemine. Canlıların mantığı çok basit. Böyle karışık gelebilir ismini duyduğunuz ama
bir şey yok. Bir aile düşünün. Bir aileye bir çift öküzün sürebileceği kadar arazi tahsis edilir. Bu aile bu
arazi üretim yapar ve devlete katkı sağlamış olur. Vergilendirilmiş olur bu aile. Hatta devlet şunu da önlemiş olur.
Böyle arazileri bir çift öküzün işleyebileceği küçüklükte dağıtarak ailelere o ailelerin bölgedeki
toprakları ele geçirip de güçlü insanlar olmasının önüne geçmeye çalışıyor. Yani büyük çiftlikler haline gelmesinin önüne
geçiyor devlet burada. Devleti aslında burada otoritesini sağlamış oluyor. Toprak ve RA üzerindeki kontrolünü
sağlamış oluyor. Bu açıdan gerçekten önemli bir gelişme. Çift bozan vergisi nedir? Osmanlı'da dirlik topraklarını
düşünün. Hizmet karşılığında birilerine toprak tahsis ediliyor. Ya bu toprakları alan kişiler, kullanım hakkını elde
edenler o toprağı aldıktan sonra üretim yapmazsa, üretimi durdurursa devlet uyarır, vergi koyar. Ve eğer üretim
yapmamaya devam ederlerse devlet ne yapar? o toprağı ondan alır, başka birine tahsis eder. Demek ki çift bozan
resmi ya da çift bozan vergisi aslında Osmanlı'da üretimin sürekliliğini, devamlılığını sağlamak için alınan bir
vergidir. Buna da dikkat. Lonca Teşkilatı dersem Türkiye Selçuklu Devleti'ndeki ahilik teşkilatı gibi
esnaf örgütlenmesidir. Piyasada ürünlerin kalitesini, kontrolünü, esnafların kontrolünü sağlar ve
piyasaları ne yapar? Denetim altında tutar. Bu açıdan önemli. Canlarım işecilik ise önemli bir ekonomik
politikadır. Osmanlı'da halkın refahı için ülkede yeteri kadar ürün bulundurulmasına işecilik deniliyor.
Buna da dikkat edersiniz. Bir de fiskalizm vardı. Fiskalizm ekonomik politikası da şu: Ülkede mevcut
gelirleri en yükse çıkarmak, giderleri azaltmak ve gelirleri artırmak politikasıdır. Aklımızda olsun. Vakıflar
ne yapıyordu? halkın ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla faaliyet gösteriyordu. Bak yollar, han, kervan,
saray gibi yapıların yapılmasında ya da sağlık, eğitim, öğretim faaliyetlerinin yapılmasını kolaylaştıran önemli bir
unsurdu. Gelelim 1595-1700 yılları arasında siyasi gelişmeleri. Haçova Meydan Muharebesi Avusturya ile yapılan
uzun yıllar savaşların sonucunda daha doğrusu savaşlar sırasında Osmanlı Mehmet zamanında Avusturya'yı Haçova'da
yenmeyi başarıyor ve bu zaferi kazanınca Mehmet Eğri Fati olarak biliniyor. Ama bu savaşların sonucunda genel anlamda
Osmanlı Avusturya'ya karşı kaybetti ve Osmanlı Avusturya'yla Zitbatorok anlaşmasını imzaladı. Neydi bu
zitvatorok? Osmanlı daha önce 1533 İstanbul anlaşmasıyla hatırlarsan sadrazamı, Osmanlı'nın sadrazamı
Avusturya'nın arşidiküyle eşitlenmişti. Osmanlı Avusturya'ya karşı üstünlüğünü kabul ettirmişti. İşte Zitvatorok'la bu
üstünlük elden gitti. Yeniden denklik sağlandı. Yani bizim sadrazamımızla onların kralı arşudikü değil de bizim
padişahımızla onların kralı yeniden denk sayıldı. O zaman mütekabiliyet esasına dönüldü. Yani Osmanlı üstünlüğünü
kaybetmiş, yeniden eşitlenmiş oldu. Kasırı Şirin anlaşmasını unutmayacaksın. 4. Murat zamanında Safaviler'le
imzalanıyor. Osmanlıyla Safavileri arasında bu anlaşma imzalanınca günümüz Türkiye İran sınırı büyük ölçüde
belirleniyor. Girit 4. Mehmet zamanında Venedik'ten köprülü Fazıl Ahmet Paşa öncülüğünde zor da olsa 24 yılda alındı
ve Girit alınınca köprülü Fazıl Ahmet Girit Fatih olarak tarihe geçti. İstersen unvanları bir tekrar et. Ekrana
yansıtıyorum. Bucaş anlaşması Osmanlı'nın batıda en geniş sınırlara ulaştığı anlaşma 4. Mehmet zamanında
Lehistan'la imzalanmıştı. Bahçesaray Osmanlı ile Rusya arasında imzalanan ilk resmi anlaşmaydı. Bu anlaşmanın diğer
ismi Çehrin anlaşmasıydı. Viyana kuşatması Osmanlı'da 4. Mehmet zamanında başarısız oldu. Viyana Osmanlı
tarafından alınamadı. Hatta bu başarısızlıkta köprülü merzifonlu Kara Mustafa Paşa sorumlu görüldü ve idam
ettirildi. Canlarım Viyana'yı alamadıktan sonra Osmanlı'nın üzerine kutsal ittifak devletleri oluşturuldu.
Bu kutsal ittifak devletleri önemlidir. Cep kitabından hemen şöyle bir görselini yansıtayım. Daha kolay anlarsınız.
Kutsal ittifak devletleri deyince aklımıza alem var olarak kodlayabilirsiniz. Bu devletler gelecek.
Avusturya, Lehistan, Malta, Venedik, Rusya bunlar toplanmışlar. Osmanlıyla 1683-1699
yılları arasında savaşmışlar ve Osmanlı Devleti bu savaş sürecinde iki tane çok ağır yenilgi almış. Kime? Avusturya'ya
karşı. Zenta ve Salanamen yenilgileri. Bunun üzerine Osmanlı yeniliyor. 1699'da Avusturya, Lehistan ve Venedik'le
Osmanlı arasında Karlovça anlaşması imzalanıyor. Bu Karlovçaca anlaşması imzalanınca altını çiziyorum. Osmanlı
ilk büyük toprak kaybını yaşıyor. Karlovça ile Osmanlı gerileme dönemine giriyor. Ama Rusya'yla 1700 İstanbul
Anlaşması ayrıca imzalanıyor. Azak Kalesi Ruslara bırakılıyor. Ruslar İstanbul'da elçi bulundurma hakkı elde
ediyor. Bu açıdan önemli hem Karlovça hem de özellikle İstanbul Anlaşması. 1700 İstanbul Osmanlı'nın toprak kaybına
sebep olmuş ağır anlaşmalardır. Ve gerileme dönemi hangi anlaşmayla başlamış? Karlovça anlaşması. Peki
canlarım devam ettim. Devam ettim. Devam ettim. Buradan şu Hotin seferine dikkat edin. Osmanlı döneminde Lehistan üzerine
düzenlenen bir seferdi. Önemi neydi? Putin seferi Osman tarafından Lehistan üzerine yapılıyordu da ne oluyordu? Yeni
çerilerin disiplinsizliği görülüyordu. Ve yeniçeri ocağını kaldırma düşüncesi ı Osman'da bu seferden dolayı kafaya
yerleşmişti ama kaldıramadı. Hatta yeniçeriler tarafından öldürülen ilk padişah Osman oldu. Osmanlı tarihinde
Osman'ın önemi ilk ıslahatçı padişah olmasıydı ama e kısa zamanda yeniçeriler tarafından öldürüldü. Devam ediyorum
canlarım. Eğer sorularda karşımıza gelirse 1555 Amasya anlaşması Osmanlı ile Safaviler arasında imzalanan ilk
resmi anlaşmadır. Buna dikkat edersiniz. Ferhat Paşa'nın önemi neydi? 1590 Ferhat Paşa Osmanlı ile Safaviler arasında
imzalanmıştı. Hatırlarsanız bu anlaşmaya imzalanınca Osmanlı doğuda en geniş sınırlara ulaşmıştı. Devam edelim. Devam
edelim. Bakalım neler var. Kutsal ittifak, Karlovça anlaşması önemli dedik. Ondan bahsettik. Kadırgad'an
Kalyona geçiş diye bir başlık var. Milli Eğitim Bakanlığı'ın önemsediği bir başlık. Osmanlı Girit'in fethinde
yaklaşık 24-2 yıl uğraşınca Osmanlı bir şeylerin yolunda gitmediğini anladı ve Kadırgad'an Kalyona'a o büyük
okyanuslara, denizlere daha yatkın olan, daha sağlam olan kalyona, yelkenli gemilere geçti. Demek ki Giritin fethi
Osmanlı denizciliği bir dönüm noktası olmuş. Kadırgad'an neye geçmiş Osmanlı? Kalyon adı verilen devasa yelkenli
gemilere geçmiş. Devam edelim. Purut anlaşması. Puruta anlaşması deyince Osmanlı ile Rusya arasında imzalanan bir
anlaşma. Bu anlaşma Osmanlı'nın Rusya'yı sıkıştırdığı, başarıya ulaştığı bir anlaşma. Ama aslında Osmanlı ordusu Rus
ordusunu yok edebilecekken Purut ırmağı kenarında Baltacı Mehmet Paşa bu anlaşmayı imzalıyor. Azak Kalesi Ruslara
bırakılmıştı 1700 İstanbul anlaşmasıyla. Şimdi o Azak Kalesi Osmanlı'ya geldi. Nerede bu Azak? Bak Kırım Karadeniz'in
kuzeyinde. Buranın Osmanlı'ya gelmesi, Purut anlaşmasıyla Karadeniz hakimiyeti açısından Osmanlı lehine bir gelişmedir.
Bu önemlidir. Bir de canlarım Purut anlaşmasıyla İstanbul'da bulundurulacak o Rus elçisi geri çekiliyor. Bu da
Osmanlı'nın lehine mi? Lehine. O zaman Purut dikkat bir umut oldu. Osmanlı'nın Karlovça'yla ve 1700 İstanbul'la
kaybettiği şeyleri geri alabileceği umudunu doğurdu. Bu açıdan önemli ama kısa sürdü. 1718 Pasorovça anlaşması
imzalanınca Osmanlı eldeki toprakları koruma politikasına döndü. Bak yeri kaybettiği toprakları geri alma
politikasından umutlanmışken neye döndü? Ben diyor elimdeki toprakları koruyayım. Yani diğerini başaramayacağım çünkü. O
yüzden Pasorovça imzalandı. Bu Pasorovça 3. Ahmet zamanında imzalanıyor. Osmanlı batı üstünlüğünü kabul ediyor ve Osmanlı
hangi devre giriyor? Lale Devri dönemi. Bu Lale Devri deyince aklımıza dikkat edin Pasorovça anlaşması gelecek.
Pasorovçaile Lale Devri dönemi başlıyor. Patronla Halil isyanıyla Lale Devri dönemi sona eriyor. İsterseniz görselini
bir yansıtalım canlarım. Bakın şimdi Lale Devri dönemi deyince dönemin padişahı Ahmet dönemin sadrazamı ünlü
sadrazamı devlet adamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa. Dönemin en ünlü minyatür sanatçısı Levni. Dönemin en ünlü şairi
yani edebiyatçısı Nedim. Dönem pasarovça anlaşması ile başlıyor. Dönem patronu Halil isyanıyla sona eriyor. Sakın
unutma. Devam ediyorum. 3. Ahmet döneminde Osmanlı Devleti'nde batı üstünlüğü kabul edildi mi? Edildi.
Osmanlı'da ilk defa dikkat Avrupa'ya geçici elçiler Ahmet yani Lale Devri döneminde gönderildi. Paris
sefaretnamesi ile ünlü yani elçilik raporuyla ünlü olan 28 Mehmet Çelebi'ye dikkat çektim önemliydi. Bu dönemde ilk
özel Türk matbaası kuruldu. İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi tarafından sakın unutma Osmanlı'da matbaa ne zaman?
Özel Türk matbaası ne zaman kurulmuş? Lale Devri dönemi. İlk bastırılan eser Vankulu lügatıydı. Hatırla. Peki yeri
gelmişken onu da söyleyelim canlarım. 18. yüzyıl yani gerileme döneminin sonlarında artık Selim var. 3. Selim
dönemi de Nizam-ı Cedit dönemi olarak geçiyordu. Bu dönemde de çok önemli ıslahatlar, düzenlemeler yapıldı. Bakın
bu dönemde ilk devlet matbaası kurulmuş. Lale Devri döneminde ilk geçici elçilikler açılmıştı. Ya bak bu dönemde
ne oldu? İlk daimi elçilikler açıldı. Hatta Nizam-ı Cedid döneminde Selim zamanında ilk daimi elç elçi olarak
Londra'ya Yusuf Agah Efendi gönderildi. Lütfen unutma. Bu dönemde Selim Zamanında mühendisaneyi Berrühümayün
yani subay yetiştirmek amacıyla kara mühendishanesi açıldı. Bu dönemde neyle sona ermişti? Kabakçı Mustafa isyanı. O
zaman unutma, Lale Devri dönemi patronu Halil isyanıyla ama Selim Nizamı Cedit dönemi Kabakçı Mustafa isyanıyla sona
erdi. Peki canlarım. Peki canlarım. 3. Selim'den sonra kimler geliyor? Mahmut geliyor. Bunu şöyle düşünebilirsiniz.
Mahmut 19. yüzyılın padişahlarından bir tanesi. Mahmut'tan sonra zaten kimler geliyor? Mah geliyor. Bak M a H.
Mahmut'tan sonra kimler geliyormuş? Mah geliyormuş. Şöyle düşünün. Mecid, Aziz, Hamit. Bunlar Abdül ortak parantezinde.
Abdülmecid, Abdülaziz, Abdülhamit. Hamit'in karesi yani Abdülhamit. Sayısalcılar izliyordur bunu. Hamit'in
karesi dediğinde aklıma ne geliyor? Abdülhamit. Demek ki Mahmut'tan sonra Mah geliyormuş. Mecit, Aziz, Hamit,
Abdül ortak parantezinde. Abdülmecid, Abdülaziz, Abdülhamit. Sonra 5. Mehmet Reşat. Sonra son padişah Vahdettin
geliyor. Bunlara dikkat edersiniz. Peki canlarım şu arada padişah yok mu hiç? Tam burada var da saymıyoruz. Osmanlı'da
en kısa süre tahta kalan padişah kimdi? 5. Murat. 3 ay kalmıştı ya Abdülazizle Abdülhamit arasında aslında bir 3 aylık
5. Murat dönemi var. Bir duymuş olun. VDK'ya yeniden döndüm. Umarım canlarım kafanız karışmıyordur. Bir görsele
dönüyorum, bir buraya dönüyorum. Bence ben olsam böyle dinlemek isterdim. Daha güzel olur. Şimdi çok önemli bir
anlaşma. Mutlaka bilmeniz lazım. 1768-1774 yılları arasında Osmanlı ile Rusya
arasında çok önemli bir eee savaş var canlarım. Bu savaşta Osmanlı kaybediyor Rusya'ya. Hatta bu savaş sırasında
Osmanlı bir donanma yangını da yaşıyor. Bu dönemde 1770'te Çeşme baskını denilen bir donanma yangını yaşanıyor. Osmanlı
tarihinde kaç donanma yangını var dersem dör tane önemli donanma yangını vardır. Bu savaş sırasında çeşme baskını
yaşanmıştır. Bakın burada görseli yansıttım. Osmanlı donanma yangınları deyince aklınıza şöyle kodlama
gelebilir. İçiniz. Şöyle kodlayabilirsiniz. İçiiniz. İnebahtı deniz savaşı birincisi Çeşme
baskını, Navarin baskını, Sinop baskını. Osmanlı'da yaşanan son donanma yangını Sultan Abdülmecid döneminde Sinop
baskını hangi savaş sırasında yaşanmıştır dersem Kırım Savaşı diyorduk. Bunu da bir hatırlatmış olduk.
İnebahta'da Osmanlı donanmasını Haçlılar yaktı. Çeşme'de Ruslar yaktı. Navarin'de Avrupalılar yani İngiltere, Fransa Rusya
yaktı. Sinop baskınını Ruslar yaşattı. Unutma. Peki bu savaşta Osmanlı Rusya'yı kaybetti ve çok ağır bir anlaşma
imzaladı. Küçük Kaynarca anlaşması. Küçük Kaynarca anlaşması deyince canlarım bir kere Kırım'ın bağımsız
olduğunu bileceksin. Kırım neredeydi? Şuradaydı. Ben diyorum ki Kırım'ın kaybedilmesi Karadeniz hakimiyetini
zayıflatıyor. Kırım'ın kaybedilmesi İpek Yolu güzergahında Osmanlı'yı zayıflatıyor. O zaman Kırım'ın
Osmanlı'dan çıkışı bağımsız olması küçük kaynağcı anlaşmasıyla gerçekleşmiş. Bunun dışında neye dikkat edelim? Kırım
bir Türk toprağıydı. Müslüman toprağıydı. Osmanlı ilk defa bir Türk toprağını elinden kaçırmış oldu. Bu
açıdan çok kötü bir eee anlaşma küçük kaynağca. Ama Kırım Müslüman olduğu için halifeliğe bağlılığı devam edecek.
Osmanlı'ya dini yönden bağlılığı devam etmiş. Ama siyasi olarak Osmanlı'dan kopmuş mu? Kopmuş. Peki buna en çok kim
seviniyor? Rusya. Çünkü Kırım'ı ele geçirmek isteyen Rusya'ydı. ve 1792 yılında imzalanan yaş anlaşmasıyla
Osmanlı Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu kabul ediyor. Yani artık Kırım 1792 yaş anlaşmasıyla Rusya'nın olduğu hatta
Osmanlı yaş anlaşmasıyla dağılma dönemine girdi. Buna da dikkat edersiniz. Küçük Kaynarcı anlaşmasıyla
Osmanlı ilk defa Rusya'ya savaş tazminatı ödedi. Rusya Osmanlı topraklarında konsolosluk açabilecek. Bu
açıdan önemli. Hatta bu anlaşmanın orijinal metninde olmamasına rağmen Ruslar Osmanlı topraklarında
Ortodoksların koruyuculuğunu üstlendi. Bu da çok önemliydi. Bir hatırlatmış olduk. Peki canlarım, değişim çağında
Avrupa ve Osmanlı burada Milli Eğitim Bakanlığı diyor ki, "Çocukların Rönesans'ı bilmesi lazım diyor." E ben
de söylüyorum gençler, "Rönesans İtalya'da başladı. Yeniden doğuş demekti ve Avrupa'da mimaride, edebiyatta,
heykelde, sanatta müthiş bir gelişme yaşandı. Osmanlı İtalya'da ortaya çıkan bu yeni gelişmeyi takip edemedi ve geri
kaldı bunu unutma. Bak reform Almanya'da, Rönesans İtalya'da, sanayi devrimi ise İngiltere'de yaşanıyor.
Bunlara dikkat edersiniz. Osmanlı'yı olumsuz etkileyen bir gelişme. Reform canlarım Martin Luther öncülüğünde
başlıyor. Reform şu demek. Avrupa'da dinsel anlamda çatışma demek. Çünkü yeni mezhepler ortaya çıkıyor. Martin Luther
öncülüğünde protestanlık mezhebi ortaya çıkmıştı ve Kanuni döneminde Osmanlı reform hareketlerinde bu dinsel
çatışmalarda protestanları desteklemişti. Bunu da unutmazsınız. Avrupa tarihinde canlarım Oxburg
anlaşmasıyla 1555 yılında Protestanlık mezhebi Almanya tarafından, Alman kilisesi tarafından resmen tanınıyor.
Daha sonra Avrupa'da 30 yıl savaşları denilen savaşlar yapılıyor. Burada aslında Alman imparatoru protestanlara
inanç özgürlüğünü sağladığı Aksurg anlaşmasını yok sayıyor. Protestanları yok etmek için savaşlar başlıyor ama
Protestanlar bir şekilde varlığını kabul ettiriyor. Vestfelya anlaşması imzalanıyor. Unutmayın 30 yıl
savaşlarından sonra festivalya barışı imzalanmıştır. En azından bunu bilmenizde fayda var. Merkantalizm
dersem Avrupa'da ortaya çıkan bir ekonomik anlayıştır. Zenginliğin ölçütü maden miktarı olarak belirleniyor. Hani
bir devletin ne kadar toprağı var filan bunlar değil. Bir devletin maden rezervi, maden miktarı o devletin
zenginlik ölçütü olarak belirleniyor. Buna dikkat edersiniz. Osmanlı Devleti'nde kapitülasyon. Evet. 1740
yılında Fransa'ya ilk defa ne oluyor? sürekli hale getiriliyor. Kapitülasyonların sürekli hale
getirilmesi çok kötü bir şey. Osmanlı ekonomisine zarar verecek bir gelişmedir. Osmanlı ordusunda zamanla
yeniçeri sayısında artış görünüyor. Bakın tımarlı sipahiler devlete masraf çıkarmazken yeniçeriler ulufe maaşı
alıyordu. Cülüs bahşişi alıyordu. O yüzden yeni çeri sayısının artması Osmanlı maliyesine yüktür. Buna dikkat
edin. Tımar sistemi zaten bozuldukça yeni çevir sayısı da artacaktır. Osmanlı'da dengeler bozulacaktır.
İltizam sistemi dediğim zaman aklına ne gelsin? Osmanlı'da merkeze uzak olan bölgelerde vergi toplama işi zordu.
Mesela Afrika'nın kuzeyinde. Osmanlı ne yaptı? Mesela Cezayir'in 3 yıllığına vergisini toplaması için ihale açtı.
Bölgenin ileri gelenleri ihaleye girdi. Devlete nakit bir para verdi. Dedi ki ben dedi buranın vergilerini toplamak
istiyorum. Bunun karşılığında sana nakit paramı veriyorum dedi. Devlet nakit parayı aldı. O bölgenin ileri geleni 3
yıllığına bölgenin vergilerini topladı. Bayağı bayağı para kazandı. Burada iltizam sistemi uygulandıkça devlet de
nakit para kazandı. O bölgedeki ihaleyi alanlar da zenginleşti. Bir süre sonra halka baskı kurdu. Bu da devletin o
bölgede otoritesini sarstı. Bu iltizam sistemi sistemi önemli bir sistem. Devlet nakit para kazanıyor ama devletin
otoritesi oralarda zayıflıyor. Şuna da dikkat edin. Halkın devlete olan güveni bu sistemden dolayı azalıyor. Peki
iltizam sisteminde ihaleyi alıp da bölgenin vergilerini toplama işini üstlenenlere ne diyoruz biz? Mültezim
diyoruz. Buna da dikkat edersiniz. Malikane sistemi de canlarım nedir? iltizam sistemi belirli bir süreliğine
veriliyor. Bu iltizam sisteminde vergiler belirli bir süreliğine toplanıyor. Ya malikanede ömür boyu
toplanıyor. Eğer bu vergi toplama işi ömür boyu birilerine veriliyorsa buna biz malikane sistemi diyoruz. Bu da
iltizamdan daha beter bir sistem diyebiliriz. Avaız vergisi Osmanlı'da olağanüstü hallerde alınan bir vergiydi.
Osmanlı'da canlarım duraklama döneminde özellikle 17. yüzyıl 1600'lerde eee Celali isyanları çok önemlidir. Halk
tarafından çıkarılan isyanlardı. Devlet otoritesi zayıf olduğu için Anadolu'da Taşra'da asayiş bozuk olduğu için
ekonomik ve sosyal sorunlardan dolayı bazı halk tarafından isyanlar çıkarıldı. Bunlara örnek de Karaya Yazıcı, Can
Bolatoğlu, Deli Hasan Kalendaroğlu, Tavil Ahmet gibi isyanlardır. Bunun dışında merkezde isyanlar çıktı. Yani
yeniçeri isyanları yine devlet otoritesi zayıf olduğu için ya da yeniçeriler ulufe maaşını ayarı düşük akçeyle aldığı
için cülüs bahşişini ayarı düşük akçeyle aldığı için yeniçeriler isyan ediyor. Bir de yeniçerilerde düşünce yapısında
değişiklikler, bozulmalar var. 1. Murat döneminde Yeniçeri ocağı niye kurulmuştu? Bak Yeniçeri Ocağı şöyle
diyordu kurulduğunda biz devlet için varız diyordu. Artık anlayış değişikliği olmuş. Devlet bizim için var diyor. Bu
anlayış değişikliği yeniçeri yani merkez isyanlarına sebep olmuş. Bunun sonucunda da ı Osman'ı öldürüldü. Vaka-i vak vaki
olayı yaşandı. Yani çınar olayı. 4. Mehmet zamanında yeniçeriler geldiler. Devlet adamlarını listediler,
listelediler ve 4. Mehmet'e dediler ki, "Padişahım bu isimleri bize ver." dediler. 4. Mehmet bu adamları verdi ve
yeniçeriler gitti bu devlet adamlarını İstanbul'da Sultan Ahmet Meydanı'a çınar ağacına astılar ve çınar vakası yaşandı.
Bu da yeniçeri isyanlarına bir örnekti. Peki canlarım, İkberşet sisteminden bahsetmiştik. Lale Devri dönemi önemli
demiştik. Özellikle vurguladık. Çok önemli. Osmanlı önemli bilim insanlarımız var. Katip Çelebi Osmanlı
tarihinde gerçekten önemli bir isimdir. Hacı Kalfa, Hacı Halife olarak da biliniyor ve çok önemli eserleri var.
Mesela Cihan Nüma, Keşfi Zunun hatta Fezleke. Bu eserler Katip Çelebi'nindi. Evliya Çelebi bir seyyahtı. 17. yüzyıla
damga vurmuş bir gezgindi. Naima Osmanlı Devleti'nde ilk vakanisti. Resmi tarih yazıcısı. Vakanis olarak ifade ediliyor.
Bunlara dikkat edersiniz. Fransız ihtilali 1789 yılında yaşandı canlarım. Frans ihtilali dünyada demokrasi,
özgürlük, insanlık yani hümanizm gibi kavramları, eşitlik gibi kavramları geliştirdi. Ama dünyada imparatorlukları
parçalayacak bir kavram daha çıktı. Milliyetçilik. Ve bu milliyetçilik akımı Osmanlı İmparatorluğu gibi Almanları,
Rusları, tüm imparatorlukları ne yaptı? Olumsuz etkiledi. Siyasi birliğini, bütünlüğü bozdu. O zaman Frans
ihtilalinin Osmanlı'ya olumsuz etkisi, evet azınlık isyanlarına sebep olması. Mesela Yunanlıların Sırplar gibi
azınlıkların ama olumlu tarafı bu milliyetçilik akımından kurtulmak, parçalanmamak için Osmanlı
demokratikleşme hamleleri yaptı. Mesela Tanzimat fermanı ilan edildi. Islahat fermanı ilan edildi. Bunlar Sultan
Abdülmecid döneminde ilan ediliyor. Bakıyorum birinci meşrutiyet ve ik meşrutiyet Abdülhamit döneminde ilan
ediliyor. Meşrutiyetin ilanı Osmanlı'da halkın yönetime katılması demek. Çünkü halk artık Mebusan Meclisi aracılığıyla
yönetime katıldı ve Osmanlı'da ilk defa rejim Abdülhamit döneminde meşrutiyetin gelmesiyle değişti. Lütfen dikkat edin.
Sanayi devrimi nerede yaşanmıştı? İngiltere'de. Osmanlı ekonomisini nasıl etkiledi? Olumsuz. Çünkü Avrupalılar
fabrikalarda büyük üretimlere girdiler. Binlerce üründen bir üründen binlercesini ürettiler ve Osmanlı
pazarlarına bu ucuz ve çok üretilen ürünler Osmanlı pazarına girdi ve Osmanlı Devleti'ndeki yerli üreticiler o
kaliteli ürünlerini satamaz hale geldiler. Çünkü dışarıdan gelen günümüzdeki Çin malı gibi ucuza ve seri
bir şekilde geliyor. Bizimkiler baş edemeyince battılar. Battıkça dışa bağımlı hale geldik. Dışarıdan mal
geldikçe iyice battık. battıkça dışarıdan daha çok mal geldi. İğrenç bir duruma düştük. Zaten Osmanlı ekonomisini
bir sanayi devrimi çok olumsuz etkiledi. Bir de ik Mahmut zamanında imzalanan İngiltere ile imzalanan Balta Limanı
ticaret anlaşması inanılmaz olumsuz etkilemişti canlarım. Burada da çok önemli noktalar var. Bakalım. Bakın
Osmanlı Devleti'nde modern orduya geçiş. Mahmut zamanında Yeniçeri Ocağı Vaka-i Hayriye olayıyla kaldırılıyor ve Asakiri
Mansure-i Muhammediye adında batı tarzında daha iyi bir ordu kuruluyor. 3. Selim döneminde yine Batı tarzında
Nizam-ı Cedid ordusu kuruluyor. Hatta bu Nizam-ı Cedid ordusunun masraflarının karşılanması amacıyla İradı Cedit
hazinesi oluşturuluyordu. Buna da dikkat ediyorsunuz. Osmanlı'nın 19. yüzyılı aynı zamanda demir yolu yapımına ağırlık
verilen bir dönemdir. Osmanlı tarihinde Osmanlı topraklarında yaptırılan ilk demir yolu Mısır'da Kahire İskenderiye
arasında yaptırılmıştı. Ama canlarım Anadolu'da ilk demir yolu İzmir Aydın güzergahında yaptırılıyor. Bu demir
yoluna da Abdülmecid döneminde başlanmış. Abdülaziz döneminde demir yolu tamamlanmıştır. Abdülhamit demir
yollarını en çok geliştiren padişah olmuştur. Bunun dışında Osmanlı 19. yüzyılda ilk defa Kırım savaşı sırasında
telgraf hattı döşüyordu. Osmanlı 19. yüzyılda resmi gazete bastırıyor. Mahmut zamanında takvimi vekai bastırılan ilk
resmi gazetedir. Dikkat et. Osmanlı'da ilk özel gazetede tercümanı ahva aldı. Sultan Abdülmecid döneminde
bastırılmıştı. Bunlara da dikkat edersiniz canlarım. Şu kurumlara da bakalım. Hendesehane 1. Mahmut zamanında
kurulan çağdaşlaşma hareketlerinden biridir. Subay yetiştirmek amacıyla kurulan bir askeri kurumdu.
Mühendishane-i Bahri Hümayun deniz mühendishanesi olarak da biliniyor. Bakın bunun kuruluşu MEB kaynağına göre
1. Abdülhamid ama tartışılan noktalardan biridir. Siz 1. Abdülhamit deyin. Bunun dışında mühendisaneyi Berri Hümayün 3.
Selim zamanında kurulan kara mühendishanesi. Mekteb-i Harbiye, Mekteb-i Tıbbiye ı Mahmut zamanında
kuruluyor. Mekteb-i Mülkiye de Osmanlı'da Sultan Abdülmecid döneminde devlet memuru yetiştirilmesi amacıyla
kuruluyordu. Darül aceze dersem, darül aceze. Bak adından belli aciz ihtiyaç sahibi insanların ihtiyacını karşılamak
amacıyla kurulmuş bir kurumdur. Abdülhamit döneminde kuruluyor. Bakalım. Himaye Etval Cemiyeti. Bu da canlarım
Abdülhamit döneminde kimsesiz çocukların korunması amacıyla kuruluyor. Günümüzdeki çocuk esirgeme kurumu.
Aslında gelelim 1774-1914 gelişmelerine. Şimdi 1789'da Frans ihtilali yaşanmış. Yaş anlaşması
imzalanmış Osmanlı ile Rusya arasında ve Osmanlı bu anlaşmayla Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu kabul etmiş. Sırp isyanı
Osmanlı'da ortaya çıkan ilk azınlık isyanıdır ve milliyetçilik etkisiyle ortaya çıkmıştır. Ama dikkat edin
Osmanlı'da bağımsızlığını kazanan ilk azınlık Yunanlılar olmuş. 1829 Edirne anlaşmasıyla Yunanistan bağımsız
olmuştu. 1815 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bunu önemser. Avrupa'da Viyana Kongresi toplanmış. Bu milliyetçilik
akımının dünyada yayılmasına engel olmak amacıyla bak Fransa'da başlıyor ya milliyetçilik akımı. Buna karşı
Fransa'ya karşı Avrupa'nın büyük devletleri kendi düzenlerini koruyabilmek, monarşilerini ayakta
tutabilmek amacıyla Viyana Kongresi düzenliyorlar. Ve burada meternih kararları alınıyor. Meternih kararları
şu: Milliyetçilik isyanı çıkarsa Avrupa'nın herhangi bir yerinde hep birlikte bu isyanı bastıralım. Yani
milliyetçiliği engellemeye yönelik kararlar alınmış. Viyana Kongresi'e 1829 Edirne anlaşması ile hangi devlet
bağımsız oldu? Yunanlılar buna dikkat. Hünkar iskelesi anlaşmasının önemi Osmanlı ile Rusya arasında imzalanıyor
ve Osmanlı kendini koruması için Rusya'ya boğazlardan geçiş hakkı veriyor ve Avrupalılar buna çok sinirleniyor.
Çünkü Rusya'nın sıcak denizlere inmesi Avrupa'nın da işine gelmiyor. O yüzden canlarım bu boğazlar sorununu
uluslararası boyuta taşıyor. Avrupalılar Osmanlı'nın boğazlarla ilgili aldığı bu karardan çok rahatsızlar. Rusya'nın
boğazlardan geçmesinden çok rahatsızlar. Buna dikkat. Baltimanı ticaret anlaşması Osmanlı'nın Mahmut zamanında İngiltere
ile imzaladığı anlaşmaydı. Osmanlı ekonomisini baltalayan anlaşmaydı. Tanzimat fermanı Osmanlı Devleti'nde
Abdülmecid zamanında Müslüman gayrimüslim dengesini sağlamak ve azınlıkların isyanını engellemek
amacıyla bir demokratikleşme hamlesiydi. Sultan Abdülmecid diyor ki, "Ben dahil bu fermana herkes uyacak." diyor. Bu
Osmanlı'da kanun üstünlüğünün kabul edildiğini de gösteriyor. Önemliydi. Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Hünker
İskelesi anlaşmasında Ruslara sıcak denizlere inme hakkı verilmişti ya. Bu Rusların elinden geri alındı. Kırım
Savaşı Abdülmecid döneminde Rusya ile yapılıyor ama Avrupa desteği alınıyordu. Kırım Savaşı'nda Osmanlı savaşı
kazanıyordu. Kazanmasına rağmen Paris anlaşmasıa kaybedilmiş gibi bir muamele görüyordu. Paris anlaşması hatırlarsan
Osmanlı'nın Avrupalı devlet statüsünde sağlandığı daha doğrusu sayıldığı bir anlaşmaydı. Unutma ıslahat fermanı
unutmayın Sultan Abdülmecid döneminin gelişmesiydi. Azınlıklara hakların verildiği bir gelişmeydi.
Demokratikleşme hamlelerinden bir tanesiydi. Kanuni Esasi Osmanlı'nın ilk anayasasıdır. 1876 yılında ilan edildi.
Dikkat edin. Kanuni esasi ilan edildi. 1. Meşrutiyet dönemine girildi ve Osmanlı Devleti'nde anayasal dönem
resmen başlamış oldu. Dönemin padişahı kim? Abdülhamit. 18778 Osmanlı Rus Savaşı dersem bak bu savaşta dönemin
padişahı Abdülhamid Osmanlı bu savaşta net bir şekilde yenildi ve Ruslar Osmanlı'ya önce Ayofanos ateşkesini
barış anlaşmasını getirmişlerdi ama bu anlaşma yürürlüğe girmedi. Abdülhamit bu anlaşma yürürlüğe girmesin diye
İngilizleri yanına çekmek için Kıbrıs'ı geçici olarak İngilizlere kiraladı. İngilizler geldiler anlaşmayı Ayfonus'u
engellediler. Yerine Berlin anlaşması geldi. Ama yine de bu Berlin anlaşması ağır bir anlaşmaydı. Çünkü Berlin
anlaşmasıyla ne oldu biliyor musunuz? Osmanlı önemli topraklarını kaybetti. Bak Sakar Ermeni demiştik. Bunun
kodlamasında. Neydi? Bak Sakar Ermeni. Hemen görselini yansıtıyorum canlarım. Bak Sakar Ermeni. Bak deyince Batum,
Ardahan, Kars Rusya'ya bırakıldı. Sakar deyince bak Sırbistan, Karadağ, Romanya bağımsız oldu. Ermeni deyince Berlin
anlaşmasında Ermenilerin yaşadığı bölgelerde Ermenilere ıslahat yapılacak dendi. O yüzden biz bunu nasıl
kodluyoruz? Bak, Sakarya Ermeni, Berlin anlaşması önemlidir. Lütfen buna dikkat edin. Bunun dışında canlarım 1881
yılında Abdülhamit zamanında Osmanlı dış borçlarını ödeyemediği duyunu Umumiye idaresi kuruldu. Amaç ne biliyor
musunuz? Amaç Osmanlı'dan alacaklı devletler alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla İstanbul'da bir idare
kuruyorlar. Osmanlı'nın bazı vergi gelirlerine bu idare el koyuyor. Bu da Osmanlı'nın ekonomik bağımsızlığının
kaybettiğinin göstergesi. Peki Osmanlı ilk dış borcunu Sultan Abdülmecid döneminde Kırım savaşı sırasında hem
İngiltere hem Fransa'dan almıştı. Abdülmecid döneminde ilk dış borç alındı. Abdülaziz döneminde en çok borç
alındı. Abdülhamit döneminde de borç alındı. Borçlar ödenemedi ve ne kuruldu? Duygunu Umumiye İdaresi kuruldu. 2.
Meşrutiyet 1908'de ilan edildi canlarım. İk. Meşrutiyetin ilanıyla Osmanlı Devleti'nde çok partili yaşam başladı.
Bu açıdan önemli. İttihat Terakki Fırkası dışında Ahrar Fırkası, Hürriyet İtilaf Fırkası kuruldu. Bir sürü parti
var. Bu ik meşrutiyetin ilanı 1908 yılında ya bu dönemde Osmanlı'da yaşanan karışıklıkla özellikle Bosna Hersek
elden çıktı. Avusturya tarafından alındı. Bulgaristan'da bağımsız oldu. Yani hem Bulgaristan'ı hem de Bosna
Erse'yi 1908'de kaybetmişiz. 1911-12 Trablus Karp Savaşı yaşandı. Osmanlı İtalya'nın saldırısına maruz kaldı.
İtalya sömürgecilik faaliyetlerinde bulunuyordu. Sınırlarını genişletmek istiyordu ve Osmanlı'ya saldırdı. Uşia
anlaşmasıyla Trablus Karp'ın İtalya'ya ait olduğunu kabul etti ve canlarım Osmanlı üç kıta özelliğini kaybetmiş
oldu. Yani Kuzey Afrika'da toprak kalmadı. Aklımızda olsun. 1. Balkan Savaşı'nda büyüsek de Osmanlı'yı yesek
dediler. Balkan devletleri daha Trablus Karp Savaşı bitmeden Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ
Osmanlı'ya saldırdı. Osmanlı bu savaşta Balkan kuvvetlerine yenildi ve Londra anlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.
Bulgarlar sınırlarını o kadar genişletti ki 1. Balkan Savaşı'ndan sonra Osmanlı midye Enez hattına çekildi. Yani
İstanbul'a kadar geri çekilmiş oldu. Balkan Savaşı'nda da bakın bu sefer Balkanlar Bulgaristan'a saldırıyor.
Niye? Bulgaristan 1. Balkan'da çok büyüdü diye. Bak Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve Romanya bunlar toplandılar
kime? Bulgaristan'a saldırdılar. Osmanlı'da ı Balkan Savaşı'nda ne yaptı? Hemen baktı ki Bulgarlar yeniliyor.
Biraz önce Bulgarlara kaybettiği Doğu Trakya bölgesine Edirne, Kırklareli çevresini bu savaşa dahil olup
kaybettiği yerlerin bir kısmını geri aldı ve sınırlarını bizim lehimize ilerlettik. Yani batı sınırımız ik
Balkan'dan sonra Meriç Nehri oldu. Olayın özeti bu. Hemen şuradan hızlıca tekrar edelim. Şuna dikkat edin. İlk
defa Şark meselesi kelimesi bu Viyana Kongresi sırasında kullanılmış. Osmanlı Avrupalılar için bir sorun olarak
görülüyor. Türklerin Anadolu'dan atılması isteniyor. Türklerin bulunduğu bölgeden atılması isteniyor. Çünkü
Avrupalılar için Türklerin burada varlığı bir sorundu. Buna dikkat edersiniz. Frans ihtilali çıktı. Frans
ihtilali milliyetçilik akımını ortaya çıkardığı için böyle imparatorluklar parçalanma durumuna geldi. Bakın burada
canlarım ilk ayaklanma çıkaranlar Sırplardı ama ilk bağımsızlık kazananlar Yunanlılardı. Bu noktaya değindik. Dört
donanma yangınımız vardı. Burada görsel olarak not alabilirsiniz. Hemen devam ettim. Osmanlı Rus Savaşı 93 harbi vardı
ya. 93 harbinden sonra yürürlüğe girmeyen anlaşma Esfanosu. Yerine Berlin anlaşması imzalanmıştı. Bak Sakar Ermeni
kodlamasını unutmuyorsunuz. Bakın burada canlarım hangi gelişme hangi padişah döneminde yaşandı? Bunu da büyütelim.
Bir göz atın isterseniz. Sen İttifak Sözleşmesi Mahmut zamanında Ayanlarla Mahmut arasında imzalanan bir
anlaşmaydı. Burada mesela milliyetçilik akımı filan etkili değil. E burada ayanlar toprak ağları bölgesel güçlerle
Mahmut otoritesini arttırmak amacıyla bir anlaşma imzalamış. Bu Avrupa'da yaşanan Magna Karta'ya benzerlik
gösteriyordu. Tanzimat fermanı, ıslahat fermanı Sultan Abdülmecid dönemi gelişmesiydi. Birinci meşrutiyet, ikinci
meşrutiyete ne dedik? Abdülhamit dönemi gelişmesi. Yemin ederim inanılmaz yoruldum. Hul tekrar da böyle oluyor
demek ki. Gelelim Osmanlı'da fikir akımlarına. Osmanlı Devleti dağılmayı engellemek amacıyla ne yapıyor?
toplumunda yaşayan işte insanlara bakıyor. Din, dil, ırk ayrımı gözetmeden herkesi Osmanlı vatandaşı sayıyor. Amaç
dağılmayı engellemek. Bu doğrultuda Tanzimat fermanı ilan edilmiş, meşrutiyet ilan edilmiş. Yani dağılmayı
engellemek amacıyla azınlıkları Osmanlı'dan kopmasın diye bizden işte isyanlarla çıkmasınlar diye böyle bir
politika uygulanmış. Bunu savunanlar da genç Osmanlılardır. Hatta o dönemde Ziya Paşa, Mithat Paşa, Namık Kemal öncü
olmuş bu fikre. İslamcılık Abdülhamid döneminin resmi devlet politikası haline gelmiş. Mehmet Akif Ersoy İslamcılığı
savunuyor. Nedir İslamcılık? Müslümanları tek bir çatı altında birleştirmektir. Türkçülük ya da
Turancılık daha geniş bir anlamıyla Turancılık Türk kültürünü ve Türk değerlerini yükseltmektir. Turan da
Türkleri tek çatı altında birleştirme düşüncesidir. Özellikle Turancılıkta Enver Paşa, Cemal Paşa ve Talat Paşa
isimleri çok önemlidir. Zaten bu isimler üç paşalar olarak tarihe geçmiş. Bunun dışında Türkçülüğün savunucuları Ziya
Paşa, Mehmet Emin Yurdakul, Mehmet Emin Yurdakul'un Ceng'e giderken adlı bir şiiri vardır. Yusuf Akçura, Ömer
Seyfettin bu fikri savunuyor. Türkçülük ik meşrutiyet döneminde çok değer kazanmıştır. Unutmayın. Batıcılık da
canlarım Lale Devri döneminden beri uygulanan batıyı örnek aldığımız dönem hatırlarsanız Pasorovça anlaşmasıyile
başlıyordu. Lale Devriyle. Buna da dikkat edersiniz. Peki. Peki. Devam edelim bakalım. Balta limanını
önemsiyoruz. Mahmut zamanında Mustafa Kemal'in hayatı. Canlarım burada önemli bilgiler var gerçekten de. Mesela
Mustafa Kemal'in okuduğu okullara bir göz atın. Mustafa Kemal'in fikir hayatını etkileyen yazarlar, düşünürler
var. Mesela Montescü, Jean Jacqu Russo gibi isimler yabancı yazarlardan da faydalanmış Mustafa Kemal. Burada şunlar
daha ön planda olsun ama mesela Mustafa Kemal'in ilk görev yeri Suriye'de Şam 5. Ordu Mustafa Kemal'in atandığı ilk
görevdir. Hatta burada Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurmuş. Buna dikkat edersiniz. Mustafa Kemal 31 Mart
isyanının bastırılma sürecinde çok aktifti. Selanik'ten gelen Hareket Ordusu ik meşrutiyete karşı rejime karşı
ortaya çıkan 31 Mart isyanını bastırdı ve Mustafa Kemal tarih sahnesine 31 Mart isyanının bastırılma sürecinde çıktı. Bu
önemli bir gelişmeydi. Dünya Savaşı'ndan önce Mustafa Kemal Sofya'da ateşe militerlik yani askeri
elçilik görevindeydi. Buna dikkat edersiniz. Trablus Garp Savaşı'nda İtalyanlara karşı kimliğini gizleyerek
savaşa katıldı. Gazeteci Şerif Bey kimliğiyle gitti. ve Derne Tobruk bölgelerini İtalyanlara karşı savundu.
Buna dikkat edersiniz. Dünya Savaşı'nda da hemen başlarında zaten 19. Tümen Komutanlığı görevindeydi. İsterseniz
Dünya Savaşı sırasında Mustafa Kemal'in durumunu bir görselden faydalanarak anlatayım. Bakın Çanakkale Savaşı'nda
Mustafa Kemal 19. Tümen Komutanlığı yaptı. Anafartalar grup komutanlığı yaptı. Hatta Anafartalar kahramanı oldu.
Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum sözünü Çanakkale'de JNK Bayır'ın söyledi. Çanakkale'den sonra ne
yaptı? Kafkas'ya geçti. 16. Kolorduda görev yaptı. Altın Kılıç Madalyesi kazandı. Çünkü burada Muş'u ve Bitlis'i
Ruslardan almayı başarmıştı. En sona işte 7. Ordu Suriye Filistin cephesie ama Suriye Filistin'de en son Yıldırım
Orduları Komutanlığı yaptı. Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandıktan hemen sonra Yıldırım Orduları Komutanlığına
atanmıştı. Unutma Mustafa Kemal Dünya Savaşı'ndan hemen önce Sofya Ateşe Militerliği görevinde nerede?
Bulgaristan'da askeri elçilik yapıyor. Çok önemli. Hemen devam ediyorum. Balkan Savaşı'ndan bahsettik. Yavaş yavaş Dünya
Savaşı'na gelelim canlarım. Osmanlı Devleti isterseniz Balkan Savaşlarını bir de görselden hatırlatayım mı size?
Madem anlattık daha kalıcı olsun. Bakın 1. Balkan Savaşı'nda Osmanlı'ya kimler saldırdı dersem büyüsek de Osmanlı'yı
yesek. Büyüsek diyorlar. Kimler bunlar? Balkan devletleri. Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ne diyor?
Büyüsek. Peki bu savaşta Osmanlı'ya saldırıyorlar. Osmanlı yeniliyor. Çok
toprak kaybediyor Osmanlı. Batı Trakya gitmiş. Arnavutluk, Doğu Trakya, Ege Adaları, Makedonya, Selanik yani Badems
olarak kodlanabilir. Buralar elden çıkıyor. Peki ikinci Balkan Savaşı'nda Osmanlı ne yapıyor? Bak Doğu Trakya'yı
geri almayı başarıyor. Doğu Trakya dediğim aslında neresi biliyor musun? Edirne, Kırklareli. Buraları geri
alıyor. Şimdi o zaman şöyle diyebilirim. Ben 1. Balkan Savaşı'ndan sonra özellikle söylüyorum. Batı sınırım midye
Enez hattı oldu. Çünkü Bulgarlar çok ilerledi. Balkan'da Bulgaristan'dan Doğu Trakya'yı geri aldığım için batı sınırım
ikinci Balkan Savaşı'ndan sonra Meriç Nehri oldu. Buna özellikle iki kez anlattım. Dikkat çektim. Lütfen dikkat
edin. Hadi bir de buradan görün. Bakın biz Batı Trakya deyince Batı Trakya evet burası. Doğu Trakya burası. 1ci Balkanla
ne olmuş? Buraları kaybetmişiz. Hem Batı Trakya hem Doğu Trakya. Ama ik Balkan'da ne olmuş? Doğu Trakya'yı şurayı geri
almışım. O zaman, o zaman iyi ki Balkan Savaşı'na Osmanlı katılmış ve Doğu Trakya'yı geri almış. Sınırımız da ne
olmuş? Meriç Nehri olmuş. İkinci Balkan Savaşı'ndan sonra. Gelelim Dünya Savaşı'na. Hemen özetliyorum.
Yorulduğunun farkındayım. İyi dinleyin beni. Hatta burada aram mutlaka verin. Kaç saat oldu? Muhtemelen ara
veriyorsunuzdur. Aralıksız izlemek mümkün değil. Çünkü şimdi canlarım . Dünya Savaşı 1914-18 yılları arasında
yapılıyordu. İtilaf devletleri vardı, ittifak devletleri vardı. Osmanlı ittifak devletleri içerisindeydi.
Dünyada sömürgecilik yarışından dolayı, silahlanma yarışından dolayı, bloklaşmalardan dolayı bu savaş
kaçınılmazdı. Çıkacaktı. Osmanlı aslında ilk başta itilafların yanında savaşa girmek istemiş. Kabul edilmemiş. Çünkü
itilaflar Osmanlı'yı parçalamak, paylaşmak istiyorlardı. O yüzden canlarım Osmanlı beklemedi. Avusturya
Macaristan veliahtı var bir tane Ferdinand diye. Bu Sırbistan Saray Bosna'yı ziyarete gidiyor. Orada Sırplı
bir militan tarafından öldürülüyor ve Avusturya Macaristan'la Sırbistan arasında savaş patlak veriyor. Ondan
sonra Osmanlı henüz savaşa girmiş değil. Savaş başladı ve bir anda böyle büyük devletler birbirine savaş ilan ederken
Almanların iki gemisi var. Goben ve Breslav. Bu gemiler Osmanlı denizlerine geliyor. Peşlerinde de İngilizler var.
Osmanlı bu gemileri dönemin padişahı 5. Mehmet Reşat bu gemileri alıyor. Osmanlı arkasına koyuyor. Diyor ki bu gemiler
bizim diyor. Siz niye kovalıyorsunuz? İngilizler diyor ki bunlar Alman gemisi. Osmanlı diyor ki hayır diyor biz bunları
Almanlardan satın aldık. Bu gemilerin ismi Goben Breslav değil. Yavuz ve Midilli diyor. Osmanlı böyle bayrağını
kendi bayrağını çekmiş. İsmini değiştirmiş. Bu gemiler bu şekilde Türk bayrağıyla gidiyor Rusya'ya bomba atıyor
ve Osmanlı bir anda savaşa girmiş oluyor. Osmanlı savaşa hangi grupta girdi?
ittifak grubunla girdi. Tamam mı? Bu önemli. Unutmayacaksınız. Osmanlı savaşa girince de şunu düşünüyor. Ben diyor
duyunu Umumiye idaresinden kurtulurum. Kapitülasyonlardan kurtulurum. Kaybettiğim yerlerin bir kısmını geri
alırım diye düşünüyor. Almanya da Osmanlı'yı yanında savaşta görmek istiyordu zaten ve bunu başardı. Çünkü
ittifak grubunun başında kim var? Almanya var. İsterseniz görselden bir inceleyin. Mesela ittifakların başında
kim var diyorum? Almanya. Almanya burada. Başka kim var? Bak Avusturya, Macaristan, İtalya, Osmanlı bu tarafta
işte. Neyse bu savaşta asıl rekabet tabii Almanya ile İngilizler arasında. Osmanlı savaşa giriyor ve bu savaşın
kazananı aslında kalabalık olan taraf itilaf. Sonuçta kazanan da itilaf olacak. Ama Osmanlı bu savaşın süresini
uzatan devlettir. Çünkü Çanakkale'de öyle bir zafer kazandı ki Osmanlı ne yaptı? Savaşın süresini uzatmış oldu.
1914-18 yılları arasında yaklaşık 5 yıl boyunca bu savaş yaşandı. 10 milyonun üzerine insan öldü. Müthiş bir savaş.
Çok büyük ve önemli bir savaş. Ama bu savaşa canlarım bütün dünya devletleri katıldığı için dünya savaşı denmiyor.
Savaşın sonuçları dünyayı etkilediği için dünya savaşı deniyor. Buna dikkat edersiniz. Bu savaşta tek taraf
değiştiren devlet İtalya'ydı. Gizli bir anlaşmayla İtalya'ya toprak vad edilmiş ve ne yapmış? İtilafların tarafına
geçmiş. Buna dikkat edersiniz. Dünya Savaşı sırasında tek rejim değişikliği yaşayan devlet hangisiydi?
Unutmayacaksınız. Asla unutmayın. Rusya'ydı. Çarlık Rusya'ya yıkılmıştı. Sovyet Rusya kurulmuştu ve bu ilk defa
tek savaş sırasında rejim değişikliği yaşayan devletti. Peki canlarım şöyle sorsam. Bulgaristan Dünya Savaşı'na
hangi gelişmenin ardından katıldı? Osmanlı Çanakkale'de itilafları yenince Bulgaristan savaşa katılma kararı verdi.
Buna da dikkat edersiniz. Osmanlı Dünya Savaşı'nda savunma cephelerinde Çanakkale'de Hicaz, Yemen, Irak, Suriye,
Filistin cephelerinde savaştı. Taarruz cephesi olarak saldırı olarak Osmanlı Kafkasya ve Kanal Cephesi'e savaştı. Bir
de müttefiklere, dostlara yardım etti. O da Galiça, Makedonya ve Romanya cepheleriydi. Bunu da bir hatırlatmış
olalım. Buradan isterseniz bir bakın. Kafkasya Cephesi burası. Kanal Cephesi burası. Bunlar zaten Osmanlı'nın taarruz
cepheleri. Savunma cephelerine bakalım. Çanakkale, Suriye, Filistin, Irak, Hicaz, Yemen cepheleri savunma
cepheleriydi. Şimdi canlarım sorularda belki karşınıza gelir. AYT'ye de gireceksiniz birçoğunuz. Mesela diyecek
ki size Osmanlı'da Dünya Savaşı'nda açılan ilk cephe hangisi? Böyle bir soruyla karşılaşırsanız ne diyeceksiniz?
Kafkasya cephesi diyeceksiniz. Peki ilk kapanan cephe hangisi dersem o zaman Çanakkale Cephesi diyeceksiniz. Şimdi
iyi dinliyorsunuz. En önemli noktaları anlatıyorum. Şöyle düşün canlarım. Kafkasya cephesi açılıyor. Enver Paşa
öncülüğünde ki o dönem Harbiye Nazırı Enver Paşa. Ne yapıyor Enver Paşa? Çarlık Rusya'sı üzerine saldırıda
bulunuyor. Orta Asya Türkleri ile birleşip Turan'ı gerçekleştirmek ve işte Bakü petrollerini ele geçirmek,
hakimiyet altına almak, o bölgelerde güveni sağlamak ve Hindistan'a ulaşmak istiyor. Almanlar özellikle bunu
istiyor. EMV'i destekliyor. Ama Osmanlı burada Sarıkamış Kış harekatında başarısız oluyor. Ve o dönemde özellikle
Rusya'ya yenildikten sonra Ruslar taarruza geçiyor. İşte Muş'u, Bitlis'i, Erzurum'u, Erzincan'ı, Van'ı bu
bölgeleri işgal ediyorlar. İşte bu sırada Osmanlı'da ne oluyor? Mustafa Kemal geliyor. 16. kolordu komutanı
geliyor ve burada Muşu Bitlis'i Ruslardan geri alıyor. Altın kılıç madalyesi kazanıyor. Bu savaşta aslında
Kafkasya'da Osmanlı başarısız olmasına rağmen toprak kazanıyor. Çünkü 1917'de Bolşevik devrimi yaşanmış. Çarlık
Rusya'sı gitmiş yıkılmış. Bolşevikler iktidara gelmiş. Sovyet Rusya kurulmuş ve Sovyet Rusya bir Eslitosya
anlaşmasıyla savaştan çekiliyor. Savaştan çekilirken diyor ki Kars, Ardahan, Batum Osmanlı'nındır. Daha önce
Berlin anlaşmasıyla aldığı yerleri Osmanlı'ya geri bırakıyor. Buna dikkat edersiniz. Bir de Kafkasya Cephesi'e
tehcir yasasına dikkat edin. Neydi o? Eee, Ermeniler savaş dışı bölgelere zorunlu olarak göç ettirilmişti. Zorunlu
göç yasası. Bu da önemliydi. Çanakkale Cephesinden bahsedeceksek canlarım, itilaflar özellikle İngilizler,
Fransızlar boğazdan geçmeye çalıştılar. Çanakkale Cephesi'e boğazdan geçirmedik onları. Ne yaptık? İşte o dönem Nusrat
Mayın gemisinin Ocean zırhlısını batırması, boğazdan geçişi engelledik ve Çanakkale zaferini kazanmamız savaşın
süresini uzattı. Ve Çanakkale Zaferini kazandığımız için özellikle söylüyorum eee Bulgaristan savaşa, ittifakların
yanında savaşa katılmıştı. Buna da özellikle dikkat çekelim canlarım. Çanakkale'de Seyit Onbaşı'na dikkat,
Nusrat Mayın gemisine dikkat ve 18 Mart kahramanı olan Cevat Çobanlı'ya dikkat edin. Mustafa Kemal kara savaşlarında
ortaya çıkıyor. Anafartalarda, Conk Bayırında, Kireçtepe'de, Arıburnunda mücadele ediyor. Hatta ben size taarruzu
değil ölmeyi emrediyorum sözünü Çanakkale'de söylüyordu. Ona da dikkat edersiniz. Mustafa Kemal 19. Tümen
Komutanlığını burada yaptı. Mustafa Kemal Anafartalar komutanlığı yaptı ve Anafartalar kahramanı olarak
Çanakkale'de tarihe geçmişti. Irak cephesinde çok önemli bir isim vardı. Asla unutamazsınız. Çok önemli. Halil
Paşa. İngilizleri komutanlarıyla birlikte esir almıştı. O yüzden Halil Paşa Kutül Amare kahramanı olarak tarihe
geçmişti. Bunun dışında canlarım Hicaz Yemen cephesinde Fahrettin Paşa vardı. kutsal toprakları savunuyordu ve Hicaz
Yemen'de Fahrettin Paşa kutsal emanetleri Topkapı Sarayına, İstanbul'a kaçırmayı başarmıştı. Hatta eee
Fahrettin Paşa çöl kaplanı olarak Medine müdafii olarak tarihe geçmişti. Kanal Cephesie'e Osmanlı Mısır'da İngilizler
üzerine taarruza kalktı ama başarısız oldu. Cemal Paşa burada başarısız olmuştu. Cepheleri de önemli ölçüde
hatırlamış olduk. Peki. Peki. Peki. Hemen devam edelim. Dünya Savaşı canlarım buna da dikkat
edin. Wilson ilkelerinin yayınlanması Dünya Savaşı'nın sonunu getirmişti aslında. Ateşkes anlaşmalarının
imzalanmasının Wilson ilkeleri kolaylaştırmıştı ve Dünya Savaşı'nda yenilen devletlerin yani ittifak
devletlerinin barış anlaşmalarının belirlenmesi amacıyla ne oldu biliyor musunuz? Paris Barış Konferansı
toplandı. Demek ki ateşkes anlaşmalarının belirlenmesini, hızlandırılmasını sağlayan Wilson
ilkeleri olmuş ve barış anlaşmalarının belirlenmesi amacıyla da ne olmuş? Paris Barış Konferansı toplanmış. Peki Osmanlı
Devleti hangi ateşkes anlaşmasını imzalıyor? Dünya Savaşı sonucunda Mondros Ateşkes Anlaşmasını. Dönemin
padişahı artık Vahdettin'di. Dönemin sadrazamı Ahmet İzzet Paşa'ydı. Yani o dönem hükümet başkanı Ahmet İzzet Paşa
Mondros'u da imzalayan Rauf Orbaydı. Buna çok dikkat edersiniz. Mondros Ateşkesi Anlaşmasında 7 ve 24. maddeler
inanılmaz önemliydi. 7. maddede itilaflar herhangi bir yerde bir karışıklık olursa orayı işgal ederiz
diyorlardı. Yani Osmanlı'yı işgale açık hale getiriyorlar. Hukuki dayanak oluşturuyorlar. 24. maddede Vilayet-i
Sitte'de yani Bitlis, Erzurum, Van, Diyarbakır, Elazığ, Sivas gibi doğudaki bu altı ilde bir karışıklık çıkarsa
burayı ayrıca işgal ederiz diyorlar. Osmanlı'nın ordusunu dağıtıyorlar. Silahlarını teslim alıyorlar. Boğazlara
el koyuyorlar. ulaşım ağlarına, haberleşme kaynaklarına, akaryakıt kaynaklarına el koyuyorlar ve Osmanlı
savunmasız bir duruma getiriliyordu. İşte Mondros mütearekesini Anadolu halkı kabul etmiyor. Çünkü Mondros'tan sonra
hemen işgaller başlıyor. İşgallere karşı halkımız ne yapıyor? Önce eee direniş cemiyetlerini kuruyor. Sonra Kuvay-i
Milliye Örgütünü kuruyor ve Anadolu'yu savunuyoruz. Dünya Savaşı arasında bizim de haberimiz yok. Bizi paylaşıyorlar ve
gizli anlaşmalar yapıyorlardı. Canlarım bu gizli anlaşmalar arasında özellikle Londra anlaşması vardı. Londra
anlaşmasıyla İtalya'ya toprak vaadediyorlar ve İtalya taraf değiştiriyordu. Mesela CES Pikot
anlaşmasıyla Osmanlı'nın Ortadoğu toprakları paylaşılıyordu. Burada Saint John dey Murin anlaşmasıyla itilaflar
bakın dikkatinizi çekiyorum. İtalya'ya İzmir'i vadediyorlardı. Şimdi iyi dinle burası önemli. Burada Sint John de
Murin'in anlaşmasıyla İzmir İtalya'ya vadedildi ya ileride Paris Barış Konferansında İzmir İtalya'nın elinden
alınacak. Kime verilecek? Yunan'a. Ve Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal edecekler. Neye dayanarak? Paris
Barış Konferansı kararına. Peki şunu söyleyebilir miyim? İtilaflar arasında ilk görüş ayrılığı Paris Barış
Konferansında yaşanmıştır. Buna çok dikkat edelim. Önemli. Peki Dünya Savaşı bitti canlarım. İmparatorluklar
parçalandı artık. Zaten imparatorluklar parçalanınca bir sürü devlet ortaya çıktı. Bakalım bir de görselden daha
kalıcı olur. Görseli açalım. Bak Dünya Savaşı'ndan sonra hangi devletler ortaya çıkmış? Palyaçom olarak kodlayabilirsin.
Polonya, Avusturya, Macaristan parçalanınca Avusturya ortaya çıktı. Macaristan ortaya çıktı. Litvanya,
Yugoslavya, Çekoslovakya, Türkiye gibi devletler Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkmıştı. Dünya Savaşı'ndan sonra bir
daha böyle bir savaş çıkmasın diye Milletler Cemiyeti yani Cemiyeti Akvan kurulacak 1920 yılında buna dikkat
edersiniz. Dünyada faşizm, komünizm ve Nazizm gibi akımlar, ideolojiler ortaya çıkacak. Mesela faşizm İtalya'da
güçleniyor. Komünizm Sovyet Rusya'da, Nazizm Almanya'da ortaya çıkıyor. Ve Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'ya
özellikle Versay anlaşması imzalatılınca Dünya Savaşı'nın ortamı hazırlanmış oluyor. Çünkü Almanya bu Versay'dan
kurtulmak için Dünya Savaşı'nı başlatacak. 1 Eylül 1939'da Almanya Polonya'yı işgal edecek ve ı Dünya
Savaşı başlayacak. Canlarım Mondros ateşkesinden birkaç gün sonra işgaller başlamış. İngilizler Musul' işgal etmiş.
Hatta Urfa, Antep, Maraş bölgesi işgal edilmiş. Ama İngilizler bu işgal bölgelerini Fransa'ya bırakıyor. Niye
biliyor musunuz? İngilizler Fransa'ya bu bölgeleri bırakarak Fransa'ya diyor ki sen Musul üzerindeki beklentilerini
kaldır. Diyor Musul benim olsun buralarda sen top koştur diyor. Kendi aralarında bir anlaşma imzalıyorlar.
Mondros'tan sonra Osmanlı toprakları içerisinde ilk işgal edilen bölge Musul. Ama Anadolu topraklarımızda Mondros'tan
sonra işgal edilen ilk bölge Hatay 4yoldur. Buna dikkat edin. Ve işgallere karşı ilk direniş Hatay Dörty'da Kara
Mehmet adında biri tarafından başlatılmış. Bunu da bir duymuş oldun canlarım. Mondros süreci 1918. Şimdi
Mondros imzalandığında Mustafa Kemal Suriye Filistin cephesindeydi. Mondros imzalandı. Mustafa Kemal İstanbul'a
geldi. Ve İstanbul'a bir geldi ne gördü biliyor musun? Boğazda itilafların, İngilizlerin, Fransızların donanmasını
gördü. Mustafa Kemal yanında bulunan Yaveri Cevat Abbas'a döndü ve dedi ki, "Geldikleri gibi giderler." Gerçekten de
geldikleri gibi gidecekler. Ama bu önemli bir gelişme, önemli bir söz. Mustafa Kemal İstanbul'dayken Mondros'u
beğenmiyor. Bunu kabul ettirmek istemiyor. Yürürlüğe sokmak istemiyor. Vahdettin'le görüşmeler yapıyor. Hatta
Ali Fetih Okyar'la birlikte Minber adında bir gazete çıkarıyor. Ama baktı olmuyor. En sonunda 9. Ordu müfettişi
olarak Samsun'a gönderiliyor ve Samsun'a çıktı. Çıkar çıkmaz 19 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuruyile geçiyor. Kurtuluş
Savaşımız başlıyor canlarım. Demek ki Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı 19 Mayıs 1919'dur. Paris Barış Konferansıa
yenilen devletlerin barış anlaşmaları belirlenecekti. Ya Paris Barış Konferansı toplandı. Barış anlaşmaları
belirlendi. Ama Osmanlı'nın barış anlaşması olan Sevr Paris Barış Konferansıa belirlenemedi. Çünkü
Osmanlı'nın canlarım paylaşımı sorun oldu. İtilaflar Osmanlı'yı parçalayamadılar, paylaşamadılar.
Birbirlerine düştüler. Eee, Sevri Anlaşması. O yüzden San Remo konferansında belirlenecek. Yani bir yıl
sonra 1920'de. Şimdi burada Paris Barış Konferansıa İzmir İtalya'nın elinden alınıp da Yunan'a verildi. Ya Yunanlılar
buna dayanarak ne yaptı? 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgal etti. Bunu gören Hasan Tahsin, o dönem Huku Beşer
Gazetesi'nin başyazarı Hasan Tahsin Yunan'ı görünce kurşunu sıktı ve orada şehit edildi. O yüzden İzmir'in
işgalinde Yunan'a ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin'dir. Mekanı cennet olsun. Megali idea ya da Megalo idea. Bunu
duyduğum zaman büyük Yunanistan hayali aklınıza gelsin. Yunanistan eski Bizans ve Pontus Rum devletini yeniden
canlandırma hayali içerisinde. Bu doğrultuda ne yapıyor? İzmir'i eee işgal ediyorlar. Onların deyimiyle Simirni.
Öyle diyorlar ya İzmir'e. Amiral Bristol raporu sorularda karşınıza gelebilir. Batı Anadolu'da Yunanlılar sayı olarak
Türklerden fazla olduğu iddiasındalar. Rumlar Türklerden sayı olarak fazla iddialarıyla Batı Anadolu'yu işgal
etmişler. Amiral biristold geliyor. Bir rapor hazırlıyor. Diyor ki, "Hayır" diyor, "türkler sayı olarak Rumlardan
daha fazla." Yani Türklerin haklı olduğunu, İzmir'in işgalinin haksızlığını vurgulayan ilk uluslararası
belge Amiral Bristol raporudur canlarım. Bunu unutmayacaksınız. Bir de General Harbor raporu vardır. O da Doğu
Anadolu'da Ermeniler sayı olarak Türklerden fazla olduğu iddiasında. Ama General Harbor raporunda diyor ki,
"Hayır, Türkler sayı olarak Ermenilerden doğuda daha fazla." Dolayısıyla o da bizim haklılığımızı vurgulayan
uluslararası bir rapor ama ilki hangisi? Öncesi Amiral Bristol. Kuvay-i Milliye niye kuruldu? E ben sana söyleyeyim.
Kuva-i Milliye dediğimiz örgüt Mondros'tan sonra başlayan işgallere karşı vatanımızı savunmak için kuruldu.
Bu milis bir örgüt. O dönemde babaannelerimizin anneleri, dedelerimizin babaları kim varsa
vatanını savunmak, ulusal bağımsızlık yani milliyetçilik doğrultusunda faaliyet gösterdiler. Ve milis kuvveti
olarak düzensiz birlikler, eğitimsiz, askeri eğitimden yoksun insanlarımız vatanı için ölümü göze aldılar. Peki
canlarım soru. Önce cemiyetler mi kuruldu işgallilerden sonra? Yoksa Kuvay-i Milliye mi dersem önce
cemiyetler sonra Kuvay-i Milliye kuruluyor. Buna dikkat edersiniz. İlk kurulan cemiyetimiz, yararlı cemiyetimiz
Kars İslam şurasıdır. Bir yararlı cemiyetlerimiz vardır. Bakın milli cemiyetlerimiz. Bir zararlı cemiyetler
var. Bir de azınlıkların kurduğu zararlı cemiyetler var. Bunlara bakalım. Mesela milli varlığa düşman zararlı cemiyetler.
Mesela Kürt teali cemiyeti, tealii İslam, İngiliz muhipleri, Wilson prensipleri, Hürriyet İraf, Sulh ve
Selameti, Osmaniye Fırkası. Bunlar Müslüman olup da ya da Türk olup da milli mücadeleye karşı olanların
cemiyetleridir. Mesela Kürt Teili Cemiyeti bir Kürdistan hayali içerisinde. Tal İslam cemiyeti
ingilizlerle işbirliği içerisinde. İngiliz muhipleri zaten İngilizleri sevenlerin cemiyeti. Mesela sadrazam
Damat Ferit buraya resmi üye. Wilson prensipleri Amerikan mandasını isteyenlerin cemiyeti. Hürriyet itilaf
zaten kurulduğundan beri vatana düşman. Sulh ve selameti, Osmaniye Fırkası milli mücadeleye karşı faaliyet gösteriyor. O
yüzden bunlar zararlı cemiyetler. Azınlıkların zararlı cemiyetleri. Zaten azınlık deyince tabii ki zararlı olacak.
Rumlar ve Ermenilerin kurmuş olduğu hatta Yahudilerin kurmuş olduğu cemiyetler. Burada neye dikkat edin?
İsimlere. Mavri Mira, Pontus Rum, Etnik Eterya. Bunlar hatta canlarım Cordos Cemiyeti. Onu da yazalım. Kordos
sorularda belki gelir. Bunların hepsi e azınlıklar tarafından bize karşı kurulmuş cemiyetlerdi. Bunlar arasında
Rumlar arasında ilk kurulan cemiyet etniki Etheriya Cemiyetiydi. Ermenilerin kurduğu cemiyet Hınçak, Taşnak, Südyun
Cemiyetiydi. Bakıyorum. Evet burada milli varlığa yararlı cemiyetler var. Yahudilerin kurduğu zararlı cemiyet ise
Alyans, İsrailit ya da Makabi cemiyetiydi. Bunlar da Yahudilerin cemiyetiydi. Şimdi gelelim bizimkilere.
Yani milli cemiyetlere, Trakya Paşa Cemiyeti canlarım. Bunlar Doğu Trakya'da özellikle Yunan işgaline karşı bunu
engellemeye karşı kurulan bir cemiyet. Burada özellikle Cafer Tayyar Paşa'nın çok önemli katkıları vardır. Doğu
Anadolu Müdafaa Hukuk Cemiyeti dersem aklımızda olsun doğuda Ermenilerin faaliyetlerini engellemek istiyorlar ve
bizimkiler o bölgede özellikle hem silahlı direniş hem de basın yayın yoluyla vatanı savunuyorlar. Mesela
Löpey ya da Hadisat, Albayrak gibi gazetelerle ne yapıyoruz? Vatanımızı savunmaya çalışıyoruz. Bir taraftan da
Ermenilerin faaliyetlerini engellemeye çalışıyoruz. Özellikle ben size üç tane cemiyet sayacağım. O dönemde Erzurum
Kongresi'nin toplanmasını sağlayan cemiyetler. Birincisi Doğu Anadolu Müdafaa Hukuk Cemiyeti. İkincisi Trabzon
Müdafaa Hukuk Cemiyeti, üçüncüsü Kars İslam Şurası. Bu üç cemiyette hangi kongrenin toplanmasında etkili olmuş?
Erzurum Kongresi. Buna dikkat edersiniz. Trabzon Muhafaza-i Hukuku Milliye Cemiyeti yani Trabzon Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti. Sence bu cemiyet kimlerle mücadele etmek istiyor? Rumlarla. Buna da dikkat edersin. Çilikyalılar Cemiyeti
bakın Pozantı Adana bölgesinde Ermenilere, Fransızlara karşı vatanımızı savunuyor. Klikalılar Cemiyeti unutmayın
Çukurova bölgesinde e milli varlığa yararlı bir cemiyettir. Sanki Kikyalılar antik dönemdeki isim ya hani zararlıymış
gibi akılda kalmasın. Aksine yararlı bir cemiyettir. Buraya bir gülen işaret koyalım. Bizden bir cemiyet bu. Tamam
mı? İzmir reddi ilhak cemiyeti. İzmir Müdafaa Hukuk Cemiyeti Rumlara karşı bölgeyi savunuyor. Milli Kongre Cemiyeti
böyle akademisyenler, yazarlar tarafından kuruluyor. Göz doktoru Esat Işık tarafından kurulmuştu ve bu sadece
basın yayın yoluyla faaliyet gösteriyordu. Vatanı savunuyordu. Canlarım bu cemiyet Kuvay-i Milliye
kelimesinden ilk bahseden cemiyettir. Kars İslam Şurası aralarında ilk kurulan cemiyetti Anadolu Kadınları Cemiyeti
Sivas'ta kuruldu. Karakol Cemiyeti e özellikle o dönemde istihbarat sağlamak amacıyla faaliyet gösteriyordu.
Kadınlarımız milli mücadele dönemimizde çok değerli kadınlarımız var. Hali Edip adı var. Milli Mücadelenin
kahramanlarından biri Ateşten Gömlek Türk'ün Ateşliğe İmtihanı adlı eserler hali de Edibind'di. Bunun dışında Şerife
Bacı istiklal yolunda ne yapmıştı? Kahramanlık göstermiş. Vefat etmişti. Soğuktan donmuştu. Gördesli Makbule,
Tayyar Rahmiye, Kara Fatma, Kılavuz Hatça gibi isimler Milli Mücadele Kadın kahramanlarıydı. Ama Milli Mücadele
döneminde olmayan bir kadın kahramanımız vardı. Nene Hatun. O 93 harbinde Erzurum Aziziye tabyalarında Ruslara karşı
direnmişti. O daha önce yaşamış, daha önce faaliyet göstermiş bir kadınımızdı. Ona da dikkat. Haydi bakalım. Mustafa
Kemal Samsun'a çıksın ve Kurtuluş Savaşı başlasın canlarım. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkıyor. Samsun'a
çıktığı zaman İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmişti. Bu neden önemli biliyor musunuz? Şöyle düşünün.
Paris Barış Konferansıa itilaflar ne yapmıştı? İzmir'i Yunan'a vad etmişti. Yunan'a vermişti ve Yunanlılar 15 Mayıs
1919'da İzmir'i işgal etti. Mustafa Kemal de bu sıralarda Samsun'a doğru yoldaydı. Bandırma Vapuruyla gidiyordu.
Ve ben diyorum ki Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı'nı başlattığı zaman işte İzmir'in işgalini halka duyuracak ve halkın
örgütlenme safhasında bu durumu lehimize kullanacak. İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edildiğini halka doğru
bir şekilde aktaracak ve milli ruhu bu şekilde uyandıracak. Bu işini kolaylaştıracak. Aslında Samsun'a 9.
ordu müfettişi olarak katılıyor. Bu önemlidir ve valilere, komutanlara, kaymakamlara emir verebilecek bir
yetkide gönderilme sebebi ise Samsun'da Türklerle Rumlar birbirlerine girmişler ve Türklerin ellerindeki silahları alıp
çatışma ortamını sonlandırmak için gönderiliyor. Ancak Mustafa Kemal Samsun'a vardığında Samsun'un raporunu
yayınlayacak. Burada böyle sıkıntıların, huzursuzluğun sebebi olarak Rumları gösterecek. Samsun raporu bu açıdan
önemli canlarım. Ondan sonra Samsun'un ilçesi Havza'ya geçiyordu. Havza'da genelge yayınlıyordu ve Havza
genelgesinde milli bilinç uyandırılmaya çalışılıyor. Burası önemli. Çünkü İzmir'in işgali zaten halk tarafından
artık duyuruluyor. Halk bunu biliyor ve İzmir'in işgaline, yurtta yaşanan işgallere karşı mitingler yapılmasını,
protesto gösterileri düzenlenmesini, itilaf devletlere böyle telgraflarla işgallerin kınanmasını istiyor Mustafa
Kemal. Böylelikle milli bilinci uyandırmak istiyor. Tabii Mustafa Kemal bu şekilde hamleler yapınca ne olacak
biliyor musunuz? Hemen İstanbul hükümeti Mustafa Kemal'i resmi görevinden İstanbul'a geri çağıracak. Ama Mustafa
Kemal bunu duymamazlıktan geliyor. Hemen ne yapıyor? Amasya'ya geçiyor. Ama Amasya'ya geçer geçmez hemen Mustafa
Kemal Osmanlı'nın böyle halk tarafından sevilen vatansever kurmay subaylarını etrafına topluyor. Amasya Genelgesini o
komutanları imzalatıyor. Mesela o dönemde Refet Bele, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Mersinli, Cemalpşa gibi
komutanların ya imzasını alıyor ya da orada olmayanlar, Amasya'da olmayanlardan telgrafla onay destek
alıyor. Böylelikle milli mücadeleyi kişisellikten çıkarmaya çalışıyor. Buna dikkat edersiniz. Ama SGESinde ne vardı?
Milli mücadelenin gerekçeleri ve yöntemi açıklanmıştı. İstanbul hükümeti üzerine düşen sorumluluğu yerine
getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir. Bu bizim milli mücadelemizin gerekçelerinden bir
tanesi. Bak İstanbul hükümeti üzerine düşen sorumluluğu yerine getirememekte. Bunun dışında vatanın bütünlüğü,
milletin bağımsızlığı tehlikededir. Yine milli mücadelenin gerekçesiydi. Yöntemse milletin bağımsızlığını yine milletin
azmi ve kararlılığı kurtaracaktır. Canlarım burada kurtuluşu millete dayandırdığı için ulus egemenliğinden
bahsedilen ilk gelişme Amasya genelgesiydi. Buna dikkat edersiniz. Temsil Heyetinin kurulması ilk defa
burada gündeme geldi. Unutmayın temsil heyeti nerede kurulacak? Erzurum Kongresi'nde, Sivas Kongresi'e de temsil
heyetinin sayısı arttırılıyordu. Bu bizim için önemliydi. Şimdiden duymuş olduk. Hatta ben temsil heyeti ile
ilgili şöyle bir görselden, cepan bir sayfa ekran görüntüsü almanızı istiyorum sizden. Burada temsil eyeti ile ilgili
bir soru gelirse o soru burada olacaktır. O yüzden ekran görüntüsünü herkes alsın. Tamam mı? Önemli. Sivas'la
toplanacak olan kongrenin toplanma kararı Amasya Genelgesinde bildiriliyor. Bu da önemliydi canlarım. Bunun dışında
şurası çok önemli. Amasya Genelgesi yayınlandıktan sonra Mustafa Kemal askerlikten istifa ediyor. Yani sine-i
millete dönüyor. Buraya çok dikkat edersiniz. Eğer sorularda gelirse Mustafa Kemal askerlikten hangi
gelişmenin ardından istifa etti? Derse Amasya genelgesinin ardından hangi gelişmenin öncesinde istifa etti derse
Erzurum Kongresi öncesi diyeceksiniz. Bu bizim için önemliydi. Kazım Paşa Erzurum'da Mustafa Kemal'in yanına
geliyor. Ben ve kolordum emrinizdeyiz. Paşan diyor. Bu da milli mücadelenin dönü noktalarından biriydi. Çünkü Kazım
Karabekir o dönem 15. Kolordu komutanıydı. Çok böyle şöhretli, sevilen, sayılan bir komutandı. Ama
sivil olan Mustafa Kemal'e itaat etti. Milli mücadelede Mustafa Kemal'in yanında yer aldı. Erzurum Kongresi
bölgesel toplanan bir kongredir. Ancak alınan kararlar itibariyla ulusal bir özellik gösterilmişti. Çünkü burada
manda himaye fikri ilk kez reddedilmişti. Bu çok önemliydi. Erzurum Kongresi'nin toplanmasını hatırlayın.
Kars İslam Şurası, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Trabzon Muhafaza Hukuku Milliye Cemiyeti, bu
cemiyetlerin etkisiyle toplanmıştı. Erzurum Kongresi bu özellikleri önemliydi. Burada baktığımız zaman
Kuvay-i Milliye'yi etkin, milli iradeyi hakim kılmak esastır kararı alındı. Milli iradeden bahsediyorsak burada da
ulusal egemenlikten bahsedilmiştir diyeceğiz. Bu önemliydi. Bunun dışında manda himaye reddedildi. Mebusan
Meclisi'nin açılması, toplanması burada gündeme geldi. Eğer sorularda karşınıza gelirse son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin
açılması nerelerde gündeme geldi? Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi ve Amasya görüşmeleri diyeceksiniz. Amasya
görüşmelerinin ardından zaten eee Mebusan Meclisi toplanacaktı. Temsil eyeti artık burada kurulacak. Biraz önce
dediğim gibi Sivas Kongresi'nde temsilci sayısı ne yapacak? Artırılacak ve tüm yurdu temsil eder hale gelecek. Sivas
Kongresi' engelleme girişimi vardı. Hatırla Ali Galip olayı. Ali Galip Elazığ valisiydi. Damat Ferit Paşa
tarafından görevlendirilmiş. Sivas Kongresi' engelleyecekti ancak engelleyemedi. Sivas Kongresi katılımcı
sayısı az da olsa toplandı ve Sivas Kongresi'e tüm yurdu ilgilendiren bağımsızlık kararları alındı. Mesela ya
istiklal ya ölüm kararı Sivas Kongresi'nde alındı. Bunun dışında canlarım tüm yararlı cemiyetler Sivas
Kongresi'nde birleştirildi. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi. Tek merkezden
yönetilir hale geldi. Bu da çok önemliydi. İrade-i Milli adıyla gazete çıkarıldı. Mustafa Kemal bu gazetenin
çıkmasını istiyordu. Temsil heyeti dikkat edin ilk yürütme yetkisini burada kullandı. Ali Fuat Cebesoy'u Batı
Cephesi Kuvay-i Milliye Komutanlığı'na atamak temsil eğitinin ilk yürütme yetkisiydi. Aynı zamanda temsil eyeti
ilk siyasi başarısını kazanacak. Çünkü Damat Ferit Ali Galip olayıyla Sivas Kongresi'ni engellemeye çalışınca
Mustafa Kemal temsil heyeti başkanı olarak Damat Ferit'le tamamen iletişimi kesti. Damat Ferit bu gelişmenin
ardından istifa etmek zorunda kaldı ve yerine Ali Rıza Paşa hükümeti kuruldu. Dolayısıyla bu hükümet değişikliği
temsil heyetinin başarısı olduğu için temsil heyeti ilk siyasi başarısını bu şekilde kazanmış oldu. Hemen devam
edelim. Milli Mücadele döneminde yerel kongreler. Bu dönemde bir sürü kongre toplandı. Ardahan, Balıkesir, Alaşehir,
Edirne, Lüleburğurgaz, Nazilli gibi bir sürü kongre toplandı. Eğer sorularda karşımıza gelirse Mustafa Kemal'in
katıldığı kongreler hangileridir diye sorarsa sırasıyla yazalım. Şöyle Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Afyon Kongresi
ve en son Pozantı Kongresi Mustafa Kemal'in katılmış olduğu kongreler. Eğer bunlar arasında canlarım dikkat edin.
Hangilerinde başkanlık yaptı Mustafa Kemal diye sorarsa o zaman Erzurum ve Sivas kongreleri diyorsunuz. Balıkesir
Alaşehir kongrelerinin toplanmasında Hacı Muhittin Bey'in etkisi, katkısı vardır. Ona dikkat edersiniz. Dediğim
gibi Afyon Kongresi'e, Pozantı Kongresinde Mustafa Kemal yer almıştı. Amasya görüşmeleri yapılsın. Amasya
görüşmeleri ya da protokolleri dediğimiz görüşmelerde ne oldu? Yeni hükümet, Osmanlı hükümeti Ali Rıza Paşa hükümeti
ile temsil heyeti görüşme yaptı. Ali Rıza Paşa hükümeti Salih Paşa'yı gönderdi Amasya'ya. Amasya'da Mustafa
Kemal, Bekir Sami Bey ve Rauf Orbay Salih Paşaile görüşünce Salih Paşa yani İstanbul hükümeti temsil heyetinin
varlığını resmen tanımış oldu. Eğer sorularda temsil heyeti ilk kez hangi gelişmeyle tanınmıştır diye sorarsa
Amasya görüşmeleri diyeceksiniz. Burada son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin açılmasının kararına varıldı. Hemen
devam edelim. Daha sonrasında temsil heyeti Ankara'ya geldi. Yani merkez olarak Ankara'yı seçti. Milli Mücadele
artık Ankara'dan idare edilecek. Çünkü canlarım o dönem Batı cephesie asıl savaşlar yapılırken böyle merkezin
Ankara'ya getirilmesi, Batı cephesine yaklaşılması önemliydi. Bu yüzden merkez Ankara seçildi. Bir kere Ankara'nın
bulunduğu bölge güvenli bir bölge. Ulaşım ağları, haberleşme kaynakları iyi bir durumdaydı. O yüzden Ankara merkez
olarak belirlendi. Son Osmanlı Mebusan Meclisi toplandı. Mustafa Kemal son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne Erzurum
mebusu olarak seçildi. Ancak Mebusan Meclisi'in toplantısına katılmıyor. Çünkü derdest edilir, tutuklanır. O
yüzden eee milletvekili olmasına rağmen katılmamıştır. Ve son Osmanlı Mebusal Meclisi'nde Felah-ı Vatan adıyla bir
grup kurulmuştu. Bu Felah-ı Vatan grubu da Misak-ı Milli kararlarını kabul etmişti. Bu Misak-ı Milli kararları
inanılmaz önemlidir. İsterseniz cep kitabından daha basit bir şekilde anlatayım size. Burada şöyle bir kodlama
yapabilirsiniz. Bakın, Misak-ı Milli Kararları deyince kapsar diyeceksiniz. Hangi alanlarda, konularda karar
alınmış? Mesela kapitülasyonlar tamamen kaldırılacak. Azınlıklar, komşu ülkelerdeki azınlıklara haklar ne?
Müslümanlara ne kadar hak veriliyorsa bizim ülkemizde de azınlıklara aynı haklar verilecek. Boğazların güvenliği
sağlanırsa yani şöyle düşünün Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı bu bölgenin güvenliği sağlanırsa Boğazlar
uluslararası ticarete serbest olacak kararı verildi. Osmanlı borçlarının ödeneceği bildirildi. Sınırlar Mondros
Ateşkesi Anlaşmasından sonraki işgalleri hiçbir zaman kabul edemeyiz dedik. Yani sınırlarımızı baz alacağımız zaman
Mondros'tan sonra herhangi bir yerimiz işgal edilirse ki edildi. Buralar resmi olarak kabul edilemez dendi. Demek ki
sınırlarımızda böyle baz alınan ateşkes anlaşması Mondrosmu'muş. Referandum deyince de halk oylaması akla gelsin.
Misak-ı Milli kararlarına göre Kars, Ardahan, Batum, Arap toprakları ve Batı Trakya'da gerekirse halk oyuna
başvurulacağı açıklandı. Mantığını şöyle kurun Misak-ı Milli'nin. Biz milli mücadeleyi veriyoruz. Neyi kabul
ettirmeye çalışacağız? Yani bizim temel şartlarımızı ifade eden kararlar bunlar. Bunlar bizim milli yeminimiz. Bunlar
olmazsa en kötü senaryoda bunları kabul ettiremezsek milli mücadele bitmezdi. Böyle düşünebilirsiniz. Şimdi canlarım,
Osmanlı Mebusan Meylisi toplanınca Felahı Vatan Grubu Misak-ı Milli kararlarını alınca hemen 16 Mart 1920'de
itilaflar İstanbul'u resmen işgal ettiler. Bunun üzerine de telgrafçı Hamdi ya da Manastırlı Hamdi dediğimiz
görevli Mustafa Kemal'e İstanbul'un işgalini, resmi işgalini haber verdi ve Mustafa Kemal de bu işgaller Anadolu'ya
sıçramasın diye bazı önlemler aldı. Mesela Ulu Kışla ve Gey ve Demir yollarını patlattırdı. İstanbul'a
Anadolu'dan gönderilecek olan vergileri göndermedi. Anadolu'da böyle itilaflarını İngilizlerin, Fransızların
subaylarını görünce onları tutukladı. Böylelikle ne yapmayı amaçladı? İşgaller İstanbul'dan Anadolu'ya sıçramasın diye
birtım önlemler aldı. Eee, İstanbul'un işgali son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin dağılması anlamına geliyor. Çünkü
itilaflar Mebusan Meclisi'nin üyelerini tutukladılar. Bazılarını Malta'ya sürgüne gönderdiler. Bu Mebusan
Meclisi'nin kapanması da Mustafa Kemal'in Büyük Millet Meclisi'ni açmasını kolaylaştırdı ve hızlandırdı.
Buna da dikkat edeceksiniz. Gelelim Büyük Millet Meclisi'nin açılmasına. 23 Nisan 1920'de Ankara'da Mustafa Kemal'in
öncülüğünde Büyük Millet Meclisi'ni açtık. Önce Büyük Millet Meclisi diyorduk. Daha sonra Türkiye Büyük
Millet Meclisi ifadesini kullandık. Meclis açıldıktan sonra meclis başkanlığını Mustafa Kemal yapacak
zaten. 24 Nisan 1920'de 24 Nisan kararları adıyla bir önerge verilecek ve burada Büyük Millet Meclisi'nin üzerinde
hiçbir gücün olmadığı vurgulanacak. Hatta halife ve padişahın geleceğine Büyük Millet Meclisi karar verecektir
deniyor. Yani burada Büyük Millet Meclisi'nin üstünlüğü vurgulanmıştır. Hükümet kurmanın zorunluluğundan
bahsediliyor. Geçici bir hükümet başkanı ya da padişah temsilcisi atamak kabul edilmiyor. Çünkü eğer böyle bir şey
olursa yeni kurulan meclisin sürekli olmayacağı algısı oluşur. O yüzden meclisin aslında burada sürekliliği
vurgulanmıştır. Buna da dikkat. Meclisin özelliklerine bakacaksak bir kere Büyük Millet Meclisi kahraman, fedakar, gazi
bir meclistir. Milli mücadeleyi organize etmiştir. Bizim meclisimizde özellikle söylüyorum milletvekilleri aynı zamanda
birer askerdir, savaşçıdır. Vatanı korumak için mücadele etmiştir. O yüzden kahramandır. 1. Meclis 1920-23 yılları
arasında görev yapmıştır. Soru tarzlarında bu karşımıza gelebiliyor. Aşağıdakilerden hangisi 1. TBMM dönemi
gelişmeleri arasında yer alır ya da yer almaz dediğinde hemen 2023 aralığında mı değil mi buna bakmamız gerekiyor. 1.
Mecliste siyasi partilere yer verilmiyor. Ayrılık gayrılık olsun istenmiyor. Bu yüzden gruplar var. Bakın
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu 1inci grup. İkinci grupta da farklı farklı görüşler var. Mesela tesanüt
grubu, halk zümresi, istiklal grubu, ıslahat grubu. Bunlar ikinci grubu ifade ediyor. Meclis açıldıktan sonra bir sürü
isyan çıkmıştı TBMM'nin otoritesine karşı. Önce şöyle bir şey var. Doğrudan İstanbul hükümeti tarafından Osmanlı
tarafından desteklenen isyanlar Ahmet Anzavur ayaklanmasıyla Kuvay-i İnzibatiye ordusu ayaklanması. Bu
isyanlar doğrudan İstanbul hükümeti tarafından çıkarılmış. de itilaflarla İstanbul hükümetinin ortak çıkardığı
isyanlar vardı. Bak Bolu Düzce Hendek Adapazarı, Afyon Çopur Musa, Yozgat, Çapanoğlu isyanı, Konya, Delibaş,
Mehmet, Bozkır isyanları, Urfa'da milli aşiret isyanı, Sivas Erzincan bölgesinde Koçir isyanı gibi isyanlar. Bunun
dışında Kuvay-i Milliyeci olup da daha sonradan düzenli orduya katılmayıp isyan edenler var. Çerkez Etemle Demirci
Mehmet Efe. Bir de zaten azınlık olup da milli menfaatlerimize karşı çıkan isyanlar Pontus Rumları, Ermeni
ayaklanmaları. Burada özellikle söylüyorum 1. İnönü Savaşı sırasına denk gelen o dönemde yaşanan isyan hangisidir
derse Çerkez Etem isyanı diyeceksin. İnönü Savaşı sırasında çıkan isyanlar sorulursa ona da Koçkiri ayaklanmasıyla
Pontus Rum çetecileri isyanı diyeceksiniz. Bunlara da dikkat. Ya da aşağıdakilerden hangisi milli mücadele
döneminde ortaya çıkan TBMM'ye karşı çıkan isyanlar arasında yer almaz der. Mesela bunların arasına Şeyh Bedrettin'i
koyabilir. Şeyh Bedrettin ta Osmanlı döneminde çıkan bir isyandı. Buna da dikkat edersiniz canlarım. Bu kadar
ayaklanma çıkıyor. TBMM'nin otoritesini sarsımak, milli mücadeleyi sonlandırmak için. Tabii TBMM de bu dönemde bazı
tedbirler alıyor. Hııyaneti Vataniye Kanunuu çıkarıyor. Firariler hakkında kanunu yürürlüğe sokuyor. İstiklal
mahkemeleri kuruluyor ve TBMM'ye karşı isyan edenler istiklal mahkemelerinde yargılanıyorlar. Rıfat Börekçi Mustafa
Kemal tarafından çok değer verilen bir din adamıydı ve Rıfat Börekçi'den fetva alındı. Milli mücadeleyi vermek caizdir
şeklinde bir fetva alınıyor. Hakimiyeti Milliye Gazetesi çıkarıldı. Anadolu Ajansı kuruldu. ki Anadolu Ajansı milli
mücadeleyi destekleyen bir ajanstı. Halide Edip Adı varla Yunus Nadi öncülüğünde kurulmuştu. Canlarım Sevir
anlaşmasından bahsedelim. İğrenç bir anlaşma. 433 maddeyle Türk vatan topraklarını parça pincik eden bir
anlaşma. Şöyle düşün. Dünya Savaşı'nda Osmanlı yenildi. Mondros mütarekesine, ateşkes anlaşmasına maruz kaldı. Daha
sonra baktığımız zaman Dünya Savaşı'nda yenilen devletlerin barış anlaşmaları belirlensin diye Paris Barış Konferansı
toplanmıştı. Ama Osmanlı paylaşılamadığı için Paris Barış Konferansında Sevir anlaşması ortaya çıkmamıştı. Ne oldu?
Daha sonrasında San Remo Konferansında Osmanlı'nın Sevr Barış anlaşması taslak olarak ortaya çıktı. 433 madde ile vatan
topraklarımızı parçalayan bir anlaşmadır bu ve bunun imzalanması için özel bir ekip kurulmuştur. Saltanat Şurası.
Dönemin devlet adamı sadrazamı Damat Ferit Paşa'dır. Dönemin padişahı da son padişah Vahdettin yani 6. Mehmet'tir.
Burada Sevri imzalayanlar eee özellikle şu isme dikkat çekeceğiz biraz sonra. Sevri imzalayanlar Bağdatlı, Hadi, Rıza
Tevfik, Reşat Halis Beydi. Ama saltanat şurasında olmasına rağmen vatansever bir duruş sergileyen topçu Feriki Rıza Paşa
dikkat edin saltanat şurasında olmasına rağmen Sevri imzalamamıştır. Bu açıdan önemli. Kim imzalamış? Zaten başta Damat
Ferit Paşa var. Onun isteğiyle oluyor. Ve imzalayanlar Bağdatlı, Hadi, Rıza Tevfik, Reşat Halis dedik. 433 maddede
ne yazıyor? Tabii hepsini bilmeyeceğiz de bakın Doğu Trakya ve Batı Anadolu Yunanlılara verilecek. Anadolu'nun
doğusunda bir Ermenistan, Kürdistan kurulacak. Bakıyorum Mardin, Urfa, Antep ve Suriye Fransızlara bırakılacak.
Adana'dan Kayseri ve Sivas'a kadar olan bölge Fransa'nın Batı Anadolu'da İtalya var. Arap toprakları İngiltere, Fransa
mandası altında yönetilecek. Şöyle düşünebilirsiniz. Görsellerden bakın. Doğu Trakya'da
Yunanistan var. Batı Anadolu'da İzmir çevresinde Yunanistan var. İtalya Güneybatı Anadolu'da Fransa'nın yayılma
alanı bayağı geniş görüyorsunuz. Burada zaten Musul çevresinde İngilizler olacak. Doğuda Kürdistan ve Ermenistan
olacak. Böyle baktığımız zaman Türklere İç Anadolu'da Karadeniz'e kıyısı olan küçük bir bölge bırakılıyor. Çok ağır
şartlar içeriyor. Yani en azından siyasi bütünlüğümüzü topyekün bozan bir anlaşma. Bunun dışında canlılarım neye
dikkat etmemiz lazım? Mesela Boğazlar konusunda Sevri'de ne yazıyor? Boğazlarda uluslararası bir komisyon
kurulacak ve bu yönetim komisyon tarafından devrınacak. Bu tabii boğazlarda bir komisyonun var olması ve
boğazların egemenlik haklarının sonlandığı anlamına geliyor. Kapitülasyonlardan tüm itilaf devletleri
geniş bir şekilde yararlanacak. Zorunlu askerlik olmayacak. Osmanlı askerleri 50.700 kişiyle sınırlı olacak. İstanbul
Osmanlı'nın başkenti olarak kalacak. Ancak bir sıkıntı olursa Türkler anlaşma şartlarına uymazlarsa İstanbul'da
elimizden alınacak. Bu şartlarda Sevri imzalayanlar saltanat şurası üyeleri ama Mebusan Meclisi'nin onayı olmaması,
Mebusan Meclisinin o dönemde kapalı olması Sevr'in geçersiz bir anlaşma olarak tarihe geçmesine sebep oldu. Buna
rağmen uygulamak istediler ama bu sefer de biz milli mücadelemizi kazandık. Sevri yırttık ve yerine Lozan Barış
Anlaşması'nı getirdik. Buna dikkat edersiniz. Bu bizim için önemliydi. Gelelim milli mücadelede, cephelere.
Şimdi milli mücadele döneminde doğuda savaştık, güneyde savaştık ve batıda savaştık. En başta şunu hatırlamanız
lazım. Doğuda Osmanlı Devleti'nden kalma düzenli bir ordu vardı. 15. kolordu. Ki Kazım Paşa 15. Kolordu komutanı olarak
ordusunu dağıtmamıştı. Mondros'un hükümlerine uymamıştı. Kazımpaşa öncülüğünde doğuda Ermenistan'ı,
Ermenileri itaat altına alacağız. Gümrü anlaşmasıyla bu bölgedeki savaşı bitireceğiz. Güney cephesi'e bizim
Kuvay-i Milliye birliklerimiz savaştı canlarım. Burada şehir savunmalarını göreceğiz. Urfa'da, Antep'te, Maraş'ta
şehir savunmaları olacak. Asıl mesele Batı Cephesinde gerçekleşecek. Yunanlılar ve arkalarındaki İngilizler
itilaflar ne yapacaklar? Yunan aracılığıyla Batı Anadolu'da işgallere başlayacaklar. Burada önce Kuvay-i
Milliye ile savaşacağız. Daha sonra Kuvay-i Milliye yetmediği için onu kaldıracağız. Düzenli orduya geçeceğiz.
ve düzenli orduyla Batı cephesinde 1. İnönü, ikci İnönü, Eskişehir, Kütahya, Sakarya ve Büyük Taarruzu
gerçekleştireceğiz. Büyük taarruzu kazandıktan sonra Yunan'ı denize döktükten sonra Mudan Mütarekesi, daha
sonra da Lozan Barış Anlaşmasını imzalayacağız. Unutmayın ÖSYM'nin düzenli sorduğu şeylerden biri Mudanya
mütarekesi milli mücadele muharebelerini sona erdiren topyekün savaşı bitiren ateşkes anlaşmasıdır. Demek ki
Mudanya'da aslında Mondros Ateşkes Anlaşmasının yerine gelmiş. Sevrin yerine de Lozan Barış Anlaşması gelmiş.
Bunlara dikkat edersiniz. Hemen Doğu Cephesi diyelim. Şimdi Ermenilerin işgal bölgeleri vardı. Ermeniler Doğu
Anadolu'da çok aktifti. Dünya Savaşı'nda da öyleydi. Hatırlayın. Ermenistan'ın Ermenilerin Osmanlı Çarlık Rusya
savaşırken Ermenilerin faaliyetlerinden dolayı tehcir yasası çıkmıştı. Bu dönemde de Doğu Cephesi'e Ermeniler var
ve Kazım Karabekir 15. kol ordusuyla ne yapıyor? Ermenilerin işgal bölgelerinden Ermenileri temizliyor. Hatta
Ermenistan'ın Gümrü kentine kadar giriyor ve dikkat edin Gümrü Anlaşması imzalandıktan sonra Doğu Cephesind'deki
savaşçılar sona eriyor. Peki Gümrü Anlaşması imzalanınca ne olur? TBMM ilk defa varlığını bir devlete kabul
ettirmiş olur. Bu çok önemli. TBMM'nin varlığını kabul eden ilk devlet Ermenistan olmuştur ve Ermeniler işgal
bölgelerinden çekilmiş. Hatta silahlarını bile Türkiye'ye bırakmıştır. Bu süreçte önemli. Bunun dışında
Ermenistan artık Sevr'in geçersizliğini kabul etmek zorunda kalıyor. Sevrde ne yazıyordu? Doğuda bir Ermenistan hayali
içerisindelerdi. Demek ki bu hayalden vazgeçtiler ki Gümrüğü imzalamak zorunda kaldılar. Bu açıdan önemliydi. O zaman
bizim Sevrin geçersizliğini kabul ediyorsa Ermenistan, Misak-ı Milli'imizi de tanıyan bir devlet oldu. Bu açıdan
önemli. Güney cephesie ne oldu? Evet, Urfa, Antep, Maraş, Adana çevresinde Fransız ve Ermenilerle mücadele edildi.
Burada Kuvay-i Milliyecilerimiz vardı ve burada şehir savunmaları yaptık. Bizim şehir savunmalarımızda özellikle Antep
bölgesinde Şahin Bey le özellikle Rıdvan Hoca vardı. Hatırlıyor musunuz? Güney cephesi'e özellikle Antep'te canlarım
Şahin Bey ile Şehit Kamil ön plana çıkan isimlerdi. Ali Sahip Bey Urfa bölgesinde direniş gösteren kahramanlarımızdandı.
Maraş'ta Sütçü İmam vardı. Bunlar bizim için önemli. Hatta Rıdvan Hoca da Maraş'ta Fransızlara karşı direniş
göstermişti. Bu bölgede Fransa'yla mücadele ediyoruz. Vatanımızı savunuyoruz. Kadın kahramanlarımız da
var. Mesela kılavuz hacı güney cephesi Fransızlara karşı mücadele ediyor. Bir taraftan da gözümüz kulağımız batı
cephesinde Sakarya Savaşı Batı Cephesinde Yunan'a karşı kazanılınca bakın batıda kazandığımız bu zaferden
dolayı Fransa işgal bölgelerini terk edip gitmek zorunda kalıyordu ve 1921 Ankara anlaşması ile Fransa çekilmişti
ve bu anlaşma güney cephesini kapatmıştı. Bunu unutmayacaksınız. Doğudaki savaşları bitiren anlaşma Gümr
Anlaşması. Güneydeki savaşı bitiren anlaşma Ankara Anlaşması. Bu anlaşmayla ne olacak biliyor musunuz? İleride gene
anlatacağım. Bu anlaşmayla Hatay Misak-ı Milli sınırlarımızın dışında kalacak. Fransız mandatar yönetimi altında
bulunan Suriye'ye bırakılacak. Ancak Hatay bu anlaşmaya göre Türkçe konuşmaya devam edecek. Hatay'daki insanlar Türkçe
konuşacak ve Türk kültürü burada yaşatılacak. Bir de Süleyman Şah'ın Türkiye Selçuklu Devleti'nde Süleyman
Şah'ın mezarının bulunduğu Caber Kalesi vatan toprağa sayılacak. Bu da önemli. Çünkü Caber Kalesi Türk bayrağı altında
Türk askeri tarafından savunulmuş. Türk askeri orada bulunmuştur. Bu bizim için önemli canlarım. Bu bölgedeki
direnişlerden dolayı işte bakalım. Antep 1921 yılında Gazi unvanı almıştı. Kahraman unvanını alan kentimiz Maraş'tı
ve Şanlı unvanını alan kentimiz de Urfa'ydı. Bir de istiklal Madalyası kazanan illerimiz, ilçelerimiz vardı.
İşte bunlar arasında İnebolu vardı, Maraş vardı, Urfa vardı, Antep vardı. Bunların hepsi İstiklal Madalyası
kazanmıştı. İnebolu Kastamonu'nun bir ilçesi. İnebolu'da milli mücadelede e özellikle bir liman kenti olarak aktif
bir şekilde kullanılan bir liman kentiydi. Hatırlarsanız İstiklal Yolu güzergahımızın başlangıç noktası İnebolu
Limanıydı. Peki canlarım unutmayacaksınız. Ankara Anlaşması hangi savaştan sonra imzalanmış? Sakarya
Savaşı. Bunun sonucudur. Bu önemli. Bunun dışında İtalya'ya bakalım. İtalya'da tabii ki Güneybatı Anadolu
bölgesinde şuralarda ne yapıyor? Aktif bir politika izliyor. Ama böyle Fransa gibi, Yunanistan gibi zalimlikler, böyle
zulümler, insanı öldürme tarzında faaliyetlerde bulunmamış İtalya. Ve Sakarya Savaşı kazanıldıktan sonra ilk
çekilen İtalya olmuş. Anlaşma bile imzalamıyor. Ama Ankara Anlaşmasını imzalayıp da çekilen kim olmuş? Fransa
olmuş. Demek ki güneydeki düşmanlar da çekilip gitmiş. Gelelim asıl meseleye. Batı cephesi. Batı cephesi'e önce ne
yaptık? Önce Kuvay-i Milliye ile savaştık. Yunan'a karşı vatanımızı savunduk. Ulusal bağımsızlık yani
milliyetçilik doğrultusunda daha sonra Gediz taarruzu diye bir taarruz yapılmıştı. Kuvay-i Milliye bu Gediz
taarruzunda Ali Fuat Paşa öncülüğünde Yunan'a karşı başarısız olunca biz artık Kuvay-i Milli'yi kaldırmışız. düzenli
orduyu kurmuşuz ve düzenli orduyla da beş tane önemli savaş yapmışız. 1ci İnönü, ikinci İnönü, Eskişehir Kütahya,
Sakarya ve Büyük Taarız. Demek ki canlarım bunların hepsi düzenli orduyla yapılan savaşlar. Buralardan soru şöyle
gelebiliyor. Düzenli orduyla yapılan Batı Cephesindeki ilk savaş hangisi ya da ilk savunma savaşı hangisi? O zaman
1. İnönü Savaşı dersiniz. Burada Gediz taarruzuna dikkat çekmiş olalım. Çünkü Gediz taarruzu düzenli ordunun
kurulmasında etkili olan bir gelişmeydi. Peki Gedis Taarruzunun başka bir sonucu var mı? Bu başarısızlık tabii Mustafa
Kemal'i bayağı sinirlendiriyor. Gedis taarruzunun ardından Batı Cephesi ikiye ayrılıyor. Refet Bey ve İsmet Bey olmak
üzere Batı Cephesi'ni iki isim koordine edecek. Tabii başta İsmet İnönü vardır. Bu da önemli. Bunun dışında canıların
batı cephesinden sonra işte Gediz taarruzundan sonra Ali Fuat Cebesoy da Moskova Büyükelçiliğine gönderiliyor. Bu
da önemli bir görevdir. Çünkü o dönemde Sovyet Rusya'yla TBMM ilişkileri iyidir. TBMM ile Sovyet Rusya yeni devletler
olduğu için ve Sovyet Rusya komünizmi yaymak, korumak istediği için TBMM ile ortak işbirliği içerisinde. Çünkü o
dönemde hem TBMM hem Sovyet Rusya'nın düşmanı ortak itilaflardır. Yani İngiltere, Fransa hem bizim düşmanımız
hem de Sovyet Rusya'nın düşmanı. Bu yüzden işbirliği içerisindeyiz. Bu da önemliydi. Gelelim ünlü Savaşı'na. 1.
İnönü Savaşı'nda Yunanlılar saldırmıştı. Türk ordusu savunma savaşı yaptı ve Yunan'ı durdurmayı başardı. Bu savaş
kazanıldıktan sonra milat dediğimiz gelişmeler yaşanmıştı. Böyle kodlamanızı istiyorum. Akılda kalıyor çünkü. Milat
dediğimiz zaman aklımıza ne gelsin? 1. İnün Savaşı'ndan sonra yaşanan gelişmeler. Moskova Anlaşması imzalandı.
İstiklal Marşı kabul edildi. Teşkilatı, Esasiye Kanunu kabul edildi. Londra Konferansı toplandı. Afganistan'la
dostluk anlaşması imzalandı. Bunların hepsi 1. İnönü Savaşı'nın ardından yaşanan gelişmelerdir. Sakın unutma
hangisi İnönü Savaşı'nın ardından yaşanan gelişmeler arasında yer almaz diyebilir. Bunların arasına mesela der
ki Gümr anlaşması imzalanması. Hayır onu almayacaksınız. O daha önce yaşanan bir gelişme. Canlarım. 1. Ünönü Savaşı
kazanılınca İsmet Paşa generall terfi ediyor. Buna dikkat edersiniz. Yeni kurulan düzenli orduya olan güven
artıyor, katılım artıyor. Bu açıdan çok önemli. Bakalım bu gelişmeler nelermiş şimdi? Birer birer. Teşkilat-ı Esasiye
Kanunu dersem 1921 Anayasası. Bu anayasa yeni Türk devletinin ilk anayasasıdır. 1. Dünü Savaşı'ndan sonra hazırlanmış ve
egemenlik kayıtsız şartsız milletindir esası benimsenmiştir. Bu anayasa kısa bir anayasadır. Çünkü savaş ortamında
hazırlanmıştır. Dolayısıyla çerçeve bir anayasa. Yani kazulik, detaylı bir anayasa değil. Bunun dışında bu anayasa
o kadar kısa ki eee kanuni esasıyla yani Osmanlı anayasasıyla birlikte yürürlükte kalmış. 1924 yılına kadar. İstiklal
Marşımız 1. İnönü Savaşı kazanıldıktan sonra yazıldı. hazırlandı ve Türk ordusu tarafından ilk kez ik. İnönü Savaşı'nda
söylendi, okundu. Canlılarım, İstiklal Marşı'ımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy 12 Mart 1921 tarihinde yazılmış. Daha
doğrusu marşımız kabul edilmiştir. İstiklal Marşımızın şöyle bir özelliği var. Mehmet Akif Ersoy Ankara'da
hamamönü Tacitdin dergahında İstiklal Marşı'ı yazmış ve Türk ordusuna, kahraman Türk ordusuna ithaf etmiştir.
Bakın ÖSYM bunu sordu. Türk milletine öncüllerde Türk milletine demiş. Hayır. Kime ithaf etmiş? Türk milleti mi? Türk
ordusuna ithaf etmiş. Bu gerçekten önemli güzel bir soru. Milli Eğitim Bakanlığı yani Maarif Vekaletinin
düzenlediği bir yarışma sonucunda İstiklal Marşımız belirlenmiş. Günümüzdeki bestesini hazırlayan isme
dikkat edin. Osman Zeki Üngör İstiklal Marşımızın günümüzdeki bestesini hazırlamıştır. Bakın Sebül Reşat
dergisinde yayınlanmış, hakimiyet-i milliye açıksöz gazetelerinde yayınlanmış İstiklal Marşımız bizim
milli ruhumuzu güçlendiren ve milli mücadelemizi gerçekten de milli mücadelemize ruh kazandıran bir marşı
olmuş. Bu açıdan çok önemliydi. İstiklal Marşı'nı yarışmayı kazandıktan sonra e Mehmet Akif Ersoy yarışmanın para
ödülünü alıyor. Darül Mesai Vakfı'na bağışlıyor. Yani Milli Mücadele döneminde askerlerimizin dikim evi kılık
kıyafetinden sorumlu kuruma bağışta bulunuyor. Bu çok önemliydi. Hemen Londra konferansı hatırlatalım.
İtilaflar 1. İnönü Savaşı'nda Yunan'ın yenildiğini görünce hemen zaman kazandırmak amacıyla bir barış görüşmesi
teklifinde bulunuyorlar. Bu süreçte canlılarım İstanbul hükümetinden, Osmanlı'dan bir temsilci istiyorlar.
Gelirken TBMM'den de bir temsilci getirin diyorlar. Bize doğrudan bir davet gelmiyor. Biz de katılmayacağımızı
bildiriyoruz. İsteksiz tavırlar sergiliyoruz. Burada hemen İtalya devreye giriyor. TBMM hükümetinden
temsilci istiyor. Biz de temsilci gönderiyoruz. Biz Bekir Sami'yi gönderiyoruz. Osmanlı Devleti de
İstanbul hükümeti de Tevfik Paşa'yı gönderiyor. Tamam mı? Burada itilafların amacı aslında şu. İki güç arasında
İstanbul hükümeti yani Osmanlı ile TBMM arasında milli mücadeleyi verenler arasında ikilik yaratmak, birbirine
düşürmek istiyor. Tamam mı? Ama burada Osmanlı hükümetiin sadrazamı, devlet adamı Tevfik Paşa söz sırası kendine
geldiğinde konferansta ne diyor biliyor musunuz? Söz milletin gerçek temsilcisi olan yani milli mücadeleyi veren TBMM'ye
aittir diyor. Bekir Sami'ye bırakıyor sözü. Bu ikilik çıkarma hayallerini sona erdiren gelişme olmuş. O anlık bu
hayalden vazgeçmeyecekler de o anlık şeyden çıkmış olduk. Yani hani ne derler? Zor durumdan çıkmış olduk.
Konferanstan bir sonuç çıkmayacak ve konferanstan sonuç çıkmayacağını bile bile temsilci gönderdik. Çünkü
konferansa barış görüşmesine gitmezsen sana ne derler? Bunlar savaş istiyor. Bunlar barış yanlısı değil derler. Değil
mi? Biz bu algıları yıkmak için temsilci göndermişiz. Bir de canlarım dünyaya Misak-ı Milli kararlarımızı,
isteklerimizi duyurmak için ve TBMM'nin varlığını itilaflara tanıtmak için temsilci göndermişiz. Bu açıdan
önemliydi. Ama sonuç çıktı mı dersen çıkmadı. Afganistan'la dostluk anlaşması imzalandı. Afganistan TBMM'nin varlığını
kabul eden ilk Müslüman devlettir. İsterseniz bunları bir not aldayım ben size. Bakın sorularda gelirse TBMM'nin
varlığını kabul eden ilk devlet Ermenistan Gümrü anlaşmasıyla kabul etmiş. TBMM'nin varlığını kabul eden ilk
büyük devlet ya da Avrupalı devlet dersem Moskova anlaşmasıyla Sovyet Rusya diyeceksiniz. TBMM'nin varlığını kabul
eden ilk itilaf devleti diye sorarsa Fransa 1921 Ankara Anlaşması diyeceksiniz. Eğer TBMM'nin varlığını
kabul eden ilk Müslüman devlet derse Afganistan diyeceksiniz. Gelelim Moskova anlaşmasına canlarım TBMM ile Sovyet
Rusya arasında imzalanıyor. İki yeni devlet geçmişlerini kapatıyorlar. Yani Osmanlı ile Çarık Rusya arasında yapılan
anlaşmalar geçersiz sayılıyor. Sovyet Rusya Sevrin geçersizliğini kabul ediyor. Misak-ı Milli'i tanıyacak ama
Misak-ı Milli'yi tanımadan önce bir taviz alacak bizden. Biz Batum'u Sovyet Rusya'nın güdümü altında bulunan
Gürcistan'a bırakıyoruz ve bundan sonra zaten Moskova anlaşmasıyla ne olacak? Sovyet Rusya TBMM'nin varlığını Misak-ı
Milli'yi kabul edecek. Bu açıdan önemli. Hatta Lozan Konferansında kapitülasyon haklarından itilaflar vazgeçiyor. Ya
bakın Lozan'dan önce kapitülasyon hakkından vazgeçen devlet sorulursa Sovyet Rusya 1921 Moskova anlaşması
diyeceğiz. Bu açıdan da önemli. Hemen devam edelim bakalım. İnönü Savaşı'nda Yunanlılar yeniden saldırdılar. İsmet
İnönü Yunanlıları durdurmayı başardı. Hatta Mustafa Kemal bu zaferin ardından İsmet Paşa'ya bir telgraf çekti. Sizler
orada yalnızca düşmanı değil. Aynı zamanda bu milletin kötü giden makus tarihini de yendiniz dedi. Bu açıdan çok
önemlidir. Bu telgraf kime, hangi gelişmenin ardından çekildi unutmayın önemliydi. İnönü savaşı kazanılmasına
rağmen düzenli orduyla Refet Paşa Yunan üzerine bir taarruzda bulunuyor. Aslhanlar Dumlupınar taarruzu. Bu
taarruzda başarısız olunca Mustafa Kemal Batı Cephesi'ni hani Gediz taarruzundan sonra ikiye ayırmıştı ya. Ne yaptı?
birleştirdi. Tek komutan olarak İsmet Paşa'yı getirdi. İnönü Savaşı kazanılınca Fransa Zonguldak'taki işgal
bölgelerinden çekiliyor. Hatta Fransa'da İtalya'da işgal bölgelerinden çekilip gitmeyi düşünürken dikkat biz Eskişehir
Kütahya Savaşı'nda Yunan'a yeniliyoruz. Bunlar işgal bölgelerinden çekilme kararından vazgeçiyorlar. Bunlar tam
anlamıyla ne zaman çekiliyorlar işgal bölgelerinden? Sakarya Savaşı kazanılınca. Lütfen buna dikkat edin.
Önemli bir gelişmeydi. Eskişehir Kütahya Savaşı'na gelelim. Yunanlılar 3üncü saldırısında bulunuyor. Artık çok sağlam
geldiler ve Ankara Polatlı'ya kadar ilerleyecekler. Durduramayacağız. Eskişehir, Kütahya bölgeleri elimizden
çıkıyor. Batı Anadolu. Yunanlıların işgal alanları bayağı büyümüş. Ankara'ya kadar yaklaşmışlar. Bu süreçte canlarım
Mustafa Kemal'in üzerinde çok büyük bir yük var. Mustafa Kemal bu süreçte sorumluluğu üzerine alacak ve ne
yapacak? Orduyu Sakarya Nehr'nin doğusuna çekecek. Yani Sakarya Nehrini Ankara yakınlarında savunma hattı olarak
belirleyecek. doğal bir savunma hattı olarak oluşturuyor. Bu çok önemli bir gelişme. Eskişehir Kütahya Savaşı
düzenli orduyla bizim ilk ve tek yenilgimizdir savaş olarak. Yani Asrahanlar, Dumlupınar küçük bir
taarruz. Onu saymayın. Büyük savaşlar arasında bizim ilk ve tek yenilgimiz hangisi dersem bak burada Eskişehir
Kütahya Savaşı diyorsunuz. Meclis o süreçte ne tartışmış? Acaba meclisi Ankara'dan Kayseri'ye mi taşısak denmiş.
Bu ciddi ciddi tartışılmış, vazgeçilmiş. Bunun dışında Mustafa Kemal'e meclisin yetkilerini 3 aylığına başkomutanlık
yasasıyla verecekler. Yani şöyle düşün artık meclis demek Mustafa Kemal demek başkomutanlık yasası Mustafa Kemal'e
meclisin yetkilerini veren yasadır ve Mustafa Kemal'i askerlik mesleğine döndüren yasadır. Bak Mustafa Kemal ne
zaman görevinden istifa etmişti? Amasya Genelgesinin ardından. Peki ne zaman geri dönmüş askerliği? Eskişehir Kütahya
Savaşı'nın yenilgisinin ardından geri dönmüş. Neyle? başkomutanlık yasasıyla hatta bu yasayla Mustafa Kemal
yetkilerini üzerine aldı ya artık ne yapacak? Tekalifi-i Milli emirlerini çıkaracak ve halk orduya yardım yapacak
diye bu emirleri yayınlayacak. Hatta uymayan olursa İstiklal Mahkemeleri kurulacak ve yargılanacak. Artık
topyekün bir mücadele var. Halkın orduya yardım yapması lazım. Zaten yapacak da bu süreçte yardımlar toplanacak ve
Sakarya Savaşı'na hazırlık sürecine gireceğiz. Bu yardımlardan kasıt şu canlarım. Mesela iki tane çarığınız
varsa bir tanesini orduya vereceksiniz. Yani cepheye cephane taşımak isteyenler işte isteyenler ne? Herkes zorunlu.
Öküzünüz varsa cepheye cephane taşıyacaksınız. Ya da marangozsanız, demirciyseniz silahların onarımından
sorumlusunuz gibisinden her şeyden faydalanmaya çalışıyoruz. Bu açıdan önemliydi. Bakalım burada ne varmış?
Hilali-i ahmer ne anlama geliyordu? Kızılay değil mi? Osmanlı'daki Hilali-i Ahmer günümüzdeki Kızılay anlamına
geliyordu. Şimdi Sakarya Savaşı'na hazırlanıyoruz. Sakarya Savaşı yine bizim savunma savaşımız ama bu sefer son
savunma savaşımız. Büyük bir savaş. Başkomutan Mustafa Kemal ve burada ünlü sözünü söyledi. Hattlı müdafaa yoktur.
Sathı müdafaa vardır. O satı bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk
olunamaz sözünü Sakarya'da söyledi Mustafa Kemal. Bu çok önemliydi. 22 gün 22 gece sürdü. Bu savaş Mustafa Kemal
Atatürk tarafından melhame-i Kübra olarak ifade edilmiş. Büyük kıyım, büyük savaş anlamında çok insan öldüğü için ve
Sakarya nehrinin kenarı Sakarya Savaşı'nın yapıldığı bölgeler kan gölüymüş. Bu yüzden böyle bir ifade
kullanılmış. 300 küsür tane subayımız ölmüş, şehit olmuş. O yüzden subaylar savaşı olarak da biliniyor. Sonuçta
canlarım Türk ordusu Yunan'ı durdurmayı başardı. Mustafa Kemal bu savaşı kazanmasının ardından gazilik unvanı
mareşallik rütbesini kazanmıştır. ÖSYM bunları düzenli sorar canlarım. Yani düzenli sorar. Hatta şu sözü de
unutmayın mutlaka soruyor sınavlarında. Önemliydi. Bu savaşın ardından üç önemli büyük gelişme anlaşma imzalanıyor. Bir
1921 Ankara Anlaşması. Biraz önce söyledim ya Fransa'yla yaptık ve Fransa çekilip gitti. Demek ki bu Ankara
Antlaşması Sakarya zaferinin ardından imzalanmış. Bunun dışında 1921 Kars Anlaşması TBMM hükümeti ile Ermenistan,
Gürcistan, Azerbaycan arasında imzalandı. Bu anlaşmayla doğu sınırımıza son şekli verildi. Ukrayna'yla da
dostluk anlaşması imzalanmış. Biraz önce ben size söylemiştim ya bakın TBMM'yi tanıyan devletlerin bu notunu biraz
büyüteyim. İsterseniz ekran görüntüsü olarak da kullanabilirsiniz. Büyük taarruz. Bir kere Sakarya Savaşı ile
büyük taarruz arasında yaklaşık bir yıl var ve teklifi milli emirlerinden gelen yardımların asıl çoğunluğu büyük
taarruzda yani Başkomutanlık Meydan Muharebesi'e kullanılıyor. Burada canlarım Türk ordusu gerçekten hazır bir
şekilde düşmanı yurttan atabilmek amacıyla sağlam hazırlıkların sonucunda 26 Ağustos 1922'de Afyon Kocatepe'den
büyük taarruza başladık. Topçu atışlarımızda Türk topçularının atışlarıyla Yunanlılar 30 Ağustos'ta
dağıldılar. Ama büyük taarruz devam ediyor. Yani 18 Eylül'e Ağustos Eylül, 18 Eylül, 19 Eylül bu dönemlere kadar
bizim savaşımız devam ediyor. Büyük taarruzumuz biz 30 Ağustos'ta asıl zaferimizi kazanıyoruz. Hatta biz ona ne
diyoruz? O zaferi başkomutanlık meydan muharebesi diyoruz. Hatta Mustafa Kemal'in ifadesiyle büyük taarruz Rum
sındığı savaşı olarak da ifade ediliyor. Çünkü Yunanlıların, Rumların kırıldığı savaş olarak eee ifade edilmiş. 9
Eylül'de İzmir kurtarılmış. Batı Anadolu'da 18 Eylül gibi kurtarılıyor ve bu savaş sırasında özellikle Fevzi
Çakmak çok ön plana çıkmış. Büyük taarruzun planlarında da çok aktif. O yüzden Mustafa Kemal Fevzi Paşa'ya
mareşal unvanı veriyor. Zaten bizim iki mareşalimiz var. Sakarya Savaşıyla Mustafa Kemal, büyük taarruzla Fevzi
Çakmak mareşali olmuştu. Gerçekten iki marişalimiz önemlidir. Bilmenizde fayda var. Burada canlarım savaşlarımızdaki
şehit sayılarımız. Tabii bunlar %100 doğru bilgiler olamıyor ama resmi kayıtlara göre bilinen diyelim yani
bunlara. Mudanya Ateşkes Anlaşması 31 Ekim 1922. Bak biz büyük taarruzu kazandık düşmanı yurttan attık ve artık
ateşkes görüşmeleri başlayacak. Mudanya ateşkes anlaşması önemlidir. Çünkü bu ateşkes anlaşması milli mücadele
muharebeler dönemini sona erdirmiştir. Ve bu ateşkesi anlaşmasıyla dikkat edin altını çizin. Sınavda da
bekleyebilirsiniz. İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya bu bölgeler Osmanlı'dan alınıyor. TBMM hükümetine bırakılıyor.
Osmanlı hukuken Mudanya ateşkesiyle son bulmuş oluyor. Çünkü başkenti ne oldu? Osmanlı kaybetti. TBMM'ye bırakıldı.
Artık İstanbul TBMM'nin yeni Türk devletinin. Buna dikkat edersiniz. Peki Mudanya Ateşkesi Anlaşmasında Türkiye'yi
kim temsil ediyor? Tabii ki İsmet Paşa. Neden? Çünkü 1 ve ikönü zaferlerindeki başarılarındaki e başarılarından dolayı
İsmet Paşa temsil etmiş. Peki Lozan Barış Anlaşmasında bizi kim temsil edecek? Tabii ki yine İsmet Paşa. O da
Mudanya mütarekesindeki başarıları ve Mustafa Kemal'in ona güvenmesi eee bunda etkili oldu. Canlıların Mudanya
Müteekesinde artık İngiltere çok tartışılıyordu. Zaten daha öncesinde tartışılıyordu. Halkı hükümeti artık
istemiyordu. O yüzden Lord George hükümeti ne yaptı? Mudanya mütarekesinde istifa etti. Yani İngilizler zafiyet
gösterdi. İngilizler perişan oldu. Yunanlılar perişan oldu. Gürcüler, Ermeniler, İtalyanlar, Fransızlar hepsi
perme perişan oldu. Türk ordusu zaferini kazandı. Bu dönemle ilgili milli mücadele dönemi ile ilgili çok önemli
eserler var. Falih Rıfkı Atay'ın Çankaya eseri, Şevket Süreyya Aydemir'in tek Adam, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Yaban
Adlı eseri. En önemlisi Halid Edip Adıar'ın Ateşten Gömlek, Türk'ün Ateşle İmtihanı, Kemal Tahir'in esirşehrin
insanları. Yorgun savaşlı milli mücadele dönemimizi anlatan eserler. Peki, Lozan Barış Anlaşması canlarım 24 Temmuz
1923'te imzalanıyor. Dikkat edin. Lozan görüşmelerini yapan 1. TBMM'dir. Ama Lozan'ı yürürlüğe sokan 2. TBMM
olmuştur. Lozan iki görüşme şeklinde oluyor. Birinci görüşmeler, ikinci görüşmeler ve aynı biraz önce Londra
konferansında olduğu gibi ne yapıyor itilaflar? İkilik çıkarmak istiyor. Bu doğrultuda hem Osmanlı'dan hem de
TBMM'den temsilci istiyorlar. Mustafa Kemal de ikiliye izin vermiyor. 1 Kasım 1922'de Lozan Konferansından hemen önce
saltanatı kaldırıyor ve Osmanlı resmen sona eriyor. Dolayısıyla milli mücadeleyi milli mücadeleyi verenler
temsil ediyor ve Lozan'da milli mücadeleyi veren TBMM temsilci gönderiyor. Peki kimleri gönderiyor?
İsmet İnönü, Doktor Rıza Nur ve Hasan Saka. Bunun dışında 30 küsur kişilik bir ekip gidiyor ama bu üç ismi bilmeniz
lazım. Baş delege temsilci İsmet İnönü bizim için önemli. Lozan Konferansına ABD gözlemci devlet olarak katılıyor.
Bunun dışında işte ticari konulara Belçika ve Portekiz katılacak. Boğazlar konusunda Sovyet Rusya ile Bulgaristan
katılım gösterecek. E bunlar önemli. Özellikle ABD'nin gözlemci olduğuna dikkat edin. Konferans toplanıyor.
Konferansta tabii baskı altına alınacağız. İsmet Paşa'ya, e, bizim delegelerimize düşünsenize ortak biraz
önce savaştığımız devletlerin temsilcileri masada bize karşı faaliyet gösteriyor. Bu açıdan önemliydi. Lozan
Konferansının birinci görüşmeleriyle ikinci görüşmeleri arasında yaşanan bir gelişme var. Türkiye İktisat
Kongresi'nin toplanması yani İzmir İktisat Kongresi. Biz milli ekonomik bağımsızlığımız amacıyla iktisat
kongresi toplamışız ve burada ekonomik bağımsızlık vurgusu yapılmış. Türkiye İktisat Kongresi dediğimiz kongrenin
başkanlığını Kazım Karabekir yapmıştır. Buna da dikkat edin. İkinci görüşmeler başlıyor ve kararlar alınıyor. Hatta
alınan bu kararlar da ik TBMM tarafından yürürlüğe sokuluyor. Bakıyoruz Batı sınırında Yunanistan sınırı Meriç Nehri
oluyor. Türk Yunan sınırı. Suriye sınırında 1921 Ankara Anlaşması geçerli oluyor. Yani Hatay Lozan'a göre
sınırlarımızın dışında kalıyor. Buna dikkat edin. Hatay ne zaman anavatana katılacak? 1939 yılında Irak sınırı yani
Musul meselesi çözülemiyor. Sonraya bırakılıyor. Alınan karar şu: Lozan'dan sonra Türkiye ile İngiltere 9 ayç 9 ay
içerisinde Musul meselesini görüşsün ve konu karara bağlanamazsa Cemiyeti Akvam yani Milletler Cemiyeti devreye girsin
deniyor. Bakalım sırayla gidelim. Adaların büyük ölçüde Yunanistan'da olduğunu görüyoruz. Gökçe Ada, Bozcuada
Ada, Tavşan Adası Türkiye'de kalıyor. Ege Adalarının çoğunluğu Yunanistan'da kalmış. Bunun dışında bakın sorarlar
direkt konferansta karara bağlanamayan tek mesele hangisidir derse Musul yani Irak sınırı diyorsunuz. Boğazlar
Sevriden Hallice yani Sevri'de ne yazıyordu? Boğazlarda uluslararası bir komisyon kurulacaktı. Bu bizim
bağımsızlık anlayışımızda tersti. Lozan'da bu tam anlamıyla istediğimiz gibi değil ama Sevre'e göre iyi mi? İyi.
Sevr'de Boğazlarda komisyon vardı. Lozan'da Boğazlar'da komisyon var. Ama komisyonun başkanlığı bir Türk
tarafından yönetilecek. Ama yine de istediğimiz gibi değil. Biz boğazlardaki egemenliğimizi, bağımsızlığımızı hangi
anlaşmayla sağladık? 1936 Montre Boğazlar Sözleşmesi. Buna da dikkat. Kapitülasyonlar zaten kalkmıştır.
Kapitülasyonları Lozlan'dan önce kaldırmayı kabul eden devlet Sovyet Rusya'ydı. Osmanlı'dan kalan borçlar
evet Türkiye payına düşeni ödeyecekti. Azınlıklar Türk vatandaşı sayılacak. Nüfus mübadelesi yani Yunanistan'la
Türkiye arasında mübadele, nüfus değişimi gerçekleşecek. İstanbul'da yaşayan Rumlar çok eski dönemlerden beri
orada yaşıyorsa oralı yani etabli sayılacak. Batı Trakya'da yaşayan Türkler çok eski dönemlerden biri orada
olduğu için onlar da etabli yani yerleşik sayılacak. Onun dışında Türkiye'deki Rumlar, Yunanistan'daki
Türkler karşılıklı yer değiştirme kararı verildi. Yunanistan Batı Anadolu'da, İzmir'de köylerimizi, kasabalarımızı
yaktığı için Türkiye'ye savaş tazminatı olarak Karağaç ve Bosna köy bölgesini verecek. Buralar küçük bölgeler.
Tazminat olarak buraları Yunanistan Türkiye'ye veriyor. Lozan'la Türkiye Cumhuriyeti Devleti. O dönemde daha
cumhuriyet henüz ilan edilmemiş. Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim 34 ay var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bağımsızlığını
dünyaya kabul ettirmiş oldu. Bunun dışında canlarım bu süreçte bizim elimizin dışında kalan topraklar Batum
Evet 1921 Moskova anlaşması ile kaybedilmişti hala dışarıda. Hatay 1921 Ankara anlaşması ile kaybedilmişti hala
dışarıda. Musul'un geleceği belli değil. Bu ne zaman? 1926 Ankara anlaşmasıyla kaybedilecek. Şu an henüz belli değil
ama ileride kaybedilecek. Buna da dikkat edersiniz. Avrupalıların Türkleri Avrupa'dan çıkarmak diye özetlenen ve
özellikle Sevr ile Türkler baskılanmıştı. Bu 100 yıllık politika ne yaptı? Lozan'da iflas etmiş oldu. Vatan
topraklarımızı, sınırlarımızı Hakkari'nin hangi köşesinin ya da Iğdır'ın ya da Edirne'nin hangi
köşesinin bize ait olduğunu dünyaya kabul ettirdiğimiz belge harita Lozan'la onaylandı, kabul ettirildi. Canlarım
şöyle bir incelersiniz. Sevrile Lozan'ı yan yana gördüğünüz zaman Lozan'ın değeri zaten anlaşılıyor. En basiti,
benim en gıcık olduğum şeylerden biri zaten siyasi sınırlarımıza baktığımız zaman dağılıyoruz da SER'de şu zorunlu
askerlik olup da Lozan'daki zorunlu askerlik engelinin kaldırılması çok önemli. Ermenistan'dan, Kürdistan'dan
artık iflas ettiler, vazgeçtiler, kabul ettiremediler. Baktığımız zaman adalar konusunda çok gelişmemişiz, değil mi?
Gökçeada, Bozca Ada, Tavşan Adaları bizde. Yani adalar konusunda Yunanistan büyük avantaja sahip. Boğazlar konusunda
evet Lozan'da daha iyiyiz ama en iyisi nerede? Lozan konusunda kesinlikle Montre Boğazlar Sözleşmesiyile
Boğazların güvenliğini, denetimini sağlıyoruz. Bu önemli bizim için. İlkelerden bahsedelim canlarım.
Atatürk'ün temelde altı tane ilkesi var. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve
inkılapçılık. Burada hemen cumhuriyetçilikle başlayalım. Her sorularda size özellikle söylüyorum.
Ulusal egemenlik, milli egemenlik, milli irade, demokrasi, parlamento, oy verme, seçme, seçilme gibi kelimeler cümle
içerisinde kullanılırsa halk iradesi vurgulanırsa cumhuriyetçilik ilkesi ile ilgili diyeceksiniz. Baktığım zaman
milliyetçilik ilkesi ile ilgili bir söz karşımıza gelirse nereden anlayacağız? Mesela ulusal bağımsızlık, Türk, Türk
kültürü ya da Türk kültürünün gelişimi, bu kavramları ya da vatan sevgisi bunlar vurgulandığı zaman aklımıza
milliyetçilik ilkesi gelecek. Mesela biz diyoruz ki mesela manda himaye reddediyoruz. Manda himayeyi kabul
etmiyoruz. Başka bir devletin boyunduruğu altında yaşamayı kabul etmiyoruz. Bu ne ile alakalı?
Milliyetçilik. Ya da ne diyoruz? Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyoruz. Yani sözü millete bırakıyoruz.
Bu neyle alakalı? Cumhuriyetçilikle alakalı baktığımız zaman mesela Türk dil kurumunun kurulması, Türk tarih
kurumunun kurulması, Türk kültürünü, milli değerleri, Türk dilini, Türk tarihini araştırmak, geliştirmek
milliyetçiliktir ya da hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Halk iradesini vurgulamışız. Baktığımız zaman
işte halifeliğin kaldırılması yani bir kişinin ülkede tek başına var olması, tek başına bir ülkeyi iki dudağın
yönetmesi bu neye tersir? Bu cumhuriyetçiliği tersir. O yüzden saltanat makamının ya da halifeliğin
kaldırılması cumhuriyetçiliği güçlendirir. Meclisin açılması halk iradesi etkin olduğu için
cumhuriyetçiliktir. Ya da kadınlarımız da oy verecek. Seçme seçilme hakkına sahip olacak. Bak halk iradesi
çoğalıyor. Kadınlar da oy veriyor. Bu da cumhuriyetçiliktir. Ama hocam halkçılık yok mu? Tabii ki zaten cumhuriyetçilik
varsa bir inkılapta kesinlikle halkçılık da olmak zorunda. Cumhuriyetçilik varsa halkçılık olmak zorunda. Ama halkçılık
varsa cumhuriyetçilik olmak zorunda değil. Ona dikkat edersiniz. Tamam mı? Çok partili hayata geçilmesi. Ne kadar
fazla parti olursa halk iradesi o kadar etkin olur. Neyle alakalı? Cumhuriyetçilikle alakalı. Halkçılık
dersem halkın ihtiyaçlarının karşılanması, eşitliğin, dengenin sağlanması, kimsenin ayrıma tabi
olmaması, sosyal sınıflaşmanın reddedilmesi, bunlar halkçılıktır. Genelde eşitlik vurgusu yapılır ve
halkın ihtiyaçlarının karşılanmasıyla halkçılık alınır. Mesela aşar vergisinin kaldırılması ağır bir vergiymiş. Halk
üzerindeki, çiftçi üzerindeki bunu kaldırıyorsan, halk rahatlıyorsa halkçılıkla alakalı. Ya da baktığımız
zaman kadınlara seçme seçilme hakkı verilmesi cumhuriyetçilikle ilgili olduğu kadar halkçılıkla da alakalı.
Çünkü kadınlar da erkekler gibi eşit olacak oy verecek halkçılıkla alakalı. Ya da millet mekteplerinin açılıp halkın
gelişiminin sağlanması. Türk medeni kanunun çıkarılıp kadınlara boşanma hakkının verilmesi, kadınların tek eş
olması, kadınları mirastan eşit pay alması. Bunlar halkçılıkla alakalı. Laiklik dediğimiz zaman din ve devlet
işlerinin birbirinden ayrı tutulmasıdır ve dini anlayışın, inanç anlayışının ya da ibadet anlayışının serbest olmasıdır.
İsteyen istediği inancı yaşar ve kimse baskı altında tutulamaz. Din ve devlet işleri, dinle eğitim, dinle hukuk ayrı
tutulur. Bu laiklik ilkesini getirir. Mesela saltanat makamı siyasi bir güçtür. Halifelik makamı dini bir
güçtür. Siyasetle din aynı kişidedir. Değil mi? Padişahta. Sen saltanatı da kaldırsan, halifeliği de kaldırsan
laiklik ilkesiyle alakalı oluyor. Tevhidi Teddisat kanunuyla zaten laik bir eğitim amacı ortaya koyuyorsun.
Medreseler dini eğitim veren kurumlardı. Bunları kaldırıyorsun. Laiklik medreselerin yerine imam hatip okulları,
ilahiyat fakülteleri açılıyor. Dini eğitim devlet denetiminde o şekilde veriliyor. Şeri mahkemelerin ya da
şeriye mahkemelerinin kapatılması ya da tekke zaviye türbelerin kapatılması. Bunlar laiklik ilkesiyle alakalı. Peki
Türk Medeni Kanunuun laiklikle alakası ne? Medeni Kanundan önce Mecelle vardı. İslam hukukuna dayanan bir anlayıştı.
Onu kaldırıyorsun. Batıdan, İsviçre'den laik bir hukuk anlayışı getiriyorsun. Bu da laiklik ilkesiyle alakalıydı.
Devletçilik dersem canlarım şöyle düşünün. 1930 özellikle 1929 Dünya Ekonomik Balımının Kara Perşembe
dediğimiz ABD'deki o krizin ardından zorunlu olarak uygulanıyor bizde. Ve devletçilik nedir? devletin yatırımlarda
etkin olmasıdır. Özellikle bu bunalımın etkisinden dolayı zorunlu olarak Türkiye'de devletçilik modeli esas
alınmıştır. Atatürk'ün istediği aslında karma ekonomi. Her şeyi devlet zaten mümkün değil yapamaz. O yüzden özel
teşebbüslere imkan sağlıyor. Yatırımcıların yatırım yapmasının önü açılıyor. Hatta Atatürk Teşviki Sanayi
Kanunuyla özel sermayenin eee yatırımlarda etkin olması için denemelerde bulunuyor. Ama Teşviki
Sanayi Kanunu özellikle dünya ekonomik krizinin çıkmasından dolayı sonuca ulaşamamıştır. Buna da dikkat edersiniz.
Eğer kalkınma, yatırım, devletin fabrika açması, banka açması şeklinde ifadeler görürseniz devletçilikle alakalı
diyeceksiniz. yaptığımız işte sürekli ilerlemek, dinamik olmak, çağdaşlaşmak, durmamak, muasır medeniyetler seviyesine
ulaşmak için yaptığımız tüm inkılaplar zaten inkılapçılık ilkesiyle alakalıdır. Atatürk'ün inkılapları neyle alakalıdır?
Çağın gereklerini yerine getirmekle alakalıdır. Burada canlarım özellikle bu kavramlara dikkat etmenizi istiyorum. Bu
kelimeleri gördüğünüz zaman hangi ilki akla gelecek fikriniz olsun. İnkılaplarda bakalım. Saltanat neden
kaldırıldı? bir kere ulus egemenliğine aykırıydı, değil mi? Halkın iradesinin önünde bir engeldi ve Lozan barış
görüşmelerinde saltanat makamını itilaflar kullanmak istedi. Oradan da temsilci istediler. O yüzden iki başlı
yönetime son vermek amacıyla saltanat kaldırıldı ve halk iradesi yani cumhuriyetçilik yolunda önemli adam
adımlardan bir tanesi oldu. Saltanat kaldırılınca zaten Osmanlı Devleti resmen sona erdi. Unutmayın saltanat
kaldırılınca halifelik kaldırılmıyor. Saltanat 1 Kasım 1922'de kaldırıldı. Osmanlı resmen son buldu ama halifelik
makamı 3 Mart 1924'te kaldırılacak. Buna dikkat çekelim. Saltanat kaldırılınca bazı sorunlar ortaya çıktı. Mesela
devletin başkanlık meselesi sorunu. Bunun dışında canlılarım devletin rejim sorunu. Yani saltanat kalkınca yeni
devlet var ortada. Tamam ama yeni devletin rejimi ne? İsmi ne? Ya da bu devletin başkanı kim? Belli değil. İşte
bu sorunlar, saltanat kalktıktan sonra ortaya çıkan sorunlar cumhuriyetin ilanıyla giderilmiştir. Çünkü cumhuriyet
ilan edilince 29 Ekim 1923'te ne olacak? Cumhurbaşkanlığı makamı ortaya çıkacak ve yeni devletin rejimi cumhuriyet
olarak belirlenecek. İsmi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti olacak. O yüzden bu sorunlar cumhuriyetin ilanıyla
gideriliyor. Buna dikkat edersiniz. İlk cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk, ilk başbakanımız İsmet İnönü, ilk meclis
başkanımız da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Ali Fetri Okyardır. Bunlar da önemli. Ankara başkent olarak ilan
ediliyor. Ankara'nın başkent olmasında tabii bulunduğu konum merkezde bulunması, ulaşım haberleşme ağlarının
iyi olması da etkiliydi ama Ankara da öyle hiç günümüzdeki gibi değildi. Böyle bildiğiniz küçük bir köy, kasaba gibi
ama kısa sürede gelişti imar faaliyetlerinden sonra. Peki canlarım, cumhuriyetten bahsettik. Özellikle
cumhuriyetin ilanından önce bir sıkıntı yaşanıyor. Hükümet bunalımı. Feth Okyar icra Vekilleri Heyeti Başkanı olarak
hükümetin başkanı olarak e hükümetten ayrılınca hükümet de ağlıyor ve Atatürk de 29 Ekim'de cumhuriyeti ilan ediyor ve
canlarım cumhuriyetin ilanıyla kabine sistemi denilen sistem belirleniyor. Kabine sistemi de biraz detaydır ama bir
duymuş olun. Nedir kabine sistemi? Şöyle düşünün. Meclisten hükümet kurulacağı zaman, ülkeyi yönetecek ekip
belirleneceği zaman meclis içerisinden seçilirdi önceden bakanlar, devlet adamları. Artık öyle olmayacak.
Başbakan, başbakan dediğimiz kişi meclis içerisinden mesela turizm bakanı bu olsun, işte sağlık bakanı bu olsun,
Milli Eğitim Bakanı bu olsun şeklinde listeyi hazırlayacak. Başbakan bunu cumhurbaşkanına sunacak. Onaylarsa o
hükümet anında kurulacak. Şimdi kabine sistemi kolay kurulduğu için, hükümet kolay kurulduğu için cumhuriyetin
ilanıyla kabine sistemine geçilmiştir. Buna da dikkat edersiniz. Gelelim halifeliğin kaldırılmasına. 3 Mart
1924'te halifelik kaldırılıyordu canlarım. halifeliğin kaldırılması, laiklik ilkesiyile alakalı,
cumhuriyetçilik ve halkçılık ilkeleri ile alakalı halifelik kaldırılınca Osmanlı Devleti dikkat edin laik devlet
yolunda en önemli adımı atmış oldu. O döneme kadar halife Abdülmecid Efendiydi. Artık görevi son buldu. Bakın
halifeliğin kaldırıldığı gün dört önemli kanun çıkıyordu. Bunlara dikkat edin. Birincisi Tevhid-i Tedisat Kanunuunun
çıkarılması. Canlarım bu kanun öğretim birliği yasası olarak da geçiyor. Osmanlı Devleti'nde var olan işte
yabancı okullar, azınlık okulları ya da medreseler bunların hepsi Maarif vekaletini Milli Eğitim Bakanlığı'na
bağlanıyor ve laik, çağdaş milli bir eğitim amaçlanıyor. Öğretim birliği yasası deyince tevhidi tedisat kanunu
akla gelecek. Ne zaman? 3 Mart 1924. Şeri efgaf vekaleti deyince bak şeriye vekaleti yani Din İşleri Bakanlığı
kaldırılacak. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulacak laiklik yolunda önemli bir adımdır. Din
ve devlet işlerini birbirinden ayıran bir karardır. Buna dikkat edin. Erkan-ı Harbiye Vekaleti, Osmanlı'daki Savaş
Bakanlığı kaldırılıyor. Yerine Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı kuruluyor. Bu da orduyla
siyaseti ayıran, cumhuriyetçilik ilkesini güçlendiren bir karardır. Bir de Osmanlı hanedanı yurt dışına
gönderiliyor. Bakın, saltanat kaldırılınca padişah Vahdettin yurt dışına gidiyor. Halifelik kaldırılınca
padişahın hanedanı, ailesi yurt dışına gönderiliyor. 1924 anayasası 21 anayasasına göre daha geniş bir
anayasadır canlarım. Bu anayasa egemenliği kayıtsız şartsız yine millete veriyor. Bu anayasada devletimizin
cumhuriyet rejimi belirtiliyor. Devletin dini İslam'dır. Resmi dili Türkçedir. Başkenti Ankara'dır. Bu belirtiliyor.
Güçler ayrılığı ilkesi var. 1921 Anayasasında Güçler Birliği vardı. Yani yasama ve yürütme yetkisi TBMM'dedir.
Hatta yargı yetkisi de e istiklal mahkemeleri aracılığıyla TBMM tarafından yürütülüyordu. Artık bu güçler yavaş
yavaş ayrılıyor. Bu açıdan önemli devletin dini İslam'dır ibaresi 1924 anayasasından 28 yılında yapılan
değişiklikle kaldırılıyor. Bu laiklik yolunda adımlardan bir tanesi. Bakalım. Yemin metni değiştiriliyor. Yani
milletvekilleri yemin edeceği zaman artık dini öğeler üzerine, Kur'an üzerine yemin etmiyor. Ne yapıyor? Namus
ve şeref üzerine yemin ediyor. Bu da dinin aslında korunması ya da milletvekilleri tarafından suistimal
edilmemesi için kendi inancın üzerine değil, kendi kişisel karakterin üzerine, namusun, şerefin üzerine yemin et
şeklinde bir eee ne yapılıyor? anlayışa geçiliyor. Bu da önemlidir. Çünkü laiklik yolunda önemli kararlardan
biridir. Kadınlara 1930 yılında belediye seçimlerine katılabilme, 1933'te muhtarlık seçimlerinde oy verme, muhtar
olabilme, 1934'te de milletvekili seçme ve seçilme hakkı veriliyor. Bunlar çok önemli. Bakın, kadınların siyasi haklar
elde etmesi hem halkçılık ilkesiyle hem cumhuriyetçilik ilkesiyle alakalıdır. İlk kadın muhtarımız Gül Esin olmuş. İlk
kadın belediye başkanımız da Sadiye Hanım olmuş. Bunlara da dikkat edersiniz. Burada da canlarım 21.
anayasasıyla 24 anayasasını yan yana bir görmüş olun. Bakalım hukuk alanında medeni kanunu asla unutmayın. Çünkü 17
Şubat 1926'da Türk Medeni Kanunu İsviçre'den gelince mecelle ortadan kalkıyor. Bu laiklik ilkesiyile
alakalıydı. İsviçre'den geldiğine dikkat edin. Artık kadınlar sosyal alanda, hukuksal alanda, ekonomik anlamda
erkeklerle eşit olacak. O yüzden halkçılık ilkesi ile alakalı bak kadınlar tek eş olacak. Resmi nikah
gelecek. Kadınlar boşanma hakkına sahip olacak. Kadınlar istediği mesleği yapma hakkına sahip olacak. Kadınlar da
erkekler gibi mirastan eşit pay alacak. Kadınlar önceden mahkemelerde iki kadının sözü bir erkeğin sözüne eş
sayılıyordu. Artık bir kadının sözü bir erkeğin sözüne eş. Yani mahkemelerde hukuk alanında da kadınla erkek
eşitleniyor. Mirastan da eşit pay alıyorlar. Bunlar kadınları güçlendiren kararlar. Senin burada dikkat etmen
gereken şey Türk medeni kanunuyla kadına siyasi hak verilmiyor. Bak o ayrı bir karardı. Burada ne olmuş? Kadına resmi
nikah hakkı verilmiş. Tek eşlik gelmiş. İstediği mesleği yapma hakkı gelmiş ya da boşanma hakkı gelmiş. Ne gelmemiş?
Seçme seçilme hakkı medeni kanunla gelmemiş. Bunu özellikle vurguluyorum. Lütfen buna dikkat edin. Bu gerçekten
önemliydi. Peki canlarım Tevi Tedisat Kanunundan bahsettik. Atatürk döneminde çok önemli bilim insanları gelmiş
biliyor musunuz? Mesela John Deam geliyor. Eğitim bilimci. Atatürk döneminde faydalanıyoruz. Mesela eğitim
alanında da özellikle e Albert Malche gelmiş. Üniversite reformunu yapmış Atatürk döneminde. Osmanlı'nın darül
fununu İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürmüş. John Dey Harfin Cloud 1928'de yapıldı. Halkın okuma yazma
oranını artırmak istedik. Arapça gitti. yerine Latin alfabesi geldi. Bu Latin alfabesinden de X'i, Q'yu, W'yu
çıkardık. Türk kırtlak yapısına uygun hale getirdik. Milliyetçilik, halkçılık, inkılapçılık ilkeleriyle alakalıydı.
Millet mektepleri harf inkılabının ardından halkın okuma yazma öğrenmesi için açılmış mekteptir. Halkçılık ilkesi
ile alakalıydı. Türk Tarih Kurumuna ne dedik? milliyetçilik ilkesi, Türk Dil Kurumu zaten Türk dilinin gelişimi için,
Türkçenin sadeleşmesi, yabancı dillerin etkisinden kurtulması için de milliyetçilik ilkesiyile alakalıydı.
Bakalım bakalım. Üniversite reformunda özellikle canlarım Albert Malşe ismine dikkat edelim. Osmanlı Devleti'ndeki
Mülkiye Mektebi Atatürk döneminde siyasal bilgiler okuluna dönüşüyor ve günümüzde belki de orada okuyacaksınız.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi günümüzde devlet memurlarımızın önemli isimlerimizin
yetiştiği değerli bir kurum. Umarım orada okursunuz. Güzel bir üniversite ve bölüm. Bakalım Atatürk'inde başka neler
olmuş. Mesela etnoğrafya müzesi açılmış. Ben de bayağı yoruldum artık. Dilim dönmüyor. Ankara'da Anadolu
Medeniyetleri Müzesi açılmış. Musiki muallim mektebi müzik öğretmeni yetiştirmek amacıyla açılmış gibi gibi.
Toplumsal alanda neler yapıldı? Şapka inkılabı nerede tanıtıldı? Şapka bakın 1925 yılında Kastamonu'da şapka Mustafa
Kemal Atatürk tarafından halka tanıtılıyor. Canlarım bu doğrultuda ilerleyen süreçte de ne olacak? bazı
kisvelerin giyilmesine dair, giyilmeyeceğine dair, giyilmemesi için e bir kanun çıkarttırılacak. Ve burada din
adamlarının üst düzey makamları haricinde kimse dini kıyafette sokakta gezemeyecek. Diyanet İşleri Başkanı
Hahan Başı ya da Patrick hani dinlerin en büyük temsilcileri hariç kimse dini kıyafetle sokakta gezemiyor. Bu da
laiklik ilkesi ile alakalı bir karardır. Buna dikkat edin. Tek cezaeviye türbeler 1925'te kapatılıyor. Bu da laiklikle
alakalıydı. Hatta Mustafa Kemal'in canların bu süreçte yasakladığı bazı unvanlar var. Şeyhlik, dervişlik,
dedelik, seyitlik, babalık. E bir de şey var. Üfürükçülük. Bunlar ne yapıyor? Yasaklanıyor. Bu da laik devlet yapısını
güçlendirmek amacıyla alınan kararlardan biri. Takvim, ölçü ve saatte değişiklikler yapılıyor. Bakalım ne
olmuş. Mesela miladi takvim gelmiş. Uluslararası rakamlar yani günümüzde kullandığımız 7, 8, 9 gibi rakamlar
geliyor. Arapça rakamlar kaldırılıyor. Ağırlık ve uzunluk ölçüleri geliyor. Kilometre, metre, smetre ya da litre.
eee, ağırlık ölçüsü birimi olarak litre benimseniyor. Vurgulamamız gereken şu aslında. Takvim, saat ve ölçülerde
yapılan inkılaplarda çağdaşlaşma amacı var, değil mi? İnkılapçılık ilkesi ile alakalı. Ama özellikle hafta sonu
tatilinin işte cumadan pazara alınması laiklik ve inkılapçılık ilkesi ile alakalı. Biraz da buralarda ticaret gün
sayıları düşünülüyor. Yani cuma gününden pazarı alınca Avrupa'yla yapılan ticaret gün sayısı ne yapmış oluyor? artmış
oluyor. Çünkü onlar pazarda tatil, sen cumada tatilsin. Bu da e ticaret gün sayısı da artmış oluyor. Canlarım şunu
da vurgulayalım. Ölçü birimlerindeki değişiklikler elbette inkılapçılıkla alakalı ama biraz da iç işlerimizdeki
kendi içimizdeki karışıklıkları gidermeyle de alakalı. Mesela uzunluk ölçüsü birimleri Osmanlı'da enda karış
kulaç. Buna göre kimin ne yaptığı belli olmuyor. Bunun yerine ne geliyor? metre sine kadar belli bir sistem geliyor. O
yüzden e kendi içimizdeki ikilikleri, karışıklıkları da engellemek buradaki amacımızdır. Buna dikkat edersiniz.
Soyadı kanunu canlarım en önemli inkılaplardan biri 1934'te gerçekleşiyor. Her aileye bir soy ismi
gelecek çünkü resmi işlemler karışıyordu. Bir de sıfatlarla insanlar işte küçük düşürülüyordu. Topal Osman,
Kör Hasan gibisinden böyle ifadeler toplumsal anlamda dengeleri, eşitsizliğe sebep oluyordu. Dengeleri bozuyordu. O
yüzden sınıfsız bir toplum, kaynaşmış bir toplum için halkçılık doğrultusunda soyadı kanunu geliyor. Hatta Atatürk ne
yapıyor? Ağ, Hacı, Hafız, Molla, Efendi, Paşa, Hazret gibi kelimeleri kaldırıyor. Sosyal bir denge kurmaya çalışıyor. O
yüzden halkçılık ve inkılapçılık ilkeleri ile alakalı resmi işlerde kolaylaşıyor. Ve sorularda bazen
gelebiliyor. Bir Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasını veriyor. Mustafa Kemal yazıyor. Birinde de Mustafa Kemal
Atatürk yazıyor. Buradaki fark ne diyor? Hangi inkılap olmuş diyor. E tabii ki soyadı kanunu gelmiş ki Atatürk burada
yazıyor. Bu şekilde sorular gelebiliyor. Aklınızda olsun. Peki canlarım, ilk kadın muhtarımız Gül Esin demiştik. İlk
kadın belediye başkanımız Sa hanım'dı. Türkiye İktisat Kongresi'nin başkanlığını Kazım Karabekir yapıyordu.
Burada özellikle milli bağımsız ekonomi kararları alınıyordu. Bu bağımsız milli ekonomi kararlarına biz Misak-ı iktisadi
kararları diyoruz. Buna da dikkat edin. Türkiye İş Bankası Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilk özel bankasıydı. Celal
Bayar bu bankanın genel müdürlüğünü yapıyor. Ekonomide sanayi ve madin bankası kuruluyor. Sanayimiz gelişsin
diye teşviki sanayi kanunu hayata geçirilmek isteniyor. Ama canlarım teşviki sanayi kanunu özellikle 1929
dünya ekonomik bunalımından yeterli tecrübe sahibi insanımız olmadığından ve yeterli sermayemiz olmadığından dolayı
ne yapamıyor? başarıya ulaşamıyor. Atatürk döneminde Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruluyor. Milli
ekonomi için Merkez Bankamız kuruluyor ve para bastırma yetkisi Merkez Bankamıza veriliyor. Bunun dışında
canlarım Sümerbank kurulmuş. Sümerbank ilk kamu yatırım bankamız. Devletin açmış olduğu bir banka. Maden Tetkik
Arama Enstitüsü yani MTA açılmış. Etibank enerji sektörünü desteklemek ve madenciliği geliştirmek amacıyla 1935'te
açılıyor. 1933-34 yıllarında önemli gelişme yaşanıyor. Bakın 1933 yılında 1 5 yıllık sanayi planı hazırlanıyor.
1934'te ve 38 arasındaki dönemde 1 5 yıllık sanayi planı uygulanıyor. Sovyet Rusya'dan örnek aldığımız bu planla
devlet yatırım yapıyor. Bir sürü fabrika açıyor ve devletçilik yolunda önemli işler yapıyor. 1 5 yıllık sanayi
planının sermayesini oluşturmak amacıyla Sümerbank'tan destek alınmıştır. Yani Sümerbank neden kurulmuş? 1 5 yıllık
sanayi planına kaynak sermaye oluşturması amacıyla. Hangi devleti örnek almışız? Sovyet Rusya. Bunlara
dikkat edersiniz. Tarım alanında tarım kredi kooperatifleri kuruluyor. Tarım satış kooperatifleri kuruluyor. Eee
Atatürk'ün günümüzde bildiğimiz orman çiftliği kuruluyor Ankara'da. Bu da çok önemli. Tarım üniversitesi olarak da
geçen Ankara'da Yüksek Ziraat Enstitüsü açılıyor canlarım. Kabotaj Kanunu çıkarılıyor. 1926 yılında ne oluyor?
Türk denizlerinde yük ve yolcu taşımacılığı işlemleri Türk gemicilere bırakılıyor. Bu Atatürk'ün milliyetçilik
ilkesi ile alakalıdır. Önemlidir. Denizbank Atatürk döneminde açılmış. Bakın hiç eee belki de karşılaşmadığınız
bir bilgi. Denizciliği geliştirmek amacıyla günümüzde bildiğimiz o Denizbank Atatürk döneminde açılmış bir
banka. Havacılık alanında önemli işler yapılmış. Türk Tayyare Cemiyeti yani günümüzdeki Türk Hava Kurumu kuruluyor.
Atatürk döneminde uçak üretiyoruz değil mi? Dışarıdan sipariş bile geliyor. Yani uçak istiyorlar bizden. Atatürk
döneminde uçak üretildiğine dikkat edin. Demir yollarının yapımına çok önem vermiş Atatürk. Karayolu bu dönemde pek
yok zaten. Sağlık alanında çığır açan isim doktor Refik Saydam. bizim Sağlık Bakanlığımızı yaptı ve canlarım Hıfsı
Sıha Enstitüsünü açıyor. Aşı ve serum üretiyoruz bu dönemde. Refik Saydam çok değerli bir isimdir. I. Dünya Savaşı'nda
da bizim başbakanlığımızı yapmış bir isimdir. Bunun dışında Türk Kızılay Cemiyeti kurulmuş. Hilal-i Ahmer
dediğimiz yani Kızılay Atatürk döneminde Kızılay ismini alıyor. Bunu da bir duymuş olun canlarım. 1. Meclis 1920-23
yılları arasında görev yapmıştı. Daha sonra seçimler oldu. 2. TBMM dönemi başladı. 1923-27 yılları arasında asıl
böyle inkılapların yaşandığı dönem oldu. Buna o yüzden ikinci meclise biz inkılapçı meclis diyoruz. Atatürk
döneminde çok partili hayata geçmek istedik. Şimdi ilk kurulan parti Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk'ün
öncülüğünde kuruluyor. Zaten bu parti iktidar partisi zaten. 1923'ten 1950 yılına kadar ülkeyi yönetiyor. Bundan
sonra kurulacak partiler çok partili hayata geçiş denemesi olacak. Hatta bu doğrultuda ilk kurulan muhalefet partisi
Terakkipperver Cumhuriyet Fırkası Kazım Karabekir öncülüğünde kuruluyor. Ama Şeyh Saidit isyanından dolayı bu parti
kapatılıyor. Demek ki çok partili hayata Atatürk döneminde geçemiyoruz. Sonra bir daha deniyoruz. Serbest Cumhuriyet
Fırkası açılıyor. Bu parti de o dönemde kapatılacak ve hatta kapatıldığı için bir isyan çıkacak. Menemen isyanı.
Burada Menemen isyanında önemli bir isim Kubilay olayı yaşanacak. Önemli bir Türk subayımız şehit edilecek Menemen
olayında. O yüzden bu partiler kapatılıyor. Uzun ömürlü olmuyor. O yüzden Atatürk döneminde çok partili
hayata geçmeyi denemişiz ama geçememişiz. Bunlara dikkat edersiniz. Peki çok partili hayatın olması iyi bir
şey mi? İyi bir şey. Çünkü halkın iradesi, halkın etkisi yönetimde artıyor. Ne kadar parti olursa o kadar
insan temsil edilir. Demokratikleşmiş oluruz. Hatta iktidar partisi de denetlenmiş olur. O yüzden Atatürk çok
partili hayatı istedi ama o dönemde olduramadık. Şimdi sorularda karşımıza gelebilir. Mesela Terakkiperver
Cumhuriyet Fırkası'nın kurucuları kimlerdir? Der başta Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet
Bele, Adnan adı var. Bu isimler Terakkiperver'in kurucuları. Şimdi Cumhuriyet Halk Fırkası kurulmuş,
Terakkiperver sonra kurulmuş. Cumhuriyet Halk Fırkası neyi savunuyor? devletçilik ekonomik modelini savunuyor ama
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasıyla Serbest Cumhuriyet Fırkası liberalizm yani serbest piyasa ekonomisini
savunuyor. Özellikle bu farkın vurgulanmasını önemsedim. Sen de sakın unutma tamam mı? Serbest Cumhuriyet
Fırkası'nın kurucusuna bakacak olursak canlarım Ali Fethü Okyar Mustafa Kemal'in isteğiyle kurdurulan bir parti.
Ama bu parti özellikle o dönemde 1929'da dünya ekonomik krizi ABD'de çıkmıştı ya. İşte bu krizin etkilerini de gidermek,
iktidar partisini denetlemek amacıyla Atatürk'ün öncülüğünde kurduruluyor. Kim kuruyor? Halifetü Okyar bu partide
liberalizmi savunuyor. Buna dikkat edersiniz. Ama bu parti bakıyor ki rejim karşıtı insanların toplanmasıyla aynı
Terakkiperver Cumhuriyeti fırkasında olduğu gibi bu parti de kapatılacak. Ama bu parti kapatıldığı için de ne olacak?
Menemen isyanı çıkacak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde iki tane özellikle rejime yönelik gelişme var.
Önemli gelişme. Bir Şeyh Saidit isyanı bir de Menemen olayı. Bak Şeyh Sait isyanı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin
rejimine yönelik ilk isyandır. Menemen de daha sonrasındaki cumhuriyete yönelik bir isyandır. Bunun dışında rejime
yönelik başka ne oldu? Mesela İzmir'de Mustafa Kemal'e suikast girişimi düzenlenmek istendi. Hatta burada bu
suikastte ismi geçenler yakalandılar ve son kez kurulacak olan istiklal mahkemelerinde yargılandılar. Demek ki
istiklal mahkemeleri de son kez nerede toplanmış? Hangi gelişmeyle toplanmış? İzmir suikast girişimi. Buna da dikkat
edersiniz. Hatta Mustafa Kemal'e suikast girişimi eee düzenlenmesinin düzenlenmiyor da düzenlenmesinin
düşünülmesinin ardından Mustafa Kemal şöyle bir söz söylüyor. Diyor ki benim naciz vücudum elbet bir gün toprak
olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet paydar kalacaktır. Bu söz bu gelişmenin ardından söylenmiştir.
Buna özellikle dikkat çekelim canlarım. Atatürk döneminin dış politikasından bahsedelim. Bakın 1923-38 yılları arası
Türk dış politika gelişmelerinin yaşandığı dönem ama 2330 arası 3039 arası şeklinde iki dönemde inceliyoruz.
Bakın Musul meselesi yabancı okullar sorunu nüfus mübadelesi 23-30 yılları arasında yaşanmış. Burada Musul
meselesinde ne bilmen lazım? Bir kere Musul'u İngiltere istiyor. Türkiye'de istiyor. Lozan'da bu mesele çözülemedi.
Daha sonrasında Lozan'dan sonra 9 ay içerisinde mesele görüşüldü. İngiltere ile Türkiye arasında yine çözülemedi.
Hatta o dönemde Haliç konferansı toplanmış. Haliç konferansında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kim temsil etmiş?
Alife Tokyar. Yine sonuç çıkmamış. Milletler Cemiyeti devreye girmiş. Taraflı bir tutum sergiliyor. Zaten o
dönemde bir de Şeyh Sait isyanı çıkmıştı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin eli zayıflamıştı ve 1926
Ankara anlaşmasıyla Musul İngiliz mandatar yönetiminde bulunan Irak'a bırakıldı. Musul Misak-ı Milli'den
verilen son taviz oldu. Ama Musul'un o dönem biz petrol gelirlerinin %10'unu 25 yıllığına para olarak almışız. Aklınızda
olsun. Yabancı okullar sorunu Fransaile yaşanan ciddi bir sorundur. Yabancı okulların kapatılmasını Fransa kabul
etmek istemiyor. Atatürk de diretiyor, baskılıyor hatta kapatmaya başlıyor. Fransa bu meseleyi Milletler Cemiyeti'ne
götürmek istiyor ama Atatürk buna izin vermiyor. Bak unutma yabancı okullar meselesi Milletler Cemiyeti'ne
götürülmemiştir. En sonunda Fransa bizim dediğimizi yapmak zorunda kalıyor. Bütün okullar, yabancı okullar Türk
müfredatına, denetimine tabi oluyor. Bu önemli. Nüfus mübadelesi zaten Yunanistan'la Türkiye arasında yaşanan
bir gelişmeydi. Bu mübadele meselesi savaşın eşiğine getirdi Türkiye ile Yunanistan'ı. Ama 1930 yılında yapılan
anlaşmayla olay tatlıya bağlandı. Milletler Cemiyeti ne zaman kuruldu? Paris Barış Konferansı'nın ardından 1920
yılında. Ben diyorum ki Türkiye Milletler Cemiyeti'ne özellikle taraflı tutumlarından dolayı Musul meselesindeki
taraflı tutumlarından dolayı geç üye oldu. 1932 yılında üye oluyoruz. Hatta bizi Yunanistan destekliyor. İspanya'da
davet ediyor. Bu süreçte İspanya'nın, Yunanistan'ın desteğiyle biz Milletler Cemiyeti'ne üye olmuşuz. Balkan Antantı
önemli bir gelişme. Bunu göstermem lazım. Özellikle bakın Balkan Antında hangi devletler var? Türkiye,
Yunanistan, Yugoslavya, Romanya. Canlarım o dönemde Almanya ve İtalya'nın saldırgan tutumlarından dolayı Türkiye
batı sınırını güvence altına almak istiyor. O yüzden bu devletlerle işbirliği yapıyoruz. Unutmayın Balkan
antantına neden Bulgaristan ya da o dönemde Arnavutluk katılmıyor? Çünkü Bulgaristan sınırlarını genişletmek
isteyen bir devlet. Yani yayılmacı politikalar izliyor. Arnavutluk da İtalya'nın baskısı altında. O yüzden
bunlar burada yok. Peki Montre Boğazlar Sözleşmesi dersem 1936'da egemenliğimizi, boğazlardaki
denetimimizi sağladığımız anlaşmadır. 1936'da ne yapmışız? Boğazlardaki silahlandırma yasağını kaldırmışız.
Boğazlardan geçecek gemilerin tonajı bile bizden bize sorulacak. İstediğimiz zaman gemileri durdurma arama hakkına
sahibiz. Boğazlarda ticaret serbest yapılacak. Çok cüzi ücretler alıyoruz orada. O yüzden uluslararası ticaret
bakımından diğer devletlerin işine gelen bir karar bu. Boğazlardan geçerler, ticaret yaparlar, serbestler. Ama savaş
gemisi ya da herhangi bir şekilde Türkiye savaştaysa tamamen denetim Türkiye'dedir. 1936 Montre Boğazlar
Sözleşmesi 20 yıllık bir anlaşmadır ama herkesin işine geldiği için bu anlaşma sürekli olarak uygulanmış. Günümüze
kadar yürürlükte kalmıştır. Peki boğazların Türklerin lehine bu şekilde dönmesinde, Boğazlardaki denetimin
sağlanmasında bizim fırsat olarak değerlendirdiğimiz gelişme nedir? O dönemde Almanya'nın, İtalya'nın
saldırgan politikalar izliyor olması Avrupa'yı tedirgin ediyor ve Türkiye burada ağırlığını koyuyor. Boğazların
denetimini üzerine alabiliyor. Bakalım 1937'de canlarım Sadabat Paktı imzalanıyor. Bu da bizim doğu sınırımızı
güvence altına aldığımız bir anlaşma. Bak kimler var? Türkiye, İran, Irak, Afganistan. Bunu İran atı olarak
kodlayabilirsiniz. Aklınızda kalır. İran, Afganistan, Türkiye, Irak. Bu devletler toplanmışlar. O dönem
İtalya'nın Akdeniz üzerindeki yayılmacı politikalarından endişe etmişiz. Bu devletlerle doğu sınırımızı güvence
altına almışız. Bu süreçte Suriye Sadabat paklında yok. Çünkü Suriye ile Türkiye arasında Hatay meselesi gündemde
ve sınır problemleri var. O yüzden Suriye buraya katılmamış. Buna da dikkat edersiniz. Hataysa 1921 Ankara
anlaşmasıyla sınırlarımızın dışında kalmıştı ama Caber Kalesi vatan toprağı sayılmıştı. Hatırlarsanız Hatay'da Türk
kültürü yaşatılacak, Türkçe konuşulacaktı. Bunun etkisini gördük. Biz zaten Milletler Cemiyeti'ne üye
olduğumuz için konuyu Milletler Cemiyeti'ne götürdük. O dönemde Fransa İtalya'nın, Almanya'nın saldırgan
politikalarından rahatsız olduğu için Suriye'nin mandatar yönetimini kaldırmıştı. Suriye bağımsız olmuştu.
Yani bu Hatay meselesi Türkiye ile Suriye arasında teke tekte çözülme durumuna geldi. Biz de burada
avantajımızı kullandık. Milletler Cemiyeti'ni devreye soktuk. Hatta Sandler raporu denilen bir rapor
hazırlandı. Sandler raporu raporunda özellikle Hatay'ın bağımsız olmasına karar verildi. Yani ne Suriye ne
Türkiye. Ama Hatay'ın nüfusu Türk olduğu için Hatay'da Türkçe konuşulduğu için ne oldu? Hatay 1939'da
anavatana katıldı. Atatürk'ün sözleri burada çok değerliydi. Unutmayın Hatay benim şahsi meselemdir. 40 asırlık Türk
yurdu düşman elinde esir bırakılamaz sözleri Hatay için söylenmişti. göremedi ama sonuçta Hatay anavatana katıldı.
Hatay Cumhuriyeti 1939'da kararını güzel bir şekilde verdik. Günümüzde bizim toprağımız canlarım. Atatürk vefat
ettikten sonra İsmet İnönü Cumhurbaşkanı oluyor. 1938-1950 yılları arasında İsmet İnönü bizim
ikinci cumhurbaşkanımız olarak görev yapmıştır. Atatürk'ün tabii mal varlığı vasiyeti üzerine Türkiye İş Bankası'na,
Türk Tarih Kurumuna, Türk Dil Kurumuna bırakılıyor. Atatürk 10 Kasım 1938'de Dolmabahçe Sarayı'nda maalesef hayata
gözlerini yumuyor. Etnoğrafya Müzesi şöyle bir önemi var. Atatürk'ün vefat etmesinin ardından ilk defnedildiği yer
burası. geçici olarak ama anıt kabirin inşası tamamlanınca 1953 sonra ne oluyor? Atatürk ebedi istirahatgahı Anıt
Kabir'e defnediliyor. Anıt Gabir'in mimarları da Emin Onat'la Orhan Arda. Benim yapabileceğim buydu. Yani 39 günde
anlattığım 39 gün süren konuları, video ders kitabımı mümkün olduğunca size hızlı bir şekilde aktarmaya çalıştım.
Artık dilimin dönmediği zamanlarda, anlaşılmaz olduğum anlarda e idare edin kusura bakmayın. Zorlu oluyor böyle
videolar. Kaç saat olduğunu bak tahmin bile edemiyorum. Kaç saat sürdü hiç fikrim yok. Umarım faydalı olur. Faydalı
olacaktır. Çünkü atlamadan, mümkün olduğu kadar kitabı atlamadan hızlı bir anlatım yapmaya çalıştım. Tam bir full
tekrar videosu oldu. Umarım emeklerinizin karşılığını alırsınız. MSU için konuşuyorum. Özellikle şu durumda
ilk sınav çünkü önce MS. Umarım emeklerinizin karşılığını alırsınız. Karşıma asker olarak çıkarsınız.
Sarılırız, helalleşiriz. E hepinizin yolu bahta açık olsun. Zaten TYT sürecinde yine birlikte olacağız. Emek
vereceğiz. Daha 4 ayımız var. Güzel bir zaman. Daha güzel işler yapacağız. Seviliyorsunuz. Kendinize iyi bakın.
Videodan çıkmadan önce buraya kadar geldiysen beğenmeyi, yorumlara birkaç tane nokta artı falan atmayı unutmazsan
sevinirim. Görüşürüz.
Sınava 4 ay kala zaman yönetimi bilincine sahip olmak ve düzenli çalışma disiplinini korumak motivasyonu artırır. Kendinize ulaşılabilir hedefler koyup her başarıyı ödüllendirmek, moral ve azmi yüksek tutmanıza yardımcı olur. Ayrıca başarı öykülerinden ve destekleyici kaynaklardan faydalanmak motivasyonunuzu pekiştirir.
ÖSYM tarafından sıklıkla sorulan kritik tarih konularına odaklanmak avantaj sağlar. Tarih biliminin temel kavramları, tarih öncesi ve ilk çağ medeniyetleri, Orta Çağ Türk devletleri, Osmanlı tarihi ve Türkiye Cumhuriyeti dönemi başlıca öncelik alanlarınızdır. Ocak ayında tam tekrar yapmayı planlamak bu konuların pekişmesini sağlar.
Tarih bilimi; tarama, tasnif, tahlil, tenkit ve terkip yöntemlerini kullanır. Kaynaklar birinci elden (anitlar, yazıtlar) ve ikinci elden (ders kitapları, makaleler) olarak ikiye ayrılır. Sınavlarda olay (anlık gelişme) ile olgu (uzun süreçli gelişme) ayrımı yapılması sorulabilir, bu yüzden temel kavramları iyi bilmek önemlidir.
Osmanlı tarihi sınavda kuruluş dönemi, özellikle beyliklerin Anadolu’daki rolleri, yükselme dönemi (İstanbul’un fethi, Kanuni Sultan Süleyman dönemi) ve gerileme/dağılma dönemlerinde yapılan ıslahatlar öne çıkar. Tanzimat ve Meşrutiyetlerin özellikleri ile I. Dünya Savaşı sonrasındaki gelişmeler de kritik öneme sahiptir.
Kurtuluş Savaşı, Misak-ı Milli ve TBMM’nin açılması, Lozan Barış Antlaşması ve yeni devletin kuruluş süreci temel başlıklardır. Atatürk ilke ve inkılapları; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık mutlaka öğrenilmelidir. Eğitim, hukuk ve toplumsal reformlar örneğin Harf inkılabı ve Soyadı kanunu da sınavda sorulabilir.
ÖSYM’nin soru yaklaşımı tarihsel dönemler, önemli savaşlar, antlaşmalar ve kültürel gelişmeler üzerine odaklanır. Kaynakları doğru anlayıp yorumlama ve kritik yapabilme becerisi önemlidir. Soru ve cevapların kapsamlı çalışılması, özellikle Türk tarihi karakteristiklerine hakim olunması başarıyı artırır.
Doğru planlama, öncelikli konulara odaklanma ve düzenli tekrarlar başarının anahtarlarıdır. Motivasyonu yüksek tutup süreç boyunca stres yönetimi ve yeterli dinlenmeye dikkat etmek verimliliği artırır. Video ve kamp kaynakları gibi destekleyici materyallerden faydalanarak öğrenmeyi hızlandırabilirsiniz.
Heads up!
This summary and transcript were automatically generated using AI with the Free YouTube Transcript Summary Tool by LunaNotes.
Generate a summary for freeRelated Summaries
TYT Matematik Bölünebilme Kuralları ve Örnek Sorular Analizi
Bu videoda, TYT Matematik'te sıkça karşılaşılan bölünebilme kuralları detaylı şekilde anlatılıyor. 2, 3, 4, 5, 8, 9, 10, 11, 12, 15, 36 gibi sayıların bölünebilme kuralları örneklerle açıklanıyor, çözümlü sorularla pekiştiriliyor. Ayrıca kalan sorularına yönelik stratejiler ve asal çarpanlar kavramı üzerinden önemli ipuçları veriliyor.
Tarihin Popülaritesi ve Sosyal Medya Üzerindeki Etkisi
Bu video, tarih ve sosyal medya arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Tarihin neden bu kadar popüler hale geldiği, insanların geçmişe olan ilgisinin artması ve sosyal medyanın bu süreçteki rolü tartışılıyor. Ayrıca, tarihsel olayların günümüzle nasıl kıyaslanabileceği ve muhakeme yeteneğinin önemi vurgulanıyor.
YouTube Videolarını Optimize Etmenin 12 Temel Yolu
YouTube videolarınızı yükledikten sonra doğru optimizasyon stratejileriyle izlenmelerinizi ve abone sayınızı artırabilirsiniz. Bu rehberde, dosya adından başlığa, açıklamadan oynatma listelerine kadar videonuzun başarısını garantileyecek 12 etkili adımı öğrenin.
2026 AYT Fizik Kampı: Vektörler Konusu ve Temel Kavramlar
2026 AYT Fizik Kampı'nın ilk dersinde vektörler konusu detaylı bir şekilde temel kavramlarla ele alınıyor. Skaler ve vektörel büyüklüklerin farkları, vektörlerin özellikleri, eşit ve zıt vektörler ile bileşke vektör kavramları örneklerle açıklanıyor. Ayrıca vektörlerin toplanması için kullanılan uç uca ekleme yöntemi üzerinde duruluyor.
Tasavvuf Yolculuğunda Nefsi Terbiye ve İnsanı Tanıma
Bu dersimizde nefsin tanınması, insanın varoluş gayesi ve nefsi terbiye etmenin önemi üzerinde durduk. Nefsin beş temel gücü ve düşüncenin ruhani yolculuktaki yeri detaylı örneklerle anlatılırken, tasavvuf yolunda sadakat, tevbe ve kalp temizliğinin rolü vurgulandı.
Most Viewed Summaries
Kolonyalismo at Imperyalismo: Ang Kasaysayan ng Pagsakop sa Pilipinas
Tuklasin ang kasaysayan ng kolonyalismo at imperyalismo sa Pilipinas sa pamamagitan ni Ferdinand Magellan.
A Comprehensive Guide to Using Stable Diffusion Forge UI
Explore the Stable Diffusion Forge UI, customizable settings, models, and more to enhance your image generation experience.
Mastering Inpainting with Stable Diffusion: Fix Mistakes and Enhance Your Images
Learn to fix mistakes and enhance images with Stable Diffusion's inpainting features effectively.
Pamamaraan at Patakarang Kolonyal ng mga Espanyol sa Pilipinas
Tuklasin ang mga pamamaraan at patakaran ng mga Espanyol sa Pilipinas, at ang epekto nito sa mga Pilipino.
Pamaraan at Patakarang Kolonyal ng mga Espanyol sa Pilipinas
Tuklasin ang mga pamamaraan at patakarang kolonyal ng mga Espanyol sa Pilipinas at ang mga epekto nito sa mga Pilipino.

